28.12.11

DÜNYA’YA YILDIZ’DAN AÇILMAK İSTER MİSİNİZ?



DÜNYA’YA YILDIZ’DAN AÇILMAK İSTER MİSİNİZ?

Aylin Yavaş, Öğretim Görevlisi, M.Ed.
Uluslar Arası İlişkiler Koordinatörü (intoffice@yildiz.edu.tr)

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)’nin uluslar arası bir dünya üniversitesi olması yolunda kurulan ve Eğitim-Öğretim Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Ayvaz’a bağlı olarak,
Öğr. Gör. M.Ed. Aylin Yavaş’ın koordinatörlüğünde faaliyet gösteren Uluslar Arası İlişkiler Ofisi, AB-Erasmus programı dışındaki tüm dünya ülkeleri ile akademik işbirliği protokolleriyle ve programlarla ilgilenmektedir. Ayrıca, yurt dışından üniversitemize gelen heyetlere ve gruplara çeşitli dillerde üniversite tanıtımı, rehberlik, sözlü çeviri gibi çeşitli hizmetler sunulmakta; uluslar arası yaz okulu, staj gibi organizasyonlar yapılmaktadır. Bunlardan bazıları, Michigan State University (ABD)’nin üniversitemizde yaptığı yaz okulu ve Malezya Teknoloji Üniversitesi’nin stajıdır. Bu kapsamda, Michigan State University İnşaat Fakültesi’nden 15 kişilik öğrenci grubu ile 29 Mayıs-18 Haziran 2011 tarihlerinde yaz okulu yapıldı. Malezya Teknoloji Üniversitesi’nden 14 kişilik öğrenci grubu ise 15-18 Kasım 2011 tarihlerinde, YTÜ Makine Mühendisliği Bölümü "Makine Malzemesi", "Otomotiv Motorlar" ve "Isı Tekniği ve Termodinamik" laboratuarlarında staj yaptı.

YILDIZ, ITAM-8’E HAZIRLANIYOR

Bilgi Teknolojileri Uygulamaları ve Yönetimi Uluslar Arası Konferansı (International Conference on IT Applications and Management, ITAM)'ın sekizincisi Kore Veritabanı Topluluğu (KDBS) ve Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından yapılan işbirliği protokolüyle 28-29 Haziran 2012'de Yıldız Teknik Üniversitesi'nde düzenlenecektir. KDBS Başkanı ve Hanyang Üniversitesi'nden Prof. Dr. Namjae Cho ve Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Yüksek kongreyle ilgili protokolü 19 Ekim 2011 Çarşamba günü imzalanmıştır. YTÜ Beşiktaş kampüsünde gerçekleşecek olan ITAM-8’in hazırlıkları devam etmektedir.  

AKADEMİK İŞBİRLİKLERİ

2011 yılında imzalan -AB-Erasmus programı dışındaki- akademik işbirliği protokolleri aşağıda verilmiştir. Bu anlaşmalarla akademisyenlerimizin ve öğrencilerimizin dünyaya açılması ve üniversitemizde dünya kültürlerini buluşması hedeflenmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri:
- The University of Alabama at Birmingham
- The University of Arkansas at Little Rock
- Syracuse University

Meksika:
- Universidad Nacional Autonoma de Mexico

Kanada:
- The University of Alberta

İrlanda:
- Dublin City University


İngiltere:
- Leeds Metropolitan University
- Warwick University

Polonya:
- Lublin University of Technology

Makedonya:
- First Private University-Skopje

İran:
- Islamic Azad University MAKU Branch

Kazakistan:
- S. Toraighyrov Pavlodar State University

Çin:
- Minzu University of China

Kore: 
-Korea University
-Hanyang University

Japonya:
- Tokyo Metropolitan University


İrtibat Bilgileri:

Yıldız Teknik Üniversitesi
Rektörlük-Uluslar Arası İlişkiler Ofisi
Çukursaray, Ofis: F-15
Yıldız Yerleşkesi 34349 Beşiktaş, İstanbul-Türkiye
Tel: 0 212 383 32 08 Faks: 0 212 227 69 90

13.7.11

Niye öğrenemiyoruz biz bu yabancı dili?

Aslıhan Köşşekoğlu   -   03.04.2011, Zaman

İlköğretimden liseye kadar 12 yıl haşır neşir olsak da İngilizce'yle arayı bir türlü düzeltemiyor, liseden sonra yolları ayırıveriyoruz. 44 ülke arasında yapılan "İlgilizce yeterlilik sınavı"nda da ancak 43. olabilmişiz. Peki, biz bu dili neden öğrenemiyoruz?
Bu soruyu uzmanına bir kere sormaya gör! Konuştukça dallanıp budaklanıyor, herkesten farklı tespitler ve çözüm önerileri geliyor. Gündemdeki yabancı hoca konusundaysa görüş ortak: "Yabancı hoca faydalı, ancak tek başına çözüm değil."
İlköğretim sıralarında "-What is your name? -My name is....." ile başlayan İngilizce maceramız, lisede fazla ötesine gitmeden sonlanıveriyor. Genellikle 20-30 kelime olup kalıyor hafızamızda öğrendiklerimiz. Ne derdimizi anlatıyoruz, ne işin ehliyle bir iki söz kelam edebiliyoruz. Liseden sonra üniversiteyi kazanan öğrenci İngilizce hazırlığı olan bir bölüme yerleştiyse ne mutlu! Yoksa gelsin özel kurslar, ek dersler; gitsin cepten TL'ler, binler... Çünkü eğitim ve kariyer planları için bu dilin öğrenilmesi günümüzde neredeyse şart. Ancak ne hikmettir bilinmez; 5 yıl ilköğretim, 4 yıl lise toplam 9 yıllık eğitim İngilizceyi öğrenmemize yetmiyor. "Sorun nerede?" diye konuştuğumuz uzmanlar konuya farklı açılardan baksa da, cevaplar ortak sorunlar etrafında şekilleniyor. Ama konu kaynak ve materyallerle gelince sanki ses biraz daha yükseliyor. Kimine göre devlet materyalleri değil, müfredatı hazırlamalı. Kimine göre öğrenme şekillerine göre programlar tasarlanmalı.
Farklı görüşler de gelmiyor değil. Fiziksel şartlar mesela. 40-50 kişilik sınıfta yabancı dil öğretmenin de öğrenmenin de zor olduğu neredeyse herkesin kabulü. Ortak söylemlerden biri de Anadolu liselerinin de artık İngilizce öğretemediği. Sebepler belli; 2005-2006 öğretim yılında hazırlık sınıflarının kaldırılmasından sonra geçtiğimiz yıl dil saatlerinin de 10 saatten 6'ya düşürülmesi. Öğrencinin yoğunluğu da ders saatiyle orantılı. Eğitim ne kadar yoğun olursa olsun öğrencinin ders sonrası çalışması şart. Öğretmen derste sadece rehberlik yapıyor, işin pratiği öğrenciye kalıyor.
Yabancı hoca tek başına çözüm değil
Yetkililer durumun farkında elbet. Sürekli çözüm önerileri sunuluyor, yeni kararlar alınıyor. En son açıklama geçtiğimiz hafta geldi Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'dan; "Yeni bir projeyle 4 yıl içinde anadili İngilizce olan 40 bin yabancı öğretmen alınacak." Yani dil problemine bir de buradan yaklaşılacak. Projenin en önemli unsuru yabancı öğretmen alımı. Ancak İngilizce probleminde etken gösterilen birçok konuya değiyor ucu. Plana göre; yabancı hocalar İngilizce derslerine Türk öğretmenlerle birlikte girecek, öğrenciler ve Türk öğretmenler için İngilizce konuşma sınıfları düzenleyecek, İngilizce öğretimi için materyal ve etkinlikler geliştirecek. Yani müfredat dışındaki İngilizce etkinliklerine yardımcı olacak. Ancak uzmanlara göre sorunun çözülmesinde yabancı hoca da tek başına çare değil. Ayrıca 40 bin kişi dört yılda da olsa ciddi bir kadro. Gerçekleştirilse bile hepsi alanında uzman olabilecek mi? Konuştukça anlıyoruz ki; "Neden öğrenemiyoruz bu dili?" diye bir kez sormaya gör! Açıldıkça dallanıp budaklanıyor, herkesten farklı tespitler ve çözüm önerileri geliyor. a.kossekoglu@zaman.com.tr
***

Öğretmenler ne diyor?

Dile maruz kalma öğrenmede önemli bir adım
Salih Sarı (Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği): Her öğretmenin kendi öğretim şeklinin olması gerekiyor ancak müfredat kitaplar da buna izin vermiyor. Ders saatlerinin yeterli ya da yetersiz olması da bu durumda çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Sistemin kökü sağlam olursa bir şekilde öğrenilir. Ama sistem yanlış olursa istediğiniz kadar zaman ayırın bir sonuca varamıyorsunuz. Öğrencilere dili anadili olarak konuşanların sunabileceği bir yabancı dile maruz kalabileceği ortamlar sunulması gerekiyor. Öğretmenlerimiz bize nasıl öğrettiyse biz de o şekilde dil öğretmeye devam ediyoruz. Böylece bir kısır döngü kendi içinde devam edip duruyor. Yeni projeyle gelecek öğretmenlerin İngilizce öğretmeni arkadaşlarımızın bu kısır döngüyü kıracağını düşünüyorum.
Dil eğitimi daha erken başlamalı
İpek Did (Fatih Üniversitesi): Birçok ülkede yabancı dil eğitimi anaokulunda başlıyor. Bu kesinlikle çok önemli. Çünkü insan beyninin bir dili kabul etmesi için en uygun yaşlar 5-6'lı yaşlardır. Sadece İngilizce için değil, tüm diller için öğretirken eğlendirmek, öğrenirken eğlenmek gereklidir. Çocuklar dile ezber ile değil, küçük yaşlardan itibaren günlük hayattan parçalarla alıştırılmalıdır. Özel okullarda erken yaşta verilmeye başlanıyor dil eğitimi. Devlet okullarında da sistem bu olsun. Ufak yaştan bu işe iyi bir sistemle giriş yaparsak, arkası gelir zaten.
***
Sınav endeksli öğrenci yetiştiriyoruz
FEM Yayınları İngilizce Zümre Başkanı Mehmet Çayır, İngilizce eğitiminde sınav psikolojisinin dezavantajlarına değiniyor. Eğitim sistemimiz sınav odaklı olduğundan öğrencinin derslere motivasyonu da sınavlara odaklı oluyor. Çayır, SBS'ye İngilizcenin dahil edilmesiyle ilköğretimde öğrencilerin ilgi ve seviyelerinin arttığı görüşünde. Ancak sıkıntı şimdi de üniversite hazırlıkta gösteriyor kendini. Sadece İngilizce öğretmenliği, tercümanlık gibi alanlara meyleden öğrenciler dile ağırlık veriyor. Diğer alanlardaki öğrenci İngilizce çözmediği için ikinci ya da üçüncü derecede ilgi alanına giriyor. Yani Çayır'a göre sistemde bazı değişiklikler olmadığı sürece yabancı hoca da beklenilen faydayı sağlamayacak.
***
Dört temel beceri birlikte verilmeli
Oxford Yayınları Genel Yayın Müdürü Emrah Özpirinçci yabancı dil eğitiminde diğer derslerden daha farklı bir sisteme gerek olduğunun kabul edilmesi gerektiği görüşünde. Ona göre yabancı dil eğitiminde diğer derslerden farklı olarak üç temel unsur var. Birincisi ders saatleri ve öğrencinin yoğunluğu. İkincisi ise dile hâkim, iyi bir öğretmen. Öğretmen, yabancı dil eğitiminde dört temel beceriyi (okuma, yazma, konuşma, dinleme) eşit oranda kazandırmaya çalışmalı. Ancak Özpirinçci bir tek okuma ve yazmaya yoğunlaşıldığı fikrinde. Bunun da üçüncü temel unsur olan materyal eksikliğinden kaynaklandığını söylüyor ve ekliyor: "Ortadoğu, Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinde devlet ön planda. Çok güzel bir müfredat var, bu müfredata uygun istediğiniz materyali kullanın deniyor öğretmenlere. Materyali hoca seçtiğinden kendisinin ve öğrencinin seviyesine uygun programı uygulamaya konuyor. Yardımcı materyallerle ders verilmeye çalışılıyor. Dijital olanaklardan da yararlanılıyor. Bizde bakanlığın verdiği tek bir kitapla işleniyor dersler. Dokümanları hoca seçmeli. Bizde herhalde hocalara güven yok. Biraz yurtdışına bakmalı. Açık fikirli olmak lazım."
***
Öğrenci korkmasın, hoca kendini güncellemeli
Bu yıl Amerika'da doktorasını yapmaya hazırlanan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Aylin Yavaş'ın İngilizce eğitim ve öğretim üzerine çalışmaları var. Yüksek lisansını ve bilim uzmanlığını da bu konu üzerine tamamlamış. Yavaş'a göre işin akademik boyutunda eğitim, öğretim ve ders programı var. Bunlar iç içe geçen ve birbirini kapsayan kümeler. Mesela her öğrencinin öğrenme şekline göre programlar ve materyaller hazırlanması için Milli Eğitim Bakanlığı'nda bilim uzmanlığını almış, eğitim ve anabilim dalında yüksek lisans ya da doktorasını almış program geliştirme uzmanlarının çalışması gerekli. İşin sosyolojik, psikolojik boyutunu ise kendi hayatından güzel bir örnekle anlatmaya başlıyor: "11 yaşındayken İngilizce öğretmenim hata yaptım diye azarladı beni. O gün 'Baba ben okula gitmeyeceğim' demiştim. Şimdi belki o alanda profesör olacağım." Yavaş'a göre eğitim sistemimiz öğrencinin öğrenme stillerine göre kurulmuş bir sistem değil. Sistemden kaynaklanan sorunlarla öğrenci hata yapmaya korkuyor. Bu sebeple pek çok kişi İngilizce biliyorum ama konuşamıyorum diyor. Yavaş'a göre çözüm için gerek üniversitedeki hocalar, gerek Milli Eğitim'de çalışan İngilizce hocaları kendilerini sürekli güncellemeli, iki yılda bir uluslararası İngilizce yeterlilik sınavlarına girmeli.

http://zaman.com/haber.do?haberno=1116503&title=niye-ogrenemiyoruz-biz-bu-yabanci-dili&haberSayfa=1

22.6.11

UZUNKÖPRÜ’DEN BEYAZ SARAY’A


Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Öğr. Gör. Aylin Yavaş, aylinyavas@gmail.com
GÖZLEM

UZUNKÖPRÜLÜ ÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE:
UZUNKÖPRÜ’DEN BEYAZ SARAY’A

Sevgili Uzunköprülü Öğrenci Kardeşlerim,
Sizlere bir hocanız; daha da güzeli bir ablanız olarak bu satırları yazıyorum. Ben de Uzunköprü’de doğup büyüdüm. Sizlerle benzer zorluklar yaşadım. Kimi zaman kızdım kimi zaman kırıldım. Ama hiçbir zaman hayal kurmaktan, hedef koymaktan ve onlara ulaşmak için çalışmaktan vazgeçmedim. Sabrettim, hayata gülümsedim, yine okumaya devam ettim. Sevgili babacığım Fahrettin Yavaş esnaftı. Babamın yanında altı yaşında çıraklık yapmaya başlamıştım. Yaz tatillerinde dükkânımızın önünde karpuz kavun sattım, boyumun erdiği yere kadar camları sildim ve böylelikle harçlığımı kazandım. Küçüklüğümden beri hep hak ederek elde etmek istedim hedeflerimi ve bu felsefede hareket ederken beni hayat boyu koruyan bir çalışma disiplini elde ettim.
Bu satırları size yaz tatilinize başlarken bir tavsiye mektubu olarak yolluyorum. Lütfen (yoksa) kendinize bir ajanda alın, hayatınızı ve zamanınızı şimdiden programlayarak yönetmeye başlayın. Mümkünse çalışarak harçlığınızı çıkarın.
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden değerli öğrencim Mustafa Okan Saraçoğlu’nun Yıldızlar dergisi (Nisan 2011) için benimle yaptığı röportajı sizlerle paylaşmak istedim. Dilerim sizlere çalışmalarınızda yardımcı olur. Hepinizin hayallerinin gerçek olmasını diliyorum.
İstanbul’dan sevgilerimle,
Aylin Yavaş
Fulbright Bursu Hakkında Merak Edilenler
Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin en saygın burs programlarından birisi olan ve Senatör J. William Fulbright’ın adını verdiği Fulbright Programı (http://fulbright.state.gov/), yurtdışında eğitim almanın öneminin arttığı günümüzde akademisyenlere ve öğrencilere güzel fırsatlar sunuyor. Fulbright Programı, Amerikan Kongresi tarafından 1946'da, 2. Dünya Savaşı bitiminde, eğitimsel ve kültürel değişim yoluyla ülkeler arasında ortak bir anlayış geliştirmek için oluşturulmuştur. Bu yasanın fikir babası olan Senatör J. William Fulbright, bu programı silahlı çatışmaya karşı atılan bir adım olarak görmüştür. Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu (http://fulbright.org.tr/tr/), 1949’da ABD ve Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşma sonucunda kurulmuştur; Türk ve Amerikalı üniversite mezunlarını, akademisyenleri ve öğretmenleri seyahat ve yaşam masraflarını kapsayan burslarla destekler ve ABD’de eğitim almak isteyen Türk öğrencilere danışmanlık hizmeti sunar.
11 Nisan 2011 tarihinden itibaren Yıldız Teknik Üniversitesi Dış İlişkiler Koordinatörü olarak atanan İngilizce Öğretim Görevlisi Aylin Yavaş, M. Ed., 2009-2010 yıllarında Fulbright bursuyla Cornell Üniversitesi’nde Türk Dili ve Kültürü derslerini verdi ve doktora dersleri aldı.
Mustafa Okan Saraçoğlu: Aylin Hoca’m, Fulbright Burs Programı hakkında biz öğrencilerin merak ettiği bazı şeyler var. Bu konuda aklımıza takılan soruları sizinle paylaşmak istiyoruz.
Aylin Yavaş: Elbette siz değerli öğrencilerime yardımcı olmaktan büyük mutluluk duyarım.
M. Okan Saraçoğlu: Öncelikle, yurtdışı eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aylin Yavaş: “Yurtdışı eğitimi”, günümüzde hepimizin tecrübe etmesi gereken önemli bir kavram olmuştur. Buna paralel olarak, hepimizin içinde “kendimizi gerçekleştirme gücü” olduğunu düşünüyorum. Bunu öğrencilerime açıklamak için İngilizce’deki “in-nova-tion” sözcüğü ile bir örnek verebilirim: Her bireyin içinde -‘in-’-, kendini gerçekleştirme gücü -‘nova’-, bulundurmaktadır. Yurtdışı eğitimi de bu gücü ortaya çıkaran önemli bir araç oluyor ve yeniliklerin ortaya çıkmasını sağlıyor ki “innovation” da “yenilik” anlamına gelmektedir. Yurtdışı eğitimiyle ya da eğitimsel ve kültürel değişim yoluyla elde ettiklerimiz, bize “artı değer” katıyor ve “yenilik” yapmamızda katkı sağlayıp, çalışmalarımıza ivme katıyor. Sevgili öğrencilerime her zaman “hayal kurmalarını, bu hayallerine ulaşmaları için hedefler belirlemelerini, bu bağlamda programlı, sistemli ve düzenli çalışmalarını” tavsiye ediyorum.
M. Okan Saraçoğlu: Yurtdışında eğitim almak için sizi birisi mi yönlendirdi? Yoksa kendiniz mi tercih ettiniz?
Aylin Yavaş: Küçüklüğümden beri hep yeni ülkeleri görmek ve yeni kültürleri tanımak istedim. Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde doğdum. Uzunköprü’den dünyaya açılmamın ve hayallerimi gerçekleştirmenin yolu, iyi bir eğitim almamdan geçiyordu. Senatör J. William Fulbright’ın, “İstikbalimiz yıldızlarda değil, akıllarımızda ve kalplerimizdedir. İnsanlık için umut vadeden bir geleceğin birinci koşulu, zaten el ele olması gereken yaratıcı liderlik ve hür eğitimdir.” sözünden yola çıkarak, 2001 yılında Uzunköprü Muzaffer Atasay Anadolu Lisesi’nden mezun oldum, 2005’te Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim - Tercümanlık bölümünde lisans eğitimimi tamamladım. Ankara’da okuduğum yıllarda farklı bir kültürle karşılaşmıştım. Hacettepe kültürü ve Ankara kültürü olarak adlandırabileceğim bu iki kültür, bana farklılıkla gelen gelişimi sunmuştu. Üniversite birinci sınıfta yurtdışı eğitimini ciddi anlamda düşünmeye başlamıştım. Türk Hava Kurumu’nun Uluslar Arası Hava Öğrenci Değişim Programı (International Air Cadet Exchange)’nı kazanarak, ülkemizi temsilen İngiltere’ye gönderildim (2002). Bu sayede, ilk defa yurt dışına çıktım. Amatör planörcü olarak ülkemizi İngiltere semalarında temsil etmek beni çok mutlu etti ve Yüzbaşı Tina Shaw tarafından “en unutulmaz öğrenci” seçilmek, ülkem adına beni çok gururlandırdı. Anılarımı UçanTürk’te (s. 484-486), Uzunköprü Adalet Gazetesi’nde ve Turkish Daily News’te yazarak, tecrübelerimi paylaştım. 17 yaşımda “her yıl en az bir burs kazanıp, bir ülke görmeyi” kendime hedef koydum. Ayrıca, bu bakış açısını öğrencilerime kazandırmaya çalışıyorum.  
M. Okan Saraçoğlu: Fulbright Bursu Programını diğer programlara göre tercih etmenizin bir sebebi var mıydı?
Aylin Yavaş: Bu program, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en saygın burslarından biridir. Fulbright bursunu kazanarak elde ettiğiniz bu başarı, size yeni kapıların açılmasını sağlar. Başarı, başarıyı çeker, diye bu durumu özetleyebilirim. Lisans yıllarımdan beri yurt dışında doktora yapma hayalim vardı. Doktora, sizin hayatınızın ortalama olarak 5 yılını adayacağınız bir süreçtir. Bunun öncesinde, daha kısa süreli ve etkin bir programla yurt dışına giderek kendimi tanımak ve yurt dışında doktora yapmanın ne olduğunu araştırmak, bana anlamlı geldi. Bana sunulan olanakların yüksek olduğu bir program, sonrasında akademik eğitimimi yurt dışında sürdürmeme karar vermemde önemli bir rol oynayacaktı. Bir başka deyişle, yurt dışında doktora yapmalı mıyım, yapacaksam hangi programları tercih etmeliyim sorularına cevap bulmamı sağlayacaktı? Bu doğrultuda “Fulbright Foreign Language Teaching Assistant (FLTA) (FLTA)” denilen “Fulbright Yabancı Dil Asistanlığı Programı”   (http://fulbright.org.tr/tr/turk/flta)’na başvurdum ve kabul edildim. O zaman, Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansımın tez aşamasındaydım. Gerekli izinleri aldıktan sonra 2009 – 2010 yılları arasında Cornell Üniversitesi’nde Fulbright FLTA olarak çalıştım. Cornell’de Yakın Doğu Çalışmaları Bölümünde “Temel Türk Dili ve Kültürü” derslerini verdim. Bu bana Türk kültürünü Amerikalılara anlatma fırsatı verdi. Okul içi ve okul dışı aktiviteler organize ettim. Mesela Türk Yemekleri Kulübü, Türk Şarkıları Gecesi gibi organizasyonları düzenledim. Yabancı öğrencilerle baklava, kısır ve börek yaptık. Fulbright’ın sunduğu olanakları, hem kendi kişisel gelişimim için hem de kültürümüzü diğer milletlere anlatmak için bir fırsata dönüştürdüm.
M. Okan Saraçoğlu: Amerika’da bulunduğunuz sürece unutamadığınız bir olayı bize anlatır mısınız?
Aylin Yavaş: Ben Cornell Üniversitesinde kuzey yerleşkesinde doktora öğrencilerinin kaldığı bir yurtta kalıyordum. Ofisim ise güney yerleşkedeydi. Dersten sonra bir gün yağmur başlamıştı. Yurduma dönüş yolunda güzel havalarda kendimi doğayla baş başa buluyordum. Kafama fındık atan sincaplar, yolumu kesen ceylanlar ve şırıl şırıl akan bir şelaleyle bürülü bir yoldu, bu. Yolda yağmur sonrası sürünen sayısız solucan vardı. Bu sırada bir şey dikkatimi çekti: Yol üzerinde annesinin yanında minik bir çocuk eğilmiş bir solucanı dikkatle izliyordu. Annesinin sırtında ise daha küçük bir kardeşi vardı. Yanlarına gittim ve onlara merhaba dedim. Çocuğun göz hizasına çömelip, beraber solucanla sohbet etmeye başladık. Bu esnada bayan sırtındaki çocuğa İspanyolca bir şeyler söyledi. Ben de merak edip sordum İspanyolca biliyor musunuz diye? Bayanla tanıştık ve kendisinin Kosta Rikalı olduğunu öğrendim. Bana neler yaptığımı nelerden hoşlandığımı sordu. Ona kısaca bir bilgi verdikten sonra çocukları çok sevdiğimi, onlarla beraber vakit geçirirken çok mutlu olduğumu, fırsat buldukça yurtların hemen karşısındaki çocuk parkına gidip onlarla oyun oynadığımı söyledim. Bu sırada bayana çocuklarla beraber deneysel bir ortamda bulunup bilimsel anlamada kendimi geliştirebileceğim ayrıca onlarla beraber bolca vakit geçireceğim bir laboratuar hayalimin olduğunu söyledim. O da bana neden “Infant Lab” (0-3 yaş arası çocukların beyinlerinin, davranışlarının ve uzay algılarının araştırıldığı bir laboratuar) alanında çalışmadığımı sordu. Ben de şaşırdım çünkü bildiğim kadarıyla bu tarz bir çalışma ülkemizde yoktu ve herhangi bir bilgi sahibi değildim. Bayan, Cornell’de böyle bir laboratuarın olduğunu hatta bu laboratuarın müdürünün kendisi olduğunu söyledi. Kader beni tam da aradığım türden bir insanla çok ilginç bir zamanda buluşturmuştu. Bu tanışmadan sonra Laboratuara gittim ve iki dil bilen çocukların dil ve uzay algılarıyla ilgili deneylere katılmama izin verildi. Ben de hayal ettiğim laboratuarlarda deney ve gözlem yapma ve kendimi geliştirme imkânı elde ettim. Solucanlarla başlayıp laboratuarda biten bu anım benim Amerika’daki geçmişime dair en mutlu olduğum anılarımdan biridir. Bir de Amerikan Dış İşleri Bakanlığı’nın benimle röportaj yapması beni ülkem adına çok mutlu etmişti: http://www.youtube.com/watch?v=zE9c_GWw6sg 
M. Okan Saraçoğlu: Amerika macerasından sonra Türkiye’ye döndüğünüzde kendinizde ne gibi değişiklikler hisseder oldunuz ya da hayata ve sisteme bakış açınızda ne gibi farklılıklar oluşmaya başladı?
Aylin Yavaş: Daha önce ailemden ayrı kalmıştım. Ancak okyanus ötesi bir ülkede bu kadar uzun bir süre bulunmak farklı bir duygu. Bu süreç, problem çözme ve analitik düşünme yeteneklerimi geliştirdi. Hayata bakış açınızı değiştirirken sizi daha güçlü yapan bir tecrübe olduğunu söyleyebilirim. Amerika’da her şey sistematik bir düzen içinde işliyor. Çalışanların net bir görev tanımı var. İnsanlar görevlerinin ne olduğuna bakmaksızın işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. İnsanlar birbirini kandırmaya çalışmıyor. Amerika’nın dünya devi olmasında en önemli etkenin kurmuş oldukları sistem olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye baktığınızda insanların iş yapmaktan kaçındığını görebilirsiniz. Elbette işini en iyi şekilde yapmaya çalışan insanlarımız var. Zamanla iş yapmaktan kaçınan insanlarında onlara uyum sağlayacağına inanıyorum.
M. Okan Saraçoğlu: Üniversitelilerin büyük çoğunluğu yüksek lisans ve doktora yapmayı düşünüyor. Bu yolda ilerlemek isteyenlere ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?  
Aylin Yavaş: Bu yolda sizlerden önce yürümüş ve yürümeye devam eden birisi olarak tecrübelerimi paylaşmak beni mutlu eder. Üniversiteye başlayan her öğrenci ilk yıl itibariyle staj yapmalı. Piyasada işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmeli. Bununla birlikte hedef belirlemek çok önemlidir. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık planlar yapılmalı. Bu planlar uzun vadede örneğin 5-10 yıllık süreçte bir hedefe ulaşmaya yönelik oluşturulmalıdır. Hedefinize ulaşamasanız bile yaklaşmanız başarılı olmak adına önemlidir. Üniversite sınavında Türkiye 1. si olmak almak Orta-2.si sınıftan beri hedefimdi. Bu hedefi gerçekleştirmek için “çok sistemli ve programlı” çalıştım ve Türkiye 212.si oldum. Elbette ilk üçte yer almak benim için öncelikliydi ama hedefime yaklaşmış olmak uyguladığım sistemin başarı getirdiğini görmemi sağladı. Hedeflerinize ulaşmaya çalışırken pek çok sorunla karşılaşmanız mümkün. Önemli olan bu sorunları çözebilmeniz ve sabırlı olmanız. Karşılaştığınız her sorun sizi daha güçlü hale getirir. Sonrasında karşılaşacağınız sorunları daha hızlı çözmenize yardımcı olur. Eğitim hayatında başarının en önemli unsuru “dayanıklılık”tır. Zorlukları çözerken vazgeçmemenizi ne kadar dayanıklı olduğunuz sağlar. Zorluklarla karşılaşmaktan korkmamalısınız. Başarıya ulaşırken aştığınız her sorun sizin dayanıklılığınızı artırır. 

10.6.11

Lebbeyk



"Huzur nedir?" ya da "En huzurlu oldugunuz (zam)anlar nedir?" nedir diye sordugumuzda, en azindan bu dunyadaki insan sayisi kadar farkli yanitlar aliriz herhalde...
Kimi zaman insanin en Sevgili ile bulustugu, tum kimliklerinden arinip, en ciplak benligi ile kendisi ile bas basa kaldigi andir, kimi zaman ise sabah yeni gune baslarken kuslarin sesini dinledigi andir belki de...


Ist-An-bul`da 04:34`te kuslarin sesini dinlerken, hizla akip gecen bu hayati yine dusunuyorum. Gune baslarken en sevdigim seyler: Cama bulgur koyup mahalledeki kuslarin karnini doyurmak... Agaclara ve kuslara onlari ne cok sevdigimi fisildamak...  Her sey icin sukranlarimi sunmak... Final donemindeki ogrencilerime basarili olmalari icin dualarimi yollamak... Iki cihan icin en hayirli kariyeri yapmayi dilemek... 


Kulagimda ise Lebbeyk sesleri: "Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, innel hamde ve`n-ni`mete leke ve`l-mülke lâ şerîke lek. (Buyur Allahım buyur! Emrindeyim buyur! Senin hicbir ortağın yoktur. Emrindeyim buyur. Şüphesiz hamd (övgü) sana mahsûstur. Nîmet (vermek) de senin, mülk de senindir. Senin hicbir ortağın yoktur.)


Allah`im! Beni goz acip kapayacak kadar bile nefsime birakma, diyerek herkese sevgilerimi yolluyorum.


Ay-lin:)

30.5.11

Allah`in Misafiri Olmak

Rahman ve Rahim olan Allah`in adi ile basladigim icsel yolculugumu sag salim tamamladim. Hayatimda yeni acilan bu sayfada daha sabirli olmayi, hayati daha buyuk bir Ask ile anlamayi ve anlamlandirmayi, her gecen gun daha fazla kisiyi mutlu edebilmek uzere calismayi hedefliyorum.
Sevgilerimle,
Ay-lin:)
Not: Her gece yattigimda dunyadaki tum cocuklarin guldugunu hayal ediyorum. Bunun icin hep beraber calisalim lutfen. Bana da dualarinizi yollarsaniz cok sevinirim. Aylin

14.5.11

Ya Sin

                                                            Degerli Babaannecigimle 


Sevgili Dostlarim ve Canim Ogrencilerim,


Bir cocukluk hayalimi gerceklestirmek uzere bu aksam yola cikiyorum. Lutfen benim icin dua edin.
Yuce Allah bu yolculugumu kolaylastirsin ve kabul eylesin.
16 Mayis 2011 Pazartesi babacigim Fahrettin Yavas`in olum yildonumunde siz de Yasin`lerinizi ve tum dualarinizi yollarsaniz, cok sevinirim. Ben kismetse o gun, bu dunya ile baglantimi koparmis olacagim ve 23 mayisa kadar ofis disinda olacagim.
Hakkinizi helal edin.


Sevgilerimle,


Ay-lin:)

31.3.11

Sevgiyle Kalın!

Sevgili Dostlarım ve Öğrencilerim,

Bir süre önce Facebook hesabımı dondurdum ve 1 Eylül'e kadar girmemeye kendime söz verdim.
Diğer yandan, çok yoğun bir süreçte akıp giderken hayat; içsel olarak bir yolculuğa çıkıyorum uzun bir süreliğine... Sanal dünyadan da elimden geldiğince uzakta durmaya çalışıyorum.
Her şeyin su gibi akması için lütfen bana dualarınızı yollayın ve hakkınızı helal edin.

Birbirimizi daha çok ve daha iyi sevdiğimiz nice yarınlara,

Sevgiyle,

Kızkardeşlikle,

Ay-lin:), huzurlu karınca
 
Not: Bana aylinyavas@gmail.com 'dan, yazılarıma http://uzunkopruadaletgazetesi.com/ 'dan ulaşabilirsiniz.

1.2.11

YTU`DE FULBRIGHT BILGILENDIRME SEMINERINE DAVETLISINIZ!



Sevgili Dostlarim ve Ogrencilerim,

Asagida detaylarini goreceginiz etkinlige davetlisiniz! Tum hayallerinizin gercek olmasi dilegiyle!
http://www.facebook.com/event.php?eid=187755284590193

Etkinligin adi: Fulbright Burslari Bilgilendirme Semineri
Etkinligin tarihi ve saati: 18 Subat 2011 Cuma 15:00-17:00
Etkinligin yeri: Yildiz Teknik Universitesi -Davutpasa Yerleskesi- Yabanci Diller Yuksek Okulu Konferans Salonu (Kantinin Karsisi)
Konusmacilar:
1- Fulbright Egitim Komisyonu Akademik Danismani Mevlude Bakir
2- Ogr. Gor. Aylin Yavas, 2009-2010 Fulbright FLTA, Cornell University
   3- Ogr. Gor. Ugur Butun, 2008-2009 Fulbright FLTA, NYU
   4- Ars. Gor. Tolga Mert, 2007-2008 Fulbright Researcher, Ohio State University 
   
   Etkinligin Kapsami: 
Fulbright Egitim Komisyonu Akademik Danismani Mevlude Bakir tarafindan, Fulbright ogrenci burslari, doktora sonrasi arastirma burslari ve Amerika'daki egitim olanaklari ile ilgili bilgi verilecektir. YTU`deki Fulbright bursiyerleri de tecrubelerini paylasacaktir.

Not: Etkinlik herkese acik ve ucretsizdir.

Sevgilerimle,

Ogr. Gor. Aylin Yavas, M. Ed.

26.1.11

Sukurler Olsun: Yeni hedeflere huzurla ve inancla...


24/01/2011: Tez Jurim: Yrd. Doc. Dr. Aybars Erozden, Ogr. Gor. Aylin Yavas, MEd., Prof. Dr. Munire Erden (haric),
Doc. Dr. Aymil Dogan, Doc. Dr. Seval Fer, Yrd. Doc. Dr. Bulent Alici, Yrd. Doc. Dr. Sertel Altun


Sayın Rauf Raif Denktaş,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Cumhurbaşkanı, Politikacı, Yazar


Not: Yazi eklenecektir. Aylin

10.1.11

Basarili OImak Isteyen Ogrencilerimin Dikkatine!




Asagidaki notu tum ogrencilerime calismalarinda katki getirmesi dilegiyle paylasiyorum. Basarilar, Aylin 

-------------------------------------------------------

Sevgili Ogrencilerim,

Oncelikle Yildiz Teknik Universitesi`ne tekrar hos geldiniz. 
600 saatlik yogun bir Ingilizce programinda TOEFL-IBT/IELTS hedefiyle hepimizi yogun bir calisma takvimi bekliyor.
Bu yolda basarili olmamiz planli, duzenli ve gunluk calismamiza baglidir. Bu baglamda, sizlere bazi konularda "alinacaklar ve yapalacaklar listesi" hazirlamak istedim ki size bir harita olsun. Bunun disinda her zaman bana aylinyavas@gmail.com ve diger hocalariniza eposta atabilir, randevu alarak ofislerimizde veya uygun gordugumuz bir yerde bizlerle gorusebilirsiniz. 
Basari tango gibidir. Iki kisiyle yapilir. Karsilikli olarak emek ister. Ben hocaniz olarak size bir sey "ogretemem", size ortami hazirlarim, bilgiyi sunarim; alip islemek ve kullanmak ise "sizin tercihiniz"dir. Sonuc olarak, kendi attiginiz adimlarla kendi geleceginizi de ciziyor olacaksiniz. 

Alinacaklar Listesi:

1- Ders kitaplari (okuldan size kitaplariniz verildi, hangileri isleniyorsa derse gelirken bunlari getirmelisiniz)
2- Ingilizce-Ingilizce (-Turkce) sozluk (Ozelliklerini hem Esin Hocaniz hem de ben anlatmistik; lutfen Oxford, Longman, Best`inki gibi bir sozluk aliniz ve daima yaninizda tasiyiniz. Sozluk okumak, sozcuk hazinenizi gelistirmenizde size yardimci olacaktir. Elektronik saat, cep tel. vs istemiyorum.)
3- Renkli keceli kalemler (highlighter dedigimiz kalemlerden en az 3 renk alin; derste "please highlight/underline" dedigim kaliplari, anlamli birimleri, sozcukleri cizeceksiniz.) 
4- Usten spiralli not defteri
5- Ajanda/planner

Yapilacaklar Listesi:

1- Derse hazirlikli geliyoruz: Her hafta ortalama 2-2,5 unite isliyor olacagiz. Hafta sonundan isleyecegimiz unitelerdeki bilmediginiz sozcukleri sozcuk defterinize cikariyorsunuz, sozcuk kartlarina yaziyor ve calisiyorsunuz. Anlamadiginiz bir sey olursa, biz hocalariniza soruyorsunuz. 
2- Dersten onceki gun: Bir sonraki gunun sozcuklerine yine calisiyorsunuz, kitaptaki okuma parcalarina ve diger alistirmalara elinizden geldigince hazirlaniyorsunuz, ayrica kitabin arkasindaki "grammer reference" kismini da okuyorsunuz.
3- Ders esnasinda: Lutfen derse zamaninda geliniz. Derste cep telefonu kullanmak ve mesajlasmak yasaktir. Derste cay/kahve, vs icebilirsiniz ama sigara icmek yasaktir. Sigara icin bina disina cikmalisiniz. Kahvalti edemediginiz/ogle yemegi yiyemediginiz bir durum olursa, dersimde yemek yiyebilirsiniz ama lahmacun gibi kokulu yiyecekler olmasin lutfen :) derse evcil hayvan getirmek de yasaktir!
4- Derste aktif bir sekilde katilmaniz ve partnerlerinizle konusma etkinlikleri yapmaniz gerekiyor. Bu nedenle, lutfen her gun farkli bir yere oturun ki alistirmalarda farkli partnerleriniz olsun. 
5- Bu hafta, size sanal lab. kurulacak ve alistirma kitabinizi on-line olarak yapmaya baslayacaksiniz. Kutuphanedeki lab. disinda, binada iki tane daha bilgisayar salonu var. Her gun bilgisayarda Ingilizce odevlerinizi yapiyor olmalisiniz. Bu sayede, yazim kurallarina uymayi, internet uzerinden zamana karsi soru cozme yeteneklerimizi gelistiriyor olacagiz. 
6- Okula gelirken ve eve/yurda donerken Istanbul trafiginde bir iki saat geciriyor olacaksiniz. Bunu da degerlendirmeliyiz: Yolda Ingilizce muzik dinleyelim. En azindan Ingilizce yayin yapan bir radyo kanali dinleyebiliriz. Ayrica evde/yurtta BBC, CNN gibi kanallar, Ingilizce muzikler, vs surekli acik olsun. Isiniz olsa bile fondan gelsin :) 
7- Dil demek, kultur demektir. Bu baglamda, dunya kulturumuzu de her gun Ingilizce ve Turkce en az 5 farkli gazete/kose yazisi. vs okuyalim. 
8- Okumu hizimizi artirmaliyiz. Her gun kendinize okuma sayfa sayisi hedefi koyun. Ayrica haftada en az 1 Turkce kitap, her gun Ingilizce`den de 20 sayfa gibi her ay artan bir hedefiniz olsun. Unutmayin ki dil, sevgili gibidir, ilgilenmezsiniz sizi terk eder :) ilk okuma odeviniz William Shakespeare`in Soneleri Talat Sait Halman`in cevirisinden (Dunya Yayinlari) okumanizi tavsiye ediyorum.
9- Dersten sonra yeni ogrendiginiz sozcukleri, lutfen sozcuk defterlerinize ekleyin ve her gun onlari tekrar edin. Tekrar, akilda tutmanin en SIKICI ama en KOLAY yoludur. Bu haftadan itibaren, size TOEFL-IBT`de en cok cikan sozcukleri de veriyor olacagiz. ("ABE YANCEbine koymus... " ornegini unutmayin; bellek akademik olarak ilgi alanim, size de eglenceli bir sekilde sozcukleri vermeye calisacagim.) 
10- Odevlerinizi, yapacaklarinizi, vs ajandaniza not aliyorsunuz. Cuma gunku gibi "unuttum" sozcuguyle bir daha karsilasmak istemiyorum. Soz ucar, yazi alir. Lutfen odevlerinizi ve diger yapacaklarinizi not aliniz. Boyle planli olursak, her seye vakit ayirabiliriz. Her gun 24 saat veriliyor hepimize. 
Ayni sekilde, derste de size maksimum derecede ve Ingilizce ogrenmeden bellek tekniklerine yardimci olmaya calisacagim, lutfen hem benim hem de diger hocalarinizin emeklerine her gun calisarak ve odevlerinizi, tekrarlarinizi, vs yaparak donut verin.
11- Yazili odevleriniz hocalariniz tarafindan surekli kontrol ediliyor olacak. Size geri donut verecegiz. Bazen hocaniz odevinizi kagida yazmanizi bazen de eposta ile yollamanizi isteyebilir. Lutfen buna ve zamaninda odev teslimine dikkat ediniz. Ornegin, size "Bana pazar aksami 9:00'a kadar odevlerinizi yollayin" dediysem, bundan sonra gelen odevi degerlendirmeye almayacagim demektir. Lutfen odevlerinizi zamaninda teslim ediniz! Ayrica, siz de her gun yeni ogrendiginiz sozcuklerle defterinize cumleler kurunuz. 
12- Ufuk Hocaniz, Esin Hocaniz ve ben sizin hocalariniz olarak, surekli iletisim halindeyiz. Programiniz ve diger duyurulariniz, siniftaki mantar panoda asili olacaktir. Ayrica, sizlere eposta da atabiliriz. Lutfen her gun epostalariniz kontrol ediniz. 
13- Facebook`ta beni ekleyip, ogrencilerimle ders disi yaptigim tum etkinliklere katilabilirsiniz. (27 Ocak`a kadar akademik magaramdayim ama sonra yine aktif olacagim :)
14- Yakinda programimi da hem ofis kapima yapistiracagim hem de size eposta atacagim, bu sekilde bana kolaylikla ulasabileceksiniz.

Ozetle, onemli olan cok calismak degil, sistemli, programli ve duzenli calismaktir. Lutfen bana her pazar aksam dokuza kadar o hafta yaptiklarinizi, derse dair -olumlu ve olumsuz- elestirilerinizi eposta atin ki kisisel ogrenme stillerinize gore sizlere daha cok katkida bulunabileyim. 

Herkese iyi calismalar, 

--
Ay-lin:)


Lect. Aylin Yavas, M.Ed. 
Translator & Interpreter of English
U.S. Fulbright Scholar Alumni

Yildiz Technical University
School of Foreign Languages, Offices: A-314 & A-307
Davutpasa Campus, 34210
Esenler, Istanbul, Türkiye (Turkey)
Phone: A-314: 00 90 212 383 49 27 
Fax: 00 90 212 383 49 03
E-mail: aylinyavas@gmail.com
Blog: http://aylinyavas.blogspot.com

5.1.11

Amerika`nin En Prestijli Burslari olan Fulbright Burslari Hk. Bilgilendirme


FULBRIGHT YUKSEK LISANS, DOKTORA,  DOKTORA TEZI ARASTIRMA BURSLARI VE BILIM VE TEKNOLOJİ BURSLARI BASVURUSU HAKKINDA BILGILENDIRME

·      2012-2013 Akademik yili Fulbright Yuksek Lisans ve Doktora Burslari
icin son basvuru tarihi 7 Mart 2011 Pazartesi gunudur.  

·      Fulbright Bilim ve Teknoloji Burslari icin son basvuru tarihi 4 Nisan 2011
Pazartesi gunudur.

·      Burslarla ilgili detayli bilgiye

·      Fulbright Burslari Etkili Basvuru Seminerleri Ocak ve Subat aylarinda degisik sehirlerde yapilacaktir.  Seminer tarihlerini  www.fulbright.org.tr linkindeki takvimden takip edebilirsiniz.

·      24 Ocak 2011 ve 9 Subat 2011 tarihlerinde Ankara'da Turk Amerikan
Derneginde (Cinnah Cad No 20 Kavaklidere Ankara) saat 14:00'de
yapilacak seminerlere katilmak  icin  trprog@fulbright.org.tr adresine
e-posta yazmaniz yeterlidir.  E-posta konusu kismina SEMINER yazmanizi
onemle rica ederiz.

·      18 Ocak 2011 de Istanbul'da yapilacak seminere katilim icin
fulb-ist@fulbright.org.tr adresine mesaj yazmaniz gereklidir. E-posta
konusu kismina SEMINER yazmanizi onemle rica ederiz.

·      Seminerlere katilmadan once http://www.fulbright.org.tr/tr/turk/ogrenci
sayfasindan burs basvuru kosullarini incelemenizi,facebook sayfamiza uye olmanizi:  www.facebook.com/FulbrightTurkiye,  basvuru formunu doldurmaya baslamanizi, web sayfamizda ABD'de Egitim linkinden programlari ve universiteleri incelemenizi oneririz.

·      5-6-7 Ocak Tarihlerinde Danismanlarimiz Izmir’de olacaktir.  Web sayfamizdan detaylari gorebilirsiniz.

Aylin`den not: Amerikan Dis Isleri Bakanligi`nin Aylin Yavas ile roportaji :)
 http://www.facebook.com/video/video.php?v=404268669166&saved  

3.1.11

Kan ve Trombosit bagislar misiniz?

Yildizlilar Kan ve Trombosit bagisi yapiyorlar! Yarin -4 Ocak SALI- Davutpasa Yemekhanesinden 13:00`te; Besiktas yerleskesindeki Iktisat binasinin ordaki giristen 14:00`te servis kalkacak. Kendi imkanlariyla gitmek isteyenler, Capa Kan Merkezi`nde 13:00-16:00 arasinda melek ogrencilerim olacaklar; onlar orda size yardimci olacaklardir. Verilen kanlar Onkoloji`de tedavi goren cocuklar icin kullanilacak. Iletişim: Davutpaşa 05556201846, Beşiktaş 05057388926 
Cana can katmak dilegiyle!
Aylin
Lutfen bakiniz:http://yildiztog.blogspot.com/2010/12/kan-bagslar-msn.html 


Not: Melek Şenyurt
Kimler kan verebilir ?

Donör: Kan bağışı yapan kişi.

Yaş: 18 - 65 yaşları arasında olan her sağlıklı kişi kan verebilir.

Sıklık: Erkekler,en sık 2 ayda bir; kadınlar ise, en sık 3 ayda bir olmak üzere ve yılda toplam 4 üniteyi geçmemek koşuluyla kan verebilirler.

Vücut Ağırlığı: 50 kg'ın üzerinde olan herkes kan bağışı yapabilir.

Miktar: Bağışlanan kan standart olarak 450 mL'dir. İnsan vücudunda toplam 5000-6000 mL kan olduğu düşünülürse, bu miktar, toplam kan hacminin sadece % 7,5-9' u kadardır.Kan bağışını takiben, eksilen sıvı hacmi, damar dışındaki sıvının, damar içine geçmesiyle saatler içerisinde karşılanır. Hücrelerin yenilenmesi süreci ise, 2 ay kadardır. Düzenli aralıklarla yapılan kan bağışının sağlık açısından herhangi bir sakıncası olmadığı gibi, aksine bir çok yararı mevcuttur.

Anemi: Kansızlık, elbetteki kan bağışı için engeldir. Günlük yaşamın olağan sayılabilecek ve çoğunlukla psikolojik kaynaklı olan halsizlik, bitkinlik gibi durumlar, anemi olarak algılanmamalıdır. Anemi tanısı, kan testleriyle yapılmaktadır. Kan bağışı için kriter hemoglobin değeridir..

Saklama: Kanın saklanma süresi, torba içindeki antikoagülan solüsyonun niteliğine bağlıdır. Bugün kullanılmakta olan torbalarda bu süre 35-42 gündür.Bu süre, kanın tüketimi için fazlasıyla yeterli bir depolama süresidir.

Sterilite: Kan torbaları, tek kullanımlık ve steril olarak imal edilmektedir. Bu sebeple, kan bağışı sırasında donöre herhangi bir hastalık bulaştırılması söz konusu değildir.

Yan Etki: Kan bağışının, kilo aldırma, zayıflatma, halsiz bırakma, kaşıntı ve bağımlılık gibi yan etkileri yoktur. İlaç Kullanımı: Almış olduğunuz ilaçlar, kanınıza geçmektedir. Bu ilaçlardan bazıları kan bağışı yapmaya engel teşkil eder.Kan bağışından önce, eğer sağlığınız açısından mecbur değilseniz, ilaç almayınız. Almak durumundaysanız, kan verip veremeyeceğinizi kan merkezi doktorlarına danışabilinir.

1.Aspirin kullanımı: Kan bağışına engel değildir. Sadece, trombosit amaçlı kal alımında veya tromboferezde dikkat edilmelidir.
2.Tegison (Sedef hastalığında kullanılan bir ilaç) kullananlar, ilacı kestikten 3 yıl sonra kan verebilir.
3.Accutan veya benzeri retinoik asit türevi ilaçları kullananlar, ilacı bıraktıktan 4 hafta sonra gönüllü donör olabilir.
4.Faktör konsantresi kullananlar, donör olamazlar.
Tansiyon: Sistolik kan basıncı 180 mmHg'yı, diastolik kan basıncı ise, 100 mmHg'yı aşmamalıdır.

Hastalıklar: Yine bazı hastalıklar da ilaçlar gibi kan bağışına sürekli veya belli bir dönem için engel oluşturmaktadır. Bu hastalıklara ilişkin bazı bilgiler aşağıda belirtilmiştir.( Aşağıda olmayan hastalıklar için, kan merkezlerinden bilgi alınabilir.)

Kimler kan veremez?

1.Hepatit B (Hiçbir zaman kan veremezler)
2.Hepatit C (Hiçbir zaman kan veremezler)
3.AIDS (Hiçbir zaman kan veremezler)
4.Sıtma (Tedavinin sağlanmasından 3 yıl sonradan itibaren kan verebilirler)
5.Frengi geçiren hastalar, iyileşmeden 1 yıl sonra kan verebilirler.
6.Creutzfeldt-Jacob hastalığı olanlar, hiçbir zaman kan veremez.
7.Chagas Hastalığı ( Alınan kan sadece fraksinasyon amaçlı kullanılabilir)
8.Tüberküloz (Tedavinin sağlanmasından 5 yıl sonra kan verebilirler)
9.Diabet (İlaç kullanmayan veya ilaç kullandığı halde, kan şekeri regüle edilmiş olanlar kan verebilir)
10.Anemi (Anemi teşhisi konmuş kişiler kan bağışçısı olamazlar)
11.Gebeler kan veremez. Doğum veya gebeliğin sonlan(dırıl)masından 6 hafta sonra kan verebilirler.
12.Koroner kalp hastalığı, angina pektoris, ciddi kardiyak aritmi, serebrovasküler hastalıklar, arteriyal tromboz veya rekküren venöz trombozu olan kişiler kan veremezler.
13.Alerji ( Astım hastaları kan veremez. Polen alerjisi olanlar ise, sadece alerjileri oldukları dönemde kan veremezler.)
14.Otoimmün hastalığı olanlar kan veremezler.
15.Kanama diatezi (Kanama eğilimi) olanlar ömür boyu kan veremezler.
16.Bronşit (Kronik bronşit hastaları kan veremez)
17.Kronik nefrit ve pyelonefritli hastalar kan veremez. Akut glomerulonefrit geçirmiş olanlar ise, iyileşmeden 5 yıl sonra bağış yapabilir.
18.Malign (Habis) hastalığı olanlar, gönüllü donör olarak kabul edilmezler.
19.Brusella almış olanlar, tam iyileşmeyi takiben iki sene sonra kan bağışı gönüllüsü olabilirler.
20.Epilepsi hastaları, kan veremezler.
21.Osteomyelit geçirmiş hastalar, tam düzelmeden 5 yıl sonra kan verebilirler.
22.Cerrahi: Büyük ameliyatlardan sonra 6 ay boyunca kan bağışı alınmaz.Mide rezeksiyonu geçirenler ise, hiçbir zaman donör olamazlar.
23.Transfüzyon: Kan veya kan ürünü alan donörler, 1 yıl boyunca kan veremezler.
24.Attenüe virus aşısı yapılmış olanlar 3 hafta kan veremez.( Su çiçeği, sarı humma, kızamık, kızamıkçık, oral polio, kabakulak)
25.Ölü bakteri aşısı olanlar, 5 gün donör olamazlar.( Kolera, tifo, antrax)
26.İnaktif virus aşısı ve toxoid alanlar ise 3 gün kan veremezler ( Polio-injeksiyon , influenza, rabies, difteri, tetanoz)

Kan Bağışı nasıl yapılır?

Kan merkezine gelen gönüllüler yani donörler, ilk olarak donör formunu doldurur. Bu form, kişinin donör olup olamayacağını anlamaya yönelik bazı sorulardan oluşmaktadır. Formun ikinci sayfasında ise, kişiye ait kimlik, adres ve bağış bilgileri bulunmaktadır. Donör olabilmek için gerekli koşullardan biri, Hemoglobin düzeyinin istenilen değerlere sahip olmasıdır. Toplumumuzda oldukça sık rastlanan anemi hastalığı, yani kansızlık, elbetteki kan bağışı için en sık karşılaşılan engeldir. Erkeklerde 13,5 g/dL'nin, kadınlarda ise,12,5 g/dL'nin üzerindeki hemoglobin değerleri donör olunması için yeterlidir. Bu testler, kan merkezlerinde Bakır Sülfat Solüsyonu kullanılarak yapılmaktadır.

Kişinin hemoglobin düzeyi, kan bağışı için uygunsa, arteriyal tansiyon ölçümüne geçilir. Sistolik tansiyon 180 mmHg'nın, diyastolik tansiyon ise 100 mmHg'nın üzerinde olmadığı sürece, kan bağışı yapılabilir. Kan alma yatağına uzanan gönüllü donörler, kan alımı için uygun bir damar belirlenir ve antiseptik bir solüsyonla, içten dışa doğru dairesel olarak cilt temizliği yapılır. Antiseptik solüsyonun etkinliğini sağlayabilmesi için kuruması beklenmelidir. Bu süre, kullanılan sıvıya bağlıdır, ancak genellikle 30-45 sn kadar beklemek yeterli olur. Ardından sterilite şartlarını bozmamak kaydıyla, damara girilir.

İğnenin damara sokulmasıyla birlikte kan torbası dolmaya başlar. Torba içindeki antikoagülan sıvı ile kanın iyice karışması sağlanmalıdır. Bu işlem manuel olarak yapılabileceği gibi, otomatik kan alma cihazları (Sağ alttaki fotoğraf) ile daha sağlıklı olarak gerçekleştirilebilir.

Kan alma işlemi yaklaşık olarak 6-10 dakika kadar sürer. Bu süre komponent imalatı açısından önemlidir. İğnenin damardan çıkarılmasınından sonra, cilt bölgesi tekrar dezenfekte edilir ve steril bir gazlı bezle kapatılır. Donörün birkaç dakika kompres yapması sağlanır. Kan torbasının seti kapatıldıktan sonra iğneye doğru olan kısım kesilir. Setin bu kısmından alınan kan örneği test çalışmalarında kullanılır. İğne kısmı da kesilerek setten ayırılır.

Kan Vermenin Faydaları

Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.
Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
Kan bağışçısı her kan verdiğinde: AIDS , Hepatit B , Hepatit C , Sifiliz ve Kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.
Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.

KAN GRUBUNUZUN SIKLIĞINI BİLİYORMUSUNUZ ?

Aşağıdaki tabloda bölgemizdeki donörlerin kan gruplarının her yüz kişideki rastlanma sıklığı gösterilmektedir.

Genel olarak her hastaya kendi grubundan kan verilmek zorundadır.
A ve O grubu en yaygın tip olmakla beraber aynı zamanda en sık aranılan da gruptur.
Kan grubunuzu bağış sırasında öğrenebilirsiniz.

A


B


AB negatif

%32

O

Rh Pozitif


% 39


% 14


% 5


% 29

Rh Negatif


% 6


% 2


% 1


% 4

%30

%1000

Kan vermek için 60 kilo en ideal kilodur. Ancak hasta veya hamile kadınlar kan vermek zorunda değildir.

1.1.11

YENİ YILLARIN TÜRKÇESİ :)


YENİ YILLARIN TÜRKÇESİ

Yeni yilinzi kutlerim! (Gagauz Türkçesi)
Yeni iliniz mübarek olsun! (Azerbaycan Türkçesi)
Teze iliniz mübarek! (Baku dışındaki Azerbaycan ağızlarında)
Teze yılınız gutlayarın! (Türkmen Türkçesi)
Yengi iliwiz mubarak olsun! (Kerkük/Erbil Türkmen Türkçesi)
Yengi iliyiz mubarak olsun! (Diğer Kuzey Irak Türkmenleri)
Yengi yılıngız mübarek bolsun! (Üzbek Türkçesi)
Yengi yılıngız a mübarek bolsun! (Yeni Uygur Türkçesi)
Cangı cılıngız kuttu bolsun! (Kırgız Türkçesi)
Canga cılıngız kuttı bolsın! veya Cana cılınız ben! (Kazak Türkçesi)
Cange cılıngız kuttı bolsı! (Karakalpak Türkçesi)
Sezne yanga yıl belen tebrik item! (Tatar Türkçesi)
Yangı yılıngız kayırlığı (mubarek) olsun! (Kırım Tatarcası)
Ceni cılınız kutlu bolsun! (Moldova Tatar agzı)
Hezze yangı yıl menen kotlayım! (Başkırt Türkçesi)
Cangngı cılığıznı alığılayma! (Karaçay-Malkar Türkçesi)
Yana yılınız men! (Nogay Türkçesi)
Yangı yılıgız kutlu bolsun! (Kalmuk Türkçesi)
Sizni yanhı yıl bıla kutleymın! (Karay/Karaim Türkçesi)
Naa çılnang alı stapçam  irerni! (Harkas Türkçesi)
Caa çıl-bile bayır çedirip orımen! (Tuva Türkçesi)
Slerdi cangı cılla utkup turum! (Altay Türkçesi)
Naa çıl çakı polzun! (Şor Türkçesi)
Ehigini çanga cılınan eğerdeliibin! (Sahaca / Yakutça)
Sene sul yaçepe salamlatap! (Çuvaşça)

27.12.10

RÜYA GÖREN KIZ


Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Öğr. Gör. Aylin Yavaş, aylinyavas@gmail.com

RÜYA GÖREN KIZ
‘‘Anne ile dolu geçmişe gülümseyen bir yüz…
İntihar eden bir kadının kendisi ve geçmişiyle hesaplaşması…
Gerçek hayatta yaşamak yerine zihnindeki dünyada var olmayı seçen bir minyatür sanatçısı… Evliliği boyunca kişiliği örselenmiş bir eski İstanbul hanımı…
Tekdüze giden yaşantısına bir tat katmak isteyen Gülsüm’ün hayal kırıklığı…
Renklerle, sorgulamalarla çevrili bir adam…
Ve arafta kalan dört ruh…’’
Bunların hepsinin bir arada olduğu ‘‘Rüya Gören Kız’’ adlı öykü kitabıyla Nil Esra Başaran bizi sözcüklerin evrenine sürüklüyor. 1977 yılında İstanbul’da doğan Nil Esra Başaran, yıllarca İstanbul’da yaşamanın verdiği içsel zenginliğini ‘‘Rüya Gören Kız’’daki sözcük seçimiyle yansıtıyor. 1999’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Amerikan Kültürü ve Edebiyat Bölümü’nden mezun olan Nil Esra Başaran’ın ‘‘80’lerde Çocuk Olmak’’ adlı kitapta bir yazısı yayımlanmıştı. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda İngilizce öğretim görevlisi olarak çalışıyor ve Adı Yok’ta köşe yazarlığı yapıyor. Bu yazıda da Nil Esra Başaran ile Kasım ayında Yitik Ülke Yayınları’ndan yayımlanan ilk öykü kitabı ‘‘Rüya Gören Kız’’ üzerine yaptığım röportajı okuyacaksınız. 
-       "Rüya Gören Kız" kimdir?
-       Benim.
-       ‘‘Rüya Gören Kız’’ neyi anlatıyor?
-       Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk beş öykü kadın odaklı. Farklı sosyo-kültürel geçmişlerden gelen, kırılganlıkları, hayal kırıklıkları olan kadınların öyküleri. Okuyucuyu şaşırtmayı seviyorum. Bu nedenle beklenmedik sonlarla bitiyor bazıları. “Düş” böyle bir öykü.  Son dört öyküde yaşam ve ölüm arasındaki dört kişinin dünyasına giriyor.
-       ‘‘Rüya Göre Kız’’ı yazarken esinlendin mi? Yoksa tamamen mi kurgu?
-       Her yazar kişisel tarihinden bir şeyler katar satırlara, satır aralarına… Yazdıklarıma bakınca çocukluğumdan, özellikle Annemle aramızdaki bağdan çok etkilendiğimi görüyorum. Ama doğrudan bunları aktarayım diye başlamıyorum yazmaya. Her şey kendiliğinden gelişiyor. Yaşadığım semtler, gördüğüm yerler, tanışıp konuştuğum insanlar, kısaca hayat bütünüyle esin kaynağım.
-       Kitaptaki öyküler ve rüyalar arasında nasıl bir ilişki var?
-       İlk öykü hariç diğer dokuz öykü Latince numaralandırılmış bir rüya ile başlıyor. Bazılarını gördüğüm rüyalardan esinlenerek yazdım; bazıları da kurgu. Rüyalar ve ardından gelen öykülerin birleştikleri ortak bir nokta var. Bu bir isim, mekân, meslek ya da duygu olabilir.
-       Neden Latince başlıklar ve sözcükler var? Neden dokuz bölüm var?
-       Aslında o da planlanmış bir şey değil. Yazarken aklıma geldi Latince başlıklar ve sözcükler. Kadim kültürlere ve eski zamanlara her zaman ilgim vardır. Antik Yunan, Mısır ya da İslam Medeniyeti, özellikle Osmanlı… Belki bunların dışa vurumudur bu tür ifadeler. Dokuz bölüm olması ise kendi kendine gelişen bir süreç. Özel bir sebebi yok.
-       Kitabın kapak tasarımı nasıl oluştu?
-       Kapak tasarımını Savaş Çekiç yaptı ve içime sinen bir çalışma oldu.
-       Dilini neye borçlusun?
-       Çok okumaya. Özenerek yazarım. Bazen bir kelime ya da paragraf için uzun uzun düşündüğüm olur.
-       Başka türlerde yazıyor musun?
-       Şiir denemelerim oldu fakat üzerinde fazla yoğunlaşamadım.
-       Yazarken nasıl bir Esra oluyorsun?
-       Öykünün içeriğine göre halden hale giriyorum. Yazdığım süre içinde karakterlerle birlikte yaşıyor, hissediyorum. Yorgunluğumu alıyor, beni yeniliyor yazmak.
-       Yazmaya ne zaman başladın?
-       Yirmi yıl önce.
-       Neden yazıyorsun? Yazmak senin için neler ifade ediyor?
-       Bir öykümde şöyle bir cümle var: Sözcüklerin evreni kurduğum düşlerle öylesine bir ki yazmasam olmaz… Anı dolu dolu, hissederek yaşıyorum. Zihnimde pek çok duygu, düşünce, söz birikiyor. Bunları kâğıda aktarmazsam yapamam gibi geliyor bana. Yazmak benim için hem dinlence,  eğlence hem de terapi.
-       Yazmanı nasıl geliştirdin? Her gün yazar mısın?
-       Yazı atölyesine gitmedim. Gitsem üslubum, yazdıklarımın içeriği daha farklı olur muydu bilmiyorum? Okuyarak, çok okuyarak ve yazarak geliştirdim diyebilirim. Her gün yazamıyorum iş ve hayat temposunun yoğunluğu nedeniyle. Fırsat bulduğum her an kâğıdı kalemi elime alırım.
-       Peki, ikinci kitabına hazırlık yapıyor musun?
-       Evet. İnşallah ikinci kitap bu sene içinde Carpe Diem Yayınevi’nden çıkacak.
-       Yüreğine ve emeğine sağlık Esra’cığım, ikinci kitabını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.
-       Teşekkürler.

Not 1- ‘‘Rüya Gören Kız’’ın fotoğrafları: http://www.facebook.com/album.php?aid=254639&id=755466848&l=75b683fbf6
Not 2- Nil Esra Başaran’a snowdrops12@hotmail.comden ulaşabilirsiniz. Ayrıca blogu Sefine-i Aşk’tan (http://esrailhan.blogspot.com/) yazılarını takip edebilirsiniz.