9.2.10

Sifonu Çekmeden Klozet Kapağını Kapatalım Lütfen!

 
Tablo 1: Yağmur suyu ile kullanılan bir sifon mekanızması
(http://www.reuk.co.uk/Rainwater-Toilet-Flush-System.htm)
(Yazıma fotoğraf ararken buldum bu sistemi ve çok hoşuma gitti diye buraya da koydum)

Değerli Dostlarım ve Öğrencilerim,

Nasılsınız? Dilerim herkes iyidir. Ben biraz daha iyiceyim; çok şükür...

Sevgili Sermin Taşdelen Hoca'ma gelen ve bana da yolladığı bir mesajı paylaşmak istedim. Lütfen dikkatlice okuyalım ve uygulamaya özen gösterelim.

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

-----------------------------------------------------------------------------
SİFONU KULLANIN AMA... 
(Klozetin kapağını kapattıktan sonra!)

TV'de zap yaparken, şu bizim Amerikan asıllı Türk doktorumuz Öz'ün programına denk geldim.Tombul Amerikalıların bizim doktora duydukları hayranlık beni şaşırttı ve seyretmeme vesile oldu... İyi ki seyretmişim, bizim Öz, programa katılacak olan  seyircilerin birgün
önce banyolarında halihazırda kullandıkları havlu, bone ve diş fırçasından birer örnek aldırmış ve laboratuara göndermiş. Program sırasında bu sonuçları açıkladı... Sonuç inanılmaz.... Latince adını şimdi hatırlamadığım aslında önemi olmayan (x) bakterisi, yine Latince adını şimdi hatırlamadığım aslında önemi olmayan (y) bakterisi ve yine Latince adını şimdi hatırlamadığım aslında önemi olmayan (z) bakterisi ve bunun gibi binlerce bakteri havlularımızda, diş fırcamızda, bonelerimizde, paspasımızda, tavanımızda, duşa kabinimizde, küvetimizde, aynamızda, lamba anahtarımızda, kısacası banyonun heryerinde... Bu nasıl oluyor, peşinden hemen onu da anlattı... Sifonu çektiğimizde su partükülleri şiddetle çarpışıyorlar. Bu şiddet su partüküllerinin klozetin etrafındaki 5 m yarıçapındaki alana  hızla dağılmasına sebebiyet veriyor. Bu partüküller beraberlerinde bakterileri de taşıyorlar... Peki bu bakteriler neler? Tahmin edebildiğiniz gibi dışkı, idrar ve koli basili vs...
Yani sifonu çekmeden önce klozet kapağını kapatmazsanız milyonlarca iğrenç bakteri banyonun heryerine, havlumuzdan diş fırçamıza kadar her yere bulaşıyor. ..

Sanırım çoğumuza  yıllarır manasız gelen klozet kapağının şimdi neye yaradığını anladık...!!!

6.2.10

Lütfen dualarınızı yollayın dostlar; çok acı & ağrı çekiyorum :( Allah'tan bana acil şifalar vermesini diliyorum.. Amin.

 
CNN'den sevgilerle, Athens (Atlanta, Georgia, ABD), Ay-lin:) 15.01.2010

Sevgili Dostlarım ve Öğrencilerim,
Öncelikle çok sağ olun tüm aramalarınız, mesajlarınız, vs için..
Arkadaşım Uğur Bütün, bana ABD'ye gelmeden, ne yap et ama hastalanma dedi ve 6 aydır hayatımın hiçbir evresinde olmadığım kadar sağlıklı beslenmeye dikkat ettim (ama daha da çok çalıştım; Cornell inanılmaz bir ivme kattı hayatıma). Neyse, kış tatilinde neredeyse 41 gün seyahat ettim ve 41 kere maaşallah demeyi unuttum herhalde ve 18 Ocak'ta bir öksürük ve bulantı başladı, pir başladı.. Hayatımın en acı iki haftasını yaşadım galiba ve Çarşamba günü ölüyordum acıdan, bir ara bilincim gitti. Bu kadarmış demek ki dedim; öte yandan, doktorlar da inanılmaz yavaş çalışıyorlar burada. Deli oldum. Bir odaya alıyorlar seni ve odaya girmeden anket dolduruyorsun bilgisayarda. Bir süre sonra ayrı ayrı hemşireler ve doktorlar geliyorlar hem muayane için hem de çeşitli testler için. En başta hepsi tutturdu 'Hamile misin?' diye sormaya, 'Hayır.' dedim ama anlayan kim? Bu soruyu farklı farklı şekillerde yine sordular. Dedim ki zaman kaybediyorsunuz ben hamile değilim, lütfen bana başka şeyler sorun. Ama dinleyen kim? Bu sorularla yarım saat kaybettiler; en sonunda ''NO SEX BEFORE MARRIAGE, NO PREGNANCY & ABORTION BEFORE MARRIAGE!'' diye bağırdım galiba sinirden. Neyse, tabii o kadar çok bulantım var ki hamilelik testi yapmak istediler. Dedim ki gerek yok; vakit kaybetmeyin; ben ölüyorum burda.. Dinleyen kim? Hamile olmadığımı kendi testleri de ispat edince; zatürre olduğumu ve böbrek taşı düşürdüğümü sandılar. Röntgenler gösterdi ki bunlar da değil, domuz gribi de yok. Peki ne var bende? Beni Türk hekimlerine emanet edin lütfen, dedim ama başka hastaneye de yollamıyorlar ki beni. Yoğun bakımdan sonra başka testler de yaptılar Çarşamba ve ''pyelonephritis'' teşhisi koydular; TR'si ''piyelon ve böbreğin birlikte iltihabı''. İltihabı yok etsin diye antibiyotik verdiler ve kemoterapilerde kullanılan şiddetli bir ağrı kesici (+ 3 ilaç daha). Ama bu ilk iki ilacın yan etkileri bende alerji yapınca, dün daha da kötü oldum ve acilen onlara tel. ettim. 'Ben, evdeyim, yalnızım, çok daha kötüyüm, galiba ilaç alerjisi yaşıyorum, bana ambülans yollayın ve beni alın.' Ambülans yollamıyorlarmış; burada dolmuş, taksi, vs sistemi de yok. Araban yoksa, vay haline :( neyse ki dostum ve manevi annem Dilmeran uygunmuş ve beni alıp, hemen hastaneye götürdü. Yan etkiler anlaşıldı. Bu dr. ise o ilk iki ilacı kesti, yerine bağırsak ve mide ülserleri için başka ilaçlar verdi. Halen ağrılarım ve kusmam devam ediyor. Tahminim sehayat boyunca farklı farklı yerlerde yemek yedim, Ithaca'nın kara kışı da çarptı (-30C) ve Çinlilerin yemeklerine de maruz kaldım :( = 2 haftadır ağlamaktan ve acı çekmekten canım çıktı.. Kusmaktan iyice zayıfladım; 5 günde 5 pounds (galiba 3 kilo) zayıfladım :( İnşallah iyi olacağım. Daha 26 yaşındayım ve hayatı çok seviyorum. Anne olmadan, profesör olmadan, başbayan olmadan ölmeyi düşünmüyorum. 22 Mayıs'ta da çok daha güçlü bir atom karınca olarak yuvaya dönmek istiyorum canım dostlarım ve canım öğrencilerim. Lütfen bana dua edin. Sizi çok seviyorum. Allah yar ve yardımcım olsun. Ay-lin:)

25.1.10

Ogrencilerime Yeni Donem Programim ve Mesajim :)

Ogrencilerime ornek "Bahar 2010 programim": 

20 saat hocalik, 2 doktora dersi, 1 master tezi & 1 Ingilizce & 1 Turkce roman yazma, Ispanyolca, EARS, Salsa, Arjantin tangosu, Spor**: Basketbol, Pilates, Spinning, Zumba, Yoga-Forest, KNOCKOUT WORKOUT, kayak, yuzme; Turkce, NES, Almanca, Ibranice konusma masalari, ev isleri, yemek, maclar, konserler, arkadaslar, vs.:)

* http://ears.dos.cornell.edu/training.html

** http://www.fitness.cornell.edu/Group-Fitness/Master-Schedule/

Sayin Hanimefendiler, Beyefendiler:
Sevgili Ogrencilerim ve Dostlarim:

Ders progrmamim netlesince haftaya buraya onu da ekleyecegim ki size zaman yonetimi, programli olma, saglikli beslenme ve yasama konularinda da ISIK tutabileyim. Sizi cok seviyorum ve ozluyorum canlarim :)
Daima hayatta bir hedefimiz olsun ve ona odaklanip cok calisalim:...

Benden birkac ornek size:


1- Prof. Dr. Aylin Yavas uluslararasi bir arastirma profesoru olmak istiyorum ki nice ogrenciye ISIK olayim eserlerimle, derslerimle, vs.
2-10 dil konusan Birlesmis Milletler (UN) Baskani olmak istiyorum ki uluslar arasi egitim programlari ve projeleri duzenleyip, milyonlarca cocugu okutabileyim ve onlarin gulumsemesini saglayayim :)
3- Liderlerim Ataturk`un ve sevgili babacigim Fahrettin Yavas`in kizi olarak; Turkiye`nin 2. kadin Basbakani Prof. Dr. Aylin Yavas olmak istiyorum ki ulkem cehaletten kurtulsun, ekonomomik ve siyasi tam bagimsizligini kazansin ve kukla bir devlet olmasin; Ataturk doneminde baslayan ve ne yazik ki devam edilemeyen reformlar devam etsin; ulkem insanlari is ve as bulsun; hicbir ayrim gormeden egitim alabilsin ve calisabilsin, vs.

Isbu baglamda, benim cok okumak ve calismak var olus nedenimdir; boyun borcumdur. Allah dagina gore kar verirmis; ben de yuce Rabbimin bana verdigi tum yetenekleri ve ozellikleri hakkedebilmek ve annecigime & babacigima layik bir evlat & tum ogretmenlerime layik bir ogrenci & tum ogrencilerime ornek bir ogretmen & ilerideki kendi cocuklarima ornek bir anne olmak icin icin buyuk bir askla, tutkuyla, inancla, imanla, coskuyla okuyorum, okutuyorum, ogreniyorum, ogretiyorum. Benim icin televizyon seyretmek bile bir luks; dunyada bu kadar cok yardim bekleyen milyonlar varken dunya kardesligine ihanet gibi geliyor...

Allah yar ve yardimcim olsun. Amin.

Lutfen bana guzel enerjilernizi ve dualarinizi yollayin.

Beni sabirla dinlediginiz icin tesekkurler.

Ay-lin:). atom karinca :)


Aylin Yavas

Visiting Faculty, Cornell University
Fulbright Scholar, Turkish Language
Current Address:

Cornell University
College of Arts and Sciences
Department of Near Eastern Studies
Office: 303 White Hall, Ithaca, NY, USA 14853-7901
Phone: + 1 607 255 13 29 Fax: + 1 607 255 64 50
E-mail: ay237@cornell.edu

Permanent Address:

Yildiz Technical University
School of Foreign Languages, Office: A-314
Davutpasa Campus, 34210 Esenler, Istanbul, Turkey
Phone: + 90 212 383 49 04 Ext. 4927
Fax: + 90 212 383 49 03
E-mail: aylinyavas@gmail.com
Blog: http://aylinyavas.blogspot.com

Not: Facebook`daki duvarima gelen mesajlara verdigim yanittan:

@ Elif`cigim: Canim genlerim boyle, her sey DNA`mdan kaynaklaniyor; daha az calisamiyorum :) ama emin ol mutluyum ve saglikliyim Allah`a cok sukurler olsun birtanem.

@ Melek`im; canim prensesim; bloguma ara ara bir bak istersen; su anilarimi/ denemelerimi de tavsiye ederim motivasyon icin:)
1- http://aylinyavas.blogspot.com/search/label/%C4%B0NG%C4%B0LTERE
2- http://aylinyavas.blogspot.com/2006/11/international-air-cadet-exchange.html
3- http://aylinyavas.blogspot.com/search/label/%C4%B0SPANYA
4- http://aylinyavas.blogspot.com/search/label/LA%20PALMA
5- Yasam mesajim:) http://aylinyavas.blogspot.com/2006/12/yaam-mesajim.html
6- Ay-lin:) kim?:) http://aylinyavas.blogspot.com/search/label/YILLI%C4%9EIM
7- Bir dusunme haritam: Balo: http://aylinyavas.blogspot.com/search/label/Atakule-ANKARA
8- Bir de tiramusu tarifimi yapin :) Esin Hoca`nizdan almistim:  

http://aylinyavasinmutfakmaceralari.blogspot.com/2009/02/tiramusu.html

Melek'im sonra da bana hissettiklerini yaz; hepsini okuduktan sonra, hatta tavsiyem ciktilarini al, cantanda tasi, metroda, dolmusta, vapurda, vs oku ara ara ki gulumse ve seni cok sevdigimi hatirla prensesim :)

31.12.09

Mutlu Yıllara!


Yine uzun bir aradan sonra tekrar merhaba!

Amerika'da 5 ay 4 gündür yaşıyorum ve bu yaşantım, günbegün daha heyecan ve mutluluk verici bir sürece dönüştü; Allah'a ne kadar şükretsem azdır.. Mutluyum, huzurluyum.. Her yeni güne 6 yaşımda ilk okul 1. sınıfa bir elimle babamın diğer elimle annemin elinden tutarken yaşadığım heyecanla başlıyorum yeni hedeflerle yeni denizlerde..

Şu anda kış tatilindeyiz. NYC, Orlando, Bahama Adaları, Miami, South Beach, Gainesville derken kısmetse 3'ünde Atlanta'ya (GA) uçuyorum. 25 Ocak'ta da 2. dönem başlayacak..

Bloguma yazamıyorum ama bunu telafi edeceğim; 2. dönemki hedefimlerimden hem İngilizce hem de Türkçe anılarımı iki ayrı kitap ve bir DVD belgesel olarak hazırlamaktır.. Ara ara da buradan fotoğraf yayımlayacağım; Facebook'tan (FB) foto. albümlerimi kronolojik olarak takip edebilirsiniz :)

Sevdiklerinizle sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice yıllara ve yollara..

Ay-lin:),

Gelecek hedefim:)Türkiye'nin 2. kadın Başbakanı Prof. Dr. Aylin Yavaş
(Dualarınızı ve iyi enerjilerinizi bekliyorum.)

28.9.09

Niagara Şelaleri




Yazı eklencektir. Ay-lin:)

20.9.09

Mutlu Bayramlar!


Cornell University, sincaplara günaydın deyip, şelalelerin arasından geçerek güne başladığım bir üniversite.. Hep hayal istemiştim bir gün üniversite kampüsünde yaşamayı.. Şu anda kuzey kampüste bulunan Hasbrouck Apartments'ta kalıyorum:
Yaşam üçgenimi oluşturduktan sonra her şey tıkır tıkır işlemeye başladı. Gelmeden kafamda pek çok soru işareti vardı ama burada her şey o kadar sistemli, iyi düzenlenmiş ve dakik bir şekilde işliyor ki insanın içi rahatlıyor, insan kendini güvende hissediyor.
Bu bayram gününde Cornell-Türk Öğrenciler Derneği olarak biraraya gelip, bayramlaştık. Ülkemden uzaklarda geçirdiğim ilk bayramdı bu; insan kendi ülkesinden ve kültüründen insanlarla olunca kendini daha kendi gibi hissediyor, mutlu oluyor ve gülümsüyor...
Herkesin Ramazan Bayramı'nı kutluyor; tüm sevdiklerimiz ve sevenlerimizle sağlık, huzur ve neşe dolu nice bayramlar geçirmemizi diliyorum...
Sevgilerimle!
Ay-lin:)

13.9.09

New York City'de kına takımımla gezerken :)


Fulbright bursunun amaçlarından biri kendi kültürlerimizi tanıtmak. Bu yüzden, kültürel giysilerimizi getirmemizi istediler. Ben de kına gecesini tanıtmak için Mahmutpaşa'ya gidip, kına takımı aldım. Kırk yıl düşünsem, bunları giyip New York City sokaklarında gezeceğim aklıma gelmezdi:) Birleşmiş Milletler gibi rengarenk bir ortam, insanın yeni kültürlere önyargısız bakmasına, kendi milliyeti ötesinde bir dünya vatandaşı olma bilincini veriyor..
Sevgiler,
Ay-lin:)

Amerika: Yeni bir dünya

Herkese Merhaba!
Yeni hayatıma yavaş yavaş alışırken, artık tekrar yazmam gerektiğini hissettim. Gönderilen tüm e-postalar için çok teşekkür ediyorum.
İlk Fulbright grubu olarak dört kişi 27 Temmuz'da New York'a uçtuk: Emrah Dokur, University of Georgia'da, Pelin Erdoğan University of Arizona'da, Umut Salihoğlu Benette College'de ve ben Cornell University'de göreve başlamadan Columbia University'nin Morningside kampüsünde Fulbright oryantasyonuna katıldık:
http://www.Irc.columbia.edu/iie/
Amerika'da yaşam, akademik ortam, kültür şoku gibi konularda üç gün süren çalışma atalyöleri yapıldı. New York City'i (NYC) çift katlı otobüsle gezme, Columbia University'nin kütüphanelerini inceleme ve yine bu üniversitede ders gözlemleme şansımız oldu.
Fulbright bursu Kenya'dan İngiltere'ye, Brezilya'dan Güney Kore'ye pek çok kültürü buluşturmuştu..
(Devam edecek)
Ay-lin:)

21.7.09

Vedalaşırken...


Sevgili Arkadaşlarım ve Canım Öğrencilerim,

Gitmek mi zor kalmak mı zor?.. derler ya; ben de böyle bir yol ayrımına geldim yine...

Bu sefer, Atlas Okyanusu'nu geçmek nasip olacak galiba...
Kısmetse 27 Temmuz'da ABD yolcusuyum.

Bir yandan Cornell Üniversitesi'nde Türkçe'yi ve Türk kültürünü öğreteceğim içim yüreğim kıpır kıpır ederken, diğer yandan başta ailem olmak üzere tüm sevdiklerimden ve ülkemden ayrılacağım için gözyaşlarım süzülüyor...

10 ay sürecek bir askerliğe giderken, her şeyin su gibi akması için dua ediyorum...

Yeni paylaşımlarda buluşuncaya dek

Sevgiyle kalın!
Ay-lin:)

23.2.09

Mutfak Maceralarım :)


Gönül ne kahve ister, ne kahvehane; gönül muhabbet ister, kahve bahane, demişler... Sevdiklerimizle paylaştığımız sofralara, kahve içip dinlendiğimiz anlara renk katabilmek dileğiyle mutfak maceralarımı paylaşmak istedim. Daha yolun başında da olsam; sevdiklerimden; arkadaşlarımdan, öğrencilerimden, vs. gelen dönütlerle günbegün kendimi geliştirmeye çalışmaktayım.
http://aylinyavasinmutfakmaceralari.blogspot.com/

Afiyet olsun!

Ay-lin:)

19.2.09

HARÇSIZ ÖĞRENCİ PASAPORTU

Sevgili Öğrencilerim,

T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ile YÖK Başkanlığı arasında imzalanan, 23.06.2008 tarih ve 57 sayılı genelge ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu uyarınca; HARÇSIZ ÖĞRENCİ PASAPORTU çıkarabilirsiniz. (Okulda bir yanlış anlaşılma olduğundan; tekrar detaylı bir açıklama yapmak istedim.)

Bunun için bağlı olduğunuz öğrenci işlerinden bir öğrenci belgesi (içinde ne nedenle yurt dışına çıkacağınıza dair açıklama olmalı: Erasmus, Work&Travel, Fulbright, vs.) alıyorsunuz. Bunu pasaportunuzu alacağınız şube müdürlüğünün istediği vergi daire başkanlığına gidip onaylatıyorsunuz, ondan sonra pasaport işlemlerinizi başlatıyorsunuz.

Örneğin, ben Fulbright bursunu kazandım (kısmetse yaza ABD yolcusuyum), YTÜ-Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden öğrenci belgemi aldım. Bakırköy'de oturduğumdan, Bakırköy Emniyet Genel Müdürlüğü'nden beni E-5'teki Yeşil Plaza'nın alt katında bulunan Yeditepe Veraset ve İntikal İşlemleri Daire Başkanlığı'na yönlerdirmişlerdi. Burada pasaportumu iki yıl uzatmak üzere işlemimi/belgemi onaylattıktan sonra, Bakırköy'deki Pasaport Şube Müdürlüğü'ne gittim, gerekli tüm belgelerimi teslim ettim, ertesi gün de pasaportumu almış oldum.

Darısı başınıza:) zahmet çekmeden, bir şeylere ulaşamayız...

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

23.1.09

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KÜTÜPHANESİ

















Bu gün sabah girip, akşam çıktığım (aslında kamp kurup, hiç çıkmak istemediğim) bir kütüphaneyi keşfettim ve üye oldum: Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi

Aşağıda sayfasından aldığım tarihçesini okuyabilirsiniz.

İyi keşifler!

Ay-lin:)

http://www.library.boun.edu.tr/kutuphane_hakkinda.php 'den 21:44'te 23.01.2009'da alınmıştır:

Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi'nin Tarihçesi

Robert Kolej 1863 yılında Dr. Cyrus Hamlin tarafından kurulduğunda, kütüphanenin ilk kitapları olan Harvard Üniversitesi'nin 200 kitaplık bağışı Bebek'te eski bir binaya yerleştirilerek Kütüphane'nin ilk temelleri atılmıştır. Daha sonra Dr. Hamlin tarafından işe alınan ilk iki profesörden biri olan Rev. Henry Albert Schauffer'ın toplam $2.000'lık kitap alımıyla geliştirilen koleksiyonun kitap sayısı, Kolej 1871 yılında şimdiki kampüse taşındığında sayısı 5.000'e ulaşmış kitaplar da Hamlin Hall'e yerleştirilmiştir. 1897 yılında Kaspar Tüygil, Robert Koleji'nden mezun olduğunda Başkan Calep Gates tarafından kütüphaneci olarak atanmış ve 55 yıl bu görevi yapmıştır. Kaspar Tüygil, 1892 yılında yapılmış olan Albert Long Hall binasının birinci katını kütüphane olarak açmış, fakülte odalarında ve diğer binalarda dağınık olan kitapları da toplayarak ilk defa kayıt, kataloglama ve ödünç işlemlerini başlatmıştır. 1920 yıllarından itibaren artan kitap sayısı nedeniyle bu mekanda da yetersiz kalmış, 1931 yılının baharında kütüphane binası olarak yapımına başlanan Van Milligen Hall binası 1932 yılında tamamlanmıştır.

İtalyan Rönesans stilinde tasarlanmış ve avlunun etrafındaki diğer kolej binaları gibi aynı mavi kireç taşından inşa edilmiş olan Van Milligen Hall'ün dış duvarları beton yerine çelik çerçevelerle desteklenmiştir. Kampüs meydanı etrafındaki binaların seviyesinde önden iki kat ve girişin altında yer alan 3 katla birlikte toplam 5 kat olarak inşa edilen bina $75.000'a mâl olmuş, bu paranın yarısı en son Mütevelli Heyeti yönetim kurulu başkanının dul eşi Mrs. John S. Kennedy tarafından bağışlanmıştır.

Kütüphane binasına adı verilmiş olan ve İstanbul'un Bizans anıtları hakkında kitaplarıyla ünlenmiş Alexander Van Millingen (1840-1915), Robert kolejinde tarih profesörü olarak görev yapmıştır (1878-1915). Profesör Van Millingen öldüğünde tüm kitaplarının ve 1.000 İngiliz Lirasının kütüphaneye bırakılmasını vasiyet etmiştir. Van Millingen'in kitapları Yakın Doğu Koleksiyonu'nun temelini oluşturmuştur. Başlangıçta yalnızca Kütüphane binası olarak inşa edilmiş Van Millingen Hall binası, Robert Kolej'in müdürünün ofisi olarak ve fakülte toplantıları için de kullanılmış, 1960'ların başına kadar da kütüphanenin ana okuma odası olarak hizmet vermiştir. Kaspar Tüygil'in göreve geldiğinde birkaç bin olan ve 1952 yılına kadar 40.000'e ulaştırdığı kitap sayısı, 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi kurulduğunda 100.000'i geçmiştir. Kütüphane, mevcut binanın yetersiz kalması sonucu 1983 yılında Kuzey Kampüs'teki yeni binasına taşınmıştır. Uzun yıllar kütüphane olarak hizmet vermiş olan Van Millingen Hall binası bugün Rektörlük ve yönetim ofisleri binası olarak hizmet vermekte olup en üst katındaki Rektörlük Toplantı Salonu raflarına yerleştirilmiş bazı eski sayılardan oluşan süreli yayınlarla önceki işlevinin hatırasını yaşatmaktadır.

1983 yılında tasarımını, Türkiye'de çağdaş mimarlığın önde gelen temsilcilerinden Sevinç ve Şandor Hadi'nin yaptıkları yeni ve özgün binasına taşınan kütüphane koleksiyonu, 1990 yılında 231.000'e, 1995 yılında 285.000'e ulaşmıştır. 1995 yılından itibaren kütüphanecilikle ilgili yazılım ve donanım konularındaki teknolojik gelişmeler takip edilerek uygulanmış, koleksiyonlar hızla zenginleşmiş, kütüphaneye yapılan kitap bağışları da çoğalmıştır. Hizmet kalitesi ve verimlilik artışıyla birlikte 2004 yılına gelindiğinde koleksiyon 452.000'e ulaşmıştır. 1999 yılında Aptullah Kuran adı verilen kütüphane binası, yeni koleksiyonların kurulması, kitap ve okuyucu sayısındaki artış nedeniyle yetersiz kalmaya başlamıştır.

Konularındaki en yeni kitapları öğretim üyelerinin katkılarıyla hızlı bir şekilde koleksiyonuna kazandırarak güncelliğini koruyan kütüphane, Nadir Eserler Koleksiyonunda yer alan 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar sayısı on bini aşan değerli matbu eserleriyle geçmişi de en iyi şekilde muhafaza etmeye çalışmaktadır. Türkler hakkında Batıda yazılmış önemli eserlerle birlikte Müteferrika baskılarının da yer aldığı bu koleksiyonun önemli bir özelliği de saklanan kitaplardan değil, açık raflarda okuyucuya uzun yıllar hizmet etmiş kitaplardan oluşmasıdır. Nadir eserler dışında tüm koleksiyonlarda uygulanan açık raf sistemi okuyucunun ilgilendiği konulardaki tüm eserleri bir arada görmesini sağlamaktadır. Türkiye ve çevresindeki ülkeler hakkında yazılmış 80.000'den fazla kitaba sahip olan Yakın Doğu Bölümü uzun yıllardan beri dikkatle oluşturulmuştir. Osmanlı dünyası ve halklarının tarihi, kültürü, dil ve edebiyatı hakkında yazılmış eserleri barındıran bu çok özel koleksiyonun benzeri ülkemizde yoktur. Ayrıca 2.500 cilt kitaptan oluşan ABD Tarihi Dokümanları Koleksiyonu 18. yüzyıla kadar uzanan nadir eserleriyle dikkat çekmekte olup Türkiye'de benzeri olmayan diğer bir koleksiyondur.

Kitap ve dergilerde kullanımdan kaynaklanan yıpranmalar, Cilt ve Restorasyon Atölyesinde onarılmakta, mevcut olan veya koleksiyona yeni katılan kitaplar, özel olarak tasarlanmış makinaların yardımıyla ve ciltcilikte ilk defa uygulanan yöntemlerle koruma altına alınmaktadır. Görme özürlü öğrencilerimiz için Türkiyedeki en zengin Braille koleksiyonuna sahip olan kütüphane, teknik alt yapısıyla da özürlü öğrencilerimizi desteklemektedir.

Bugün 9 ayrı koleksiyon barındıran kütüphanenin, mevcut materyallerinin okuyuculara en iyi şekilde ulaşması için kullanılan donanım ve yazılımlardaki gelişmeler yakından takip edilmektedir. Elektronik yayınlar, uluslararası indeksler ve kütüphane yazılımı uygulamalarında Türkiye'de öncü olan kütüphane bu başarısını tüm üniversite çalışanlarının ve kütüphane dostlarının gönülden desteğine ve daimi ilgisine borçludur.

22.1.09

ARİF ÖZGÜLÜŞ KASDAV MEŞK KOROSU TÜRK MÜZİĞİ KONSERİ

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

Sesletim

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

14.1.09

Rebab Dinlerken Hafifleyen Yüreğim...



Rebab'la (Rebap, Rubap, Rubab, Robab) tanışalı bir yıl olsa da tınıları sanki yıllardır ruhumun gıdası olmuş bir müzik aleti...
Ustası İbrahim Metin Uğur'un web sitesi: http://www.rebab.net/
Rebab, Türk kültürümüz için çok önemli; öte yandan, pek tanınmayan bir müzik aletimizdir.

Aşağıda sözü İbrahim Metin Uğur'a bırakıyorum. Sitesini açarsanız, Uşşak Taksim'den Şehnaz Peşrevi'ye rebabı dinleyebilirsiniz...

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

http://www.rebab.net/ 'den 22:11'de 14.01.2009'da alınmıştır:

REBAB (Rebap, Rubap, Rubab, Robab)

Rebâb gibi eski bir sazın doğumu hakkında net bilgiler bulmak mümkün değildir. Ancak çeşitli rivayetler mevcuttur. Kimi rivayetlere göre Süleyman Peygamber’in rebâb çaldığı söylenir ki bu milattan önce 3800’lere yani Sümerlere kadar dayanır. Bir başka rivayete göre de rebâbi Farâbî îcat etmiştir. Başka bir kaynakta ise Uygur Türklerinden bu yana rebâb çalınmaktadır. Müzik enstrümanları çok geniş coğrafyalara yayılmış, zamanla buralarda değişimlere uğramışlardır. Bin sene evvel, ıklığ, kemençe, rebâb diye adlandırılan sazlar muhtemelen ayni sazlar olabilir. Tarih içinde bunlar yaylı sazların ortak ismi olarak da kullanılmıştır. Bütün bu bilgiler ışığında rebâb Kuzey Pasifik’ten Orta Asya’ya oradan Akdeniz’e, hatta Endülüs aracılığıyla Bati Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada kullanılmıştır. (Avrupa’da “Rebece (Rebek)” adıyla anılır.) Büyük ihtimalle kavimler göçü ile yahut Moğol zulmünden kaçan halklar tarafından Iran, Arap coğrafyası ve Anadolu’ya gelmiştir. Selçuklularda ve Osmanlı İmparatorluğu’nda gözde bir saz olarak kullanılmıştır. 18. Yüzyıl’ın ortalarında keman sazının Osmanlı’da icra edilmeye başlamasıyla gitgide eski önemini yitirmiş 19. asrin sonlarına doğru icracısı iyice azalmıştır.

MEVLEVİLİK VE REBÂB

Mevlevîlikte rebab ney kadar önemli bir metafordur. Hz. Mevlânâ’nın eserlerinde yetmişin üstünde beyitte adi geçmiş Ahmed Eflakî Dede Menâkibu’l-Ârifîn’de, on ayrı konuda rebabdan bahsetmiştir. Kimi beyitlerde gönlünün ateşini rebabin ateşiyle teşbih etmiş, kiminde rebabin sesi İsrafil’in sesi olmuş, kimisinde rebab gizli sırları fâş ederken kiminde de rebab doğru yola varmak için yol olmuştur. Hz. Mevlânâ ve oğlu Sultan Veled bizzat rebab çalmışlardır. Bunu Dîvân-i Kebîr’deki bazı gazellerinden anlıyoruz. Sultan Veled Rebâb-nâme adıyla anılan bir mesnevî yazmıştır. (Bu eserde rebâb Hz. Mevlânâ’nın Mesnevîsinde neyi kullandığı gibi bir metafor olarak kullanılmıştır.) Rebâb-nâme’de der ki: “Ney sadece kamıştan yapıldığı için onda sadece bir çeşit inleme vardır. Oysa rebabın oluşumunda ağaç, deri, kil, demir gibi maddeler vardır. Rebâbin iniltisi bu yüzdendir ki neyden daha fazladır” diye ifade buyurmuşlardır. Ağaç ağlıyor, deri ağlıyor, kil ağlıyor, demir ağlıyor vatan iştiyakıyla. Hz. Mevlana birkaç beyitinde rebabin mızrapla da çalındığının işaretlerini veriyor. Rebâbî Osman ve Rebâbî Ebûbekir adlarıyla dönemin iki rebâb icracısından da bahsediyor. Günümüzde neyin bu kadar önde olduğu ve rebâbin da bir o kadar geride kaldığı âşikâr ve hayret vericidir. Oysa daha evvel değindiğimiz gibi rebâb Mevlevilikte ney kadar değerlidir ve ney kadar fazla kullanılmıştır. Temennimiz; rebâbin da sırlarını anlamak ve bu sırları anlatmak isteyen sanatkârlarımızın artması, rebâbin layık olduğu yere gelmesidir.

Biz Rebab’ın ruhunu, Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinden öğreniyoruz. Bunun dışında, rebabın tarihçesi ile ilgili söylenenler spekülasyondan öteye geçmemektedir. Özellikle günümüzde çok az kişi tarafından çalınan “Hindistan cevizi tekne, yuvarlak-uzunca sap ve atkuyruğu telden oluşan” Rebab’ın geçmişi hakkındaki somut ve görsel bilgiler 17. yy. gravür ve minyatürlerinden daha geriye gitmemektedir. Rebab’ın tarihi kökenleri hakkındaki araştırma ve iddiaların; müzik tarihçilerinin konusu olduğunu düşünüyoruz.

İşte bu noktada bizi asıl ilgilendiren şey, Rebab hakkında bazı icracı-icra denemeci kişilerin Rebab’ın tekrar gündeme getirildiği 1950’li yıllardan bu yana ileri sürdükleri bir takım iddialardır. İçinde bulunduğumuz güç, iktidar ve başarıya odaklı global anlayışın çeşitli çevrelere sirayet etmiş olduğu gibi, sanatçı dünyalarını da etkisi altına aldığını görmek üzüntü vericidir.

Rebab’da geniş aralıkların basılamayacağı (dolayısı ile perde bağlanması),volümünün az olması (dolayısı ile metal tel takılması), yuvarlak sapın çalım zorluğuna yol açması (dolayısı ile sapın düz tuş yapılması) gibi argümanlarla Rebab’ın otantik yapısının tamamen değiştirildiğini görmekteyiz.

Sazın tarihi sürecinde doğası doğru yorumlanamamış ve zaman içinde gelişimini sağlaması maalesef mümkün olamamıştır. Tellerinin atkuyruğu olması, vücut harareti nedeniyle icra sırasında akord sorunlarının yaşanmasına yatkın olduğu yorumu doğrudur. Ancak bu sorunsal, sazın orijinini bozmadan ve daha yüksek müzikal katkı sağlayacak biçimde (naçizane) tarafımızdan aşılmıştır.

Şöyle ki:

Rebabla süren bir ömürlük yolculuğumuz boyunca, bu soruna farklı yaklaşımlarla çözümler geliştirmeye çalıştık. Atkuyruğu yerine Japon-Kore ipeği, Bursa ipeği, yekpare bağırsak tel, çeşitli sentetik alaşımlardan yapılmış enstrüman telleri kullanarak bu sorunu aşmaya çalıştık (metal tel kullanımını hiç düşünmedik, zira dönemi itibari ile metal tel kullanımı söz konusu olamazdı).

En mükemmel çözüm olarak:

Atkuyruğu yerine sazın ebat-akorduna göre 3.0, 4.0 ve 5.0 bağırsak ameliyat ipliği (crome cat gut) kullanarak hem akord sorununu aştık; hem de volüm, tonalite ve tını olarak çok daha yüksek bir müzikalite elde ettik.

Bu site ile yapmaya çalıştığımız ve çalışacağımız şey, aksinin benimsenmiş ya da benimsetilmiş olmasına rağmen, Rebab’ın Türk müziğinin her makam ve formdaki eserini çalmaya müsait olduğu gibi, sesinin rengi, tınısı, ifade ve nüans zenginlikleri ile öbür çalgılardan teknik açıdan hiçbir eksiğinin olmadığını ve sazın, kendi orijinal fiziğinin, Türk müziği icrasının tavır ve üslubuna ilişkin çok yüksek katkılarının olduğunu göstermektir.

İbrahim Metin Uğur

11.1.09

Babam bir ırmaktı gökyüzüne aktı

Canım kardeşim ve babaanneciğim

Bir kız çocuğunun hayatta canını en çok acıtan olayların başında, herhalde canından çok sevdiği, biricik aşkı babasını kaybetmek geliyor... Öte yandan, günbegün canın daha çok acıyor; yolda el ele yürüyen bir baba-kızı görmek bile gözyaşlarının süzülmesine neden oluyor... Büyümek, çok zormuş... Evladını kaybetmek ise daha da kötü olmalı; canım babaanneciğim de her gün babam için gözyaşı döküyor... Anneciğim ise 26 yıllık hayat arkadaşını kaybettiği için mahvoldu...

Herkesin sevdikleriyle dolu dolu vakit geçirmesini diliyorum.

Aylin

Son olarak da sözü Ayşe Arman'a bırakıyorum; başı sağ olsun...

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10749103.asp 'den 22:07'de alınmıştır:

Babam bir ırmaktı gökyüzüne aktı

O sabah ağlayarak uyandım. Hıçkıra hıçkıra. Elimde değil durduramıyorum. Rüyamda annem hamile, babamın çocuğunu doğurmaya çalışıyor.

Doğuramadı.

İçinde babamın bebeğiyle öldü.

O anda taş yutmuş gibi oldum.

Bir şey koptu bedenimden.

Kolum, bacağım gitti sanki...

Öyle hissettim.

*

Çekirdek külahı gibi, beyaz bir kefen içindeydi...

Tepesi mektup gibi katlanmış.

Açtım kefeni, baktım, annemin yüzü mosmor, dayak yemiş gibi, her yeri yara bere içinde, "Bizden gizlemiş meğer ne çok acı çekmiş" dedim.

O anda birden gözlerini araladı.

Çocuklarınki gibi bir çift mavi göz bana bakıyor.

Annemi çektim aldım o kefenin içinden, nasıl hafif, kuş gibi.

Alya ile oynadığımız bir oyun var, Alya benim kucağımda evin içinde dönüyoruz, "Güzel Alya" diyorum müzikli bir biçimde, o da "Güzel anne" diyor, "Aşkım kızım" diyorum, o da "Aşkım anne" diyor, dönüyoruz, gülüyoruz, dönüyoruz...

"Güzel Mami" dedim.

"Sen dünyanın en güzel, en iyi mamisisin..."

Utangaç bir biçimde gülümsedi.

Ben anneme oldum olası duygularımı açabildim, aklımdaki, yüreğimdeki neyse hep söyleyebildim.

Yine öyle yaptım.

Onu ne kadar çok sevdiğimi söyledim.

*

O anda fark ettim, o da ne, masanın üzerinde bir cenin duruyor.

"Bu kim?" dedim.

"Baban" dediler.

"Ona ne oldu?" dedim.

Dediler ki "Acı içti."

Bana bu bilgileri kim verdi bilmiyorum ama birileri verdiler işte.

"Acı içmek ne demek?" dedim, "Acı nasıl içilir?"

Anlattılar.

Acıyı, şurup şişesi gibi bir şişeye doldururmuşsun, uçmasın diye de tepesini sıkı sıkı telle sararmışsın, sonra da kafana dikip, yutarmışsın.

İşte öyle yapmış babam.

"Ya sonra ne olmuş?" dedim, korkarak.

Dediler ki "Acı, içinde patladı..."

"Ne yani öldü mü?"

"Evet."

Bir şey daha koptu gitti bedenimden...

Bu, daha kuvvetli bir kopuştu...

Çünkü babam, hayatım boyunca duygularımı ifade edemediğimdi, kafasından neler geçtiğini bilemediğimdi, soramadığımdı...

Onunla mesela kızımla oynadığım oyunu oynayamadım.

Hiçbir zaman.

Onu bırakın, babama hiçbir zaman doyasıya sarılamadım bile, belki çok küçükken, çünkü babamın görünmez duvarları vardı, hoşlanmazdı ona dokunulmasından, sarılınmasından, "Sen" bile diyemedim ben ona, o hep "Babacım siz..."di...

Böyle çok yakın ama mesafeli birini kaybettiğinde, biri elini içine sokuyor, ciğerini söküyor alıyor.

Hep varolduğunu, varolacağını varsaydığın vaktin sonundasın...

Hatta bitmiş...

Ve o çok sevdiğin bir insan, baban, sen onu tam olarak tanıyamadan gitmiş...

Kahrolduğunla kalıyorsun.

*

Rüyamda...

Bana "Öldü ama onu son kez görebilirsin" dediler.

"Hadi git vedalaş..."

En hoş, en havalı haliyle koltukta oturuyordu.

40’lı yaşlarındaydı, esmer Çukurovalı bir ten, ışıl ışıl gözler...

Sevgiyle, hayranlıkla ve biraz da duygularını ifade edemeyenlerin ürkekliğiyle baktım yüzüne, ağzımdan şu sözler dökülüverdi:

"Baba bu son değil di mi... Nasıl olsa görüşeceğiz di mi?"

Ondan onay istedim, teyit istedim.

Zaten hayat boyu istediğim buydu.

Hayatımdaki en değerli erkek tarafından onaylanmak.

Annemle ne kadar açık idiysem, babamla o kadar karmaşık, kapalı bir ilişkimiz vardı. İşte bir kere daha, her şeyi o beni onaylasın diye yaptığım adamın karşısındaydım.

İçimi rahatlatmak istercesine, "Tabii ki görüşeceğiz" dedi.

"Baba" dedim, "Bir hatam olduysa affet, ben seni çok seviyorum."

Nasıl rahatladım, nasıl rahatladım, sonunda söyleyebilmiştim.

O da "Tamam kızım" dedi en yumuşak sesiyle.

Babam, dünyanın en inat adamıdır çünkü.

Onun gururu, onuru, kendi doğruları, prensipleri her şeyden önemlidir. Nesli tükenen o müthiş, eski adamlar gibidir. Benim babam hayat boyu kimseye gebe kalmamıştır. Eğilip, bükülmemiştir. Sevmediği insanlarla görüşmemiştir, affetmemesi gerektiğine inanıyorsa, affetmemiştir, hayatı boyunca istemediği hiçbir şeyi yapmamış, istemediği hiçbir yere gitmemiştir.

O yüzden babamın bir ırmak gibi gökyüzüne aktığını düşünüyorum.

Kendi isteğiyle.

Benim babam bir hastalıktan uzun süre çekecek, hastanelerde aylarca sürünecek, elden ayaktan düşecek bir adam değildi.

Tuhaftı, biraz da ters, nevi şahsına münhasır...

Sağlık delisi biri değildi, sigarasından, içkisinden, yemeğinden asla taviz vermedi.

Kaç takla attık bir anjiyo yaptırabilmek için, başaramadık.

Kalp krizi onun kendine seçtiği, ani gelen ideal ölümdü.

Küt diye gidersin, dertsiz, tasasız, arkandakilere çektirmezsin.

O da öyle yaptı.

Babası Nevzat Arman gibi.

Ne var ki gereksiz yere elini çabuk tuttu.

Bu kadar acele de şart değildi.

Son anda bir şey dürttü, dedim ki rüyamda:

"Baba senin hiç mi hatan yoktu?"

Öyle bir baktı ki suratıma...

Sanki bir şeyler vardı anlatacağı...

Sanki biraz daha zorlasam dökülecekti...

Gördüm o ifadeyi yüzünde, gerçeği söyleyip söylememek arasındaki tereddüdünü...

Sonra da bir sır paylaşır gibi fısıldadı:

"Olmaz mı kızım... Benim de hatalarım oldu tabii. Hatasız kim var?"

Orada kesildi rüya.

*

Gözlerimi açtığımda içim oyulur gibi ağlıyordum.

O gün herkese anlattım bu rüyamı.

Anneme, Necla’ya, Demet’e, Eli’ye, Betul Hanım’a, ablama...

Uzun uzun...

Bütün gün babamın görüntüleri geçti beynimden.

Salak ben, herkesi aradım da bir onu aramadım, "Rüyamda sizin öldüğünüzü gördüm" muhabbetinden hoşlanmayacağını bildiğim için.

Ah salak ben.

Arasaydım son kez sesini duyabilecektim.

Birkaç saat sonra ablam aradı.

"Rüyan gerçek oldu" dedi hıçkırarak.

"Az önce babam kalp krizi geçirdi, onu kaybettik..."

Ölü evinden notlar

’Baba"yı kaybetmek gerçekten koyuyor. Yaşamadıysan, bu acıyı bilemiyorsun. "Annesini - babasını kaybetmişler" bu satırları okurken ne demek istediğimi anlıyordur. Ben eskiden anlamazdım, şimdi ben de o kulübe üyeyim. Alya’yı doğurduğumda biraz büyümüştüm, şimdi iyice büyüdüm.

Cenaze töreni İstanbul’dakilerden farklıydı. İstanbul’da Teşvikiye Camii’ne gidersin, dikilirsin, aileye baş sağlığı dilersin, sonra "vın" diye hayata, işe geri dönersin. Bazen çok yakın biri değilse, mezarlığa bile gitmezsin. Ama taşrada farklı. Genellikle camiler mezarlığın içinde, camiden toprağa vereceğin yere kadar yürüyerek gidebiliyorsun.

Bana korkunç gelmedi. Belki de babam diye. Tam tersine mutlu oldum onu son kez öpebildim diye. Mis gibi pırıl pırıldı saçları, yeni kesilmişti, o gün de tıraş olmuştu. Yüzünde belli belirsiz, "Yaptım yine yapacağımı, sizi şaşırttım değil mi?" ifadesi. Eli de açıktaydı. Elini de tuttum, alnından da öptüm. Saçlarını da sevdim, güle güle babacım dedim.

İnsanı en acıtan toprağa verme kısmı. İşte o zaman, bir daha görmeyeceğin duygusu dank ediyor. "Aman" diyorsun "Dikkat edin, kafasını bir yere çarpmayın, canı acımasın." Ondan sonrasında kopuyorsun zaten.

Bir kere daha gördüm ki, kardeşin varsa, acıya tahammül gücün artıyor. Ablam Suna, kardeşim Nevzat ve eniştem Keko ile (abim sayılır) kenetlendik. Amcam Ali Arman ve halam Huriş de öyle. Onlar hem annelerini hem babalarını kaybettiler, anlattıklarına göre kardeş acısı da en az o acılar kadar felaket bir acıymış.

Ben daha tek tip cenazelere alışığım. Benzer kültürler, benzer insanlar. Babamınki öyle değildi. Farklı kesimlerden insanlar vardı. Valisinden oto elektrikçisine, Avusturya Lisesi’nden arkadaşlarından İsviçre’de yaşayan nikah şahidine, 30 yıldır görmediğimiz alt komşulardan köydeki odacılara, evdecilere, bahçecilere kadar. Rakı vermediği için kavga ettiği kebapçısı bile oradaydı. Düğünler davetiyelidir, sayılı insan gelir, ama cenazeler öyle değil, duyan gelir. Görülmemiş bir kalabalık vardı.

Arayan, mesaj atan, mesaj bırakan, e-mail atan, çelenk yollayan, Türk Eğitim Vakfı’na bağışta bulunan herkese, herkese çok çok teşekkür ederim. Bizi yalnız bırakmadınız, acımızı paylaştınız. Bakanlar, siyasiler, medya dünyası, gazeteciler, sanatçılar, çalışma arkadaşlarım, ilkokul arkadaşlarım, lise arkadaşlarımız, çocukluk arkadaşlarımız ve dostlarımız sağ olun, var olun. Hakkınızı nasıl öderiz bilemiyorum. O kadar geniş bir ilgi söz konusuydu ki şaşkınlıkla izledim.

Bir de insan beyni tuhafmış, arayan, sana ulaşan herkesi bir şekilde biliyorsun, kaydediyorsun. Kendi kendine "Aman Allah’ım, bilmem kimin babası öldüğünde, ben rahatsız ederim diye aramamıştım" diyorsun. Bundan sonra daha duyarlı bir insan olmaya gayret edeceğim.

7 gündür evdeyiz. Taşra adetleri farklı. İki katlı evin her yeri dolu. Ve sürekli yemek geliyor. Baklavalar, börekler, tatlılar, aklınıza ne gelirse. "Onlar şimdi acılı, yemek memek düşünemezler" diyen, tenceresini kapıyor soluğu bizim evde alıyor. Her akşam ya babamın, ya annemin, ya da ablamın bir arkadaşı yemek veriyor. Evin için yetmiyor, bahçeye ışıldaklar, ısıtıcılar konuyor, kapıdan içeri giren herkes önce sofraya davet ediliyor. Müthiş bir şey. İnanılmaz bir birlik, beraberlik, kah gülünüyor, kah ağlanıyor.

Murat Hoca her akşam Kuran okumaya geliyor. Sureleri okuduktan sonra, Türkçe meallerini anlatıyor, insanın içi huzur doluyor. Ne dediğini de anlıyorsun. Ses tonu da güzel. Üstelik son derece modern bir hoca.

İlk flörtüm, ilk sevgilim, ilk kocam da geldi. Hayat boyu değdiğim, benim için önemi olan bütün erkekler babamın cenazesinde bir şekilde buluştu. Evet, hepsini bir arada görmek bana da bir tuhaf geldi ama olabiliyormuş. Hepsi oturup birlikte sohbet ettiler.

İnternetteki fotoğraflarımı görünce ben de üzüldüm kendime. En aciz, en zayıf, en ağlak halimle oradayım. Ama babam öldü, ağlamayacağım da ne yapacağım. İnsanların şaşırmasına şaşırıyorum.

’Allah bu acıyı unutturmasın" çok hoşuma giden bir söz. Allah hiçbirimize yaşadığımız acıları unutturacak daha kötü acılar yaşatmasın.

Kardeşim Nevzat, Montblanc’da sevgili Yeliz’e bir helikopterde tek taş yüzük çıkarıp evlenme teklif ediyor. İçinden öyle geldiği için de ağlıyor, Yeliz kabul ediyor ama o da ağlıyor. Helikopterin gürültüsünden de Nevzat’a bir türlü "Evet"ini duyuramıyor, inince "Senin karın olmaktan gurur duyarım" diyor. Gidiyorlar bir yerde babamla annemin en sevdiği şarabı açtırıyorlar. Babamı arayıp, müjdeli haberi veriyorlar, "Demek nişanladınız çok sevindim" diyor. 24 saat bile geçmeden babamın ölüm haberi geliyor.

Salvador Dali ve Gala



Yazı ve foto.lar eklenecektir. Ay-lin:)

6.1.09

(Bilgilendirme: Okulda değilim ve) 'Yılın Yıldızları' Hakkında

Merhaba Arkadaşlar,

ABD için sağlık raporu ve benzeri işlemleri yetiştirmek zorunda olduğumdan, bu gün ve yarın okulda değilim. Epostalara ve buradan attığınız mesajlara bakamıyorum; çok aşırı yoğunum. Anlayışınıza sığınıyorum.

Aşağıda detaylarını göreceğiniz gecede görüşmek üzere! Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum; darısı yeni kulübümüzün başına efendim;)

Ay-lin:), mutlu karınca

http://www.yilinyildizlari.com/

http://www.yildizik.com/haberGuncel.aspx?ID=268


Yılın Yıldızları 08 Ödül Töreni 7 Ocak Gecesi YTU Oditoryum Salonunda

Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin yıl içindeki sosyal ve kültürel eğilimlerini belirlemek amacıyla düzenlenen Yılın Yıldızları 2008 Gecesine artık sadece günler kaldı.. 3000 Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisinin belirleyip ödül alanların katılımıyla gerçekleşen ödül töreni 7 Ocak 2009 Çarşamba Gecesi Yıldız Teknik Üniversitesi Merkez Kampüs Oditoryum Salonunda aşağıda ismi geçen sanat, medya, müzik ve iş dünyasından insanların katılımıyla gerçekleşecektir.

Türkiyenin en prestijli öğrenci ödülleri demekten gurur duyduğumuz bu geceye katılım için öncelik Yıldız İşletme Kulübü üyelerinin olacaktır.. Salonun sınırlı kapasitesi ve sanat, medya ,müzik ve iş dünyasından katılımın çok olması nedeniyle istemeden de olsa katılacak seyirci sayısına bir sınırlama koymamız gerekmektedir.. Tüm girişlerin DAVETİYE li olacağı Yılın Yıldızları 2008 Gecesi için 200 kişilik Yıldız İşletme Kulübü üyesi kontenjanımız vardır. Bu yüzden gecede konuklarla birlikte olmak isteyen arkadaşların 26 Aralık 2008 Cuma akşamına kadar yilinyildizlari@gmail.com mail adresine isim soyisim ve isimlerine yazılan davetiyeleri hangi işletme kulübü odasından (Yıldız Merkez Kampüs ya da Davutpaşa Kampüsü) alıcaklarını yazmaları yeterli olucaktır.. Davetiye dağıtımı 29 Aralık - 5 Ocak tarihleri arasında belirtilen kulüp odalarından yapılacaktır..


Yaklaşık bir aylık emeğin sonucu hazırlanan anket sonuçları ve bu doğrultuda gece de ödül alacakların listesi aşağıda belirtildiği gibidir. Emeği geçen herkese teşekkürler..

1- Yılın En Beğenilen Gazetesi
HÜRRİYET

2- Yılın En Beğenilen Köşe Yazarı
CAN DÜNDAR

3- Yılın En Beğenilen Ekonomi ve İş Dergisi
FORBES

4- Yılın En Beğenilen Yazarı ve Kitabı
TURGUT ÖZAKMAN - DİRİLİŞ

5- Yılın En Beğenilen Kanalı
NTV

6- Yılın En Beğenilen Haber Program Yapımcısı
UĞUR DÜNDAR

7- Yılın En Beğenilen Haber Spikeri
ALİ KIRCA

8- Yılın En Beğenilen Eğlence - Show Programı
ÇOK GÜZEL HAREKETLER BUNLAR

9-Yılın En Beğenilen Spor Programı
%100 FUTBOL

10- Yılın En Beğenilen Kültür Sanat Programı
BİR YUDUM İNSAN

11- Yılın En Beğenilen Dizi Filmi
AVRUPA YAKASI

12- Yılın En Beğenilen Türk Filmi
ISSIZ ADAM

13- Yılın En Beğenilen Kadın Oyuncusu
BİNNUR KAYA - AVRUPA YAKASI

14- Yılın En Beğenilen Erkek Oyuncusu
ŞENER ŞEN - KABADAYI

15- Yılın En Beğenilen Kadın Tiyatro Oyuncusu
BENNU YILDIRIMLAR - ÜÇ KIZ KARDEŞ

16- Yılın En Beğenilen Erkek Tiyatro Oyuncusu
HALDUN DORMEN - KİBARLIK BUDALASI

17- Yılın En Beğenilen Radyo İstasyonu
POWERTURK

18- Yılın En Beğenilen Radyo Programı
MATRAX- ZEKİ KAYAHAN COŞKUN

19- Yılın En Beğenilen Kadın Şarkıcısı
FUNDA ARAR

20- Yılın En Beğenilen Erkek Sanatçısı
TEOMAN

21- Yılın En Beğenilen Müzik Grubu
PİNHANİ

22- Yılın En Beğenilen Sporcusu
KENAN SOFUOĞLU

23- Yılın En Beğenilen Ekonomisti
GÜNGÖR URAS

24- Yılın En Beğenilen Reklam Filmi
TURKCELL REKLAMLARI

25- Yılın En Beğenilen İş Kadını / Adamı
GÜLER SABANCI

26- Yılın En Beğenilen Şirketi
TURKCELL

27- Yılın En Beğenilen Sosyal Sorumluluk Projesi
MİLLİYET - BABA BENİ OKULA GÖNDER

28- Yılın En Beğenilen Bankası
İŞ BANKASI

YILDIZ İŞLETME KULÜBÜ

30.12.08

Dünya Tatlısı Bir Fenerli: Emre Sofuoğlu:)



Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

29.12.08

Pasaport...

















Su altında küçük bir anlaşmazlık yaşarken
(Peki tamam. Bu, ben değilim:) Sadece hayal kuruyorum.:P)


Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

Not. Az önce keşfettiğim bir şehir haritası: Boston CVB City Map
http://map.mapnetwork.com/destination/boston/cvb/

Bir de şu Boston posterini çok tatlı buldum:

( http://www.aviewoncities.com/boston/bostonposters.htm 'den 30.12.2008'de 00:19'da alınmıştır.)

28.12.08

İnsan -ve- Hakları


Ay-lin:)'in öğrencileriyle Topkapı Sarayı'nı fethinden bir hatıra...


Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin (ÇYDD) Beşiktaş Şubesi'nin davetiyle, dün 14:30-16:00'da Yıldız Teknik Üniversitesi, Oditoryum'da 'İnsan -ve- Hakları' konusunda bir seminer verdim. Bu alan, uzmanlık alanım olmasa da öğrencilere 'insan' kavramı konusunda beyin fırtınası yaptırmaya, İnsan Hakları'nın Dünya Tarihi'nde ve ülkemizdeki tarihsel gelişimini anlatmaya çalıştım. Konuşmamı Kadın -ve- Hakları boyutuyla bitirdim.

Dilerim öğrencilerin kafalarında soru işaretleri oluşmuştur ve günbegün daha çok okurlar... Salonda 60'a yakın dinleyiciden sadece yedi tanesi Anayasa'mızı okumuş olduğu ifade etti ben sorunca...

Biz öğretmenlere çok büyük görevler düşüyor aslında; sadece akademik bilgi verip gitmek olmamalı öğretmenlik; daha güzeli okuduğumuz kitapla, paylaştığımız insan manzaralarıyla, içten gülümsememizle örnek olmalı ve IŞIK olmalıyız...

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

Önce Çocuklar: Bağışıklama


KKK; Trimovax, WDRL, Anti-HIV, vs.

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

-----------------------------------------------------------------------------------

http://www.unicef.org/turkey/dn_2006/_mc33.html 'den 28.12.2008'de 14:56'da alınmıştır:

Aşı hayat kurtarır

Durum

Difteri, boğmaca, tetanos, tüberküloz, hepatit B, çocuk felci ve kızamık, özellikle çocuklar için tehlikeli olan, potansiyel olarak ölümcül hastalıklardır. Bu yedi hastalığın hepsi de aşı ile önlenebilmektedir, ancak 2003 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre (TNSA), beş yaşın altındaki çocukların sadece %45’inin (kırsal alanlarda %34,4) bu gerekli aşıları birinci doğum günlerinden önce yaptırılmıştır. Bebek ölüm oranları düşüyor olsa da, hala OECD ortalamasından dört kat daha yüksektir.

Bebeklikte bağışıklamanın çocuklara sağladığı faydanın pek bilinmemesi, bir çok anne–babanın aktif olarak sağlık hizmetleri arayışına girmediğini göstermektedir. Aşıların potansiyel olabilecek zararlı etkileri hakkındaki asılsız söylentiler ve spekülasyonlar nüfusun eğitimsiz kesiminde kişilerin düşüncelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Kırsal alanlarda ise sağlık hizmetlerine erişim zaten sınırlı olduğundan, aşılamaya olan talepde düşüktür.

Geçmişte, sağlık çalışanları bağışıklama oranlarını arttırmak için ülke genelinde aşı kampanyaları düzenlemişlerdir. Örneğin, başarılı bir dizi Ulusal Aşı Günleri, Türkiye’nin Haziran 2002’de çocuk felcinden arınmış bir ülke olarak onaylanmasına öncülük etmiştir. Dünya genelinde engellenebilir çocuk ölümlerinin başlıca nedeni olan kızamıkla mücadelede de önemli ilerlemeler kaydedilmiş, 2003 yılından bu yana çocukların %83’ü bu hastalığa karşı bağışıklanmıştır.

Aşı kampanyaları aşılı çocuk oranlarını arttırmaya yardımcı olsa da, maliyetleri etkin değildir ve hiçbir zaman maksimum kapsama alanını garanti etmezler. Oysa, her yıl 1.440.000 bebek dünyaya gelmektedir ve bu bebeklerin bir yaşından önce tüm aşılarını yaptırmış olma şansı yüzde elliden azdır.

Çözüm

Çocukların birinci doğum gününden önce gerekli aşılarını yaparak maksimum koruma elde etmek için standart bir rutin bağışıklama sistemi daha verimli ve maliyet etkin bir yoldur. Kampanya logosu her çocuk için rutin bağışıklama takvimini içermektedir.

Sağlık sistemi içinde rutin bağışıklama prosedürlerini oluşturmak için:

Bağışıklama oranlarının düşük olduğu yerlere ek kaynaklar ve sağlık çalışanları tahsis edilmelidir;
kendi yapacakları masraflardan çekinen ve bu nedenle de sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda isteksiz davranan düşük gelirli ailelere özen gösterilmelidir;
sağlık çalışanları, çocuklarının rutin bağışıklama kapsamındaki tüm aşıları yaptırmasını sağlamak için anneleri teşvik etmeye ve annelerle iletişim kurmaya yönelik olarak eğitilmelidir;
uzak kırsal alanlara düzenli ziyaretlerde bulunacak ve bebeklere yönelik aşı prosedürlerini takip edecek gezici sağlık ekipleri oluşturulmalıdır;
tüm çocukların nitelikli sağlık çalışanları tarafından düzenli bağışıklanmasını desteklemek, rutin bağışıklamanın yararlarını açıklığa kavuşturmak ve bu konudaki önyargılarla mücadele etmek için toplum liderleri ve dini liderler eğitilmelidir.
Rutin bağışıklama prosedürleri, tüm yeni doğan çocukların nüfusa kaydedilmesini (ki kırsal alanlarda bu açıdan problemler vardır) sağlayacak bir ‘kontrol’ mekanizmasına bağlanabilir. Doğum ve nüfus kayıtlarının daha eksiksiz yapılması, çocukların kaydettikleri ilerlemelerin ve genel olarak gelişim ihtiyaçlarının daha iyi izlenebilmesine yardımcı olacaktır.

Hedef

Rutin bağışıklama uygulaması çocukların en az %90’na ulaşacak ve Türkiye’de her çocuğun hayatta kalmasını, sağlıklı bir şekilde büyümesini ve gelişmesini sağlamaya yardımcı olacaktır.

Ülke çapındaki bu çalışma:

Çalışmanın sürdürülebilirliğini sağlamak için Sağlık Bakanlığına teknik kaynak ve destek sağlanması;
özel sektörden ek mali kaynaklar temin edilmesi;
medya yoluyla, bağışıklamanın faydaları konusunda kamuoyunun farkındalığının arttırılması;
rutin bağışıklamanın faydaları konusunda ebeveynleri bilgilendirmek için toplum düzeyinde savunuculuk etkinliklerinin yapılmasını;
yeni doğan bebeklerin bir yaşına gelmeden önce bağışıklanmasını sağlamak için tüm yeni ve müstakbel annelerin bilgilendirilmesini;
tüm çocuklar için rutin bağışıklama eylem planları geliştirmek ve bu planları izlemek üzere sağlık çalışanlarının kapasitelerinin artırılmasını;
sağlık ocağı personeline eğitim setleri temin etmek, düşük gelirli ve zor ulaşılan gruplar için sağlık hizmetlerine erişimi nasıl iyileştirebileceklerini anlatılmasını içerecektir.

Sonuç

Eğer tüm çocukların birinci yaşlarından önce başlıca çocuk hastalıklarına karşı rutin bağışıklamaları yapılırsa:

Bebek ve çocuk ölüm oranları azalacaktır;
çocuklarda fiziksel ve zihinsel bozuklukların görülme sıklığı azalacaktır;
daha sağlıklı çocuklar okulda daha başarılı olacaktır;
temel sağlık hizmetlerinin kalitesi iyileşecektir.

Bağışıklamanın Türkiye için anlamı çok büyüktür.

Bu sayede:

Ülke kızamıktan kurtulacaktır;
dördüncü Binyıl Kalkınma Hedefi’ne (BKH) (Çocuk ölümlerinin azaltılması) ulaşılmış olacaktır;
halihazırdaki çocuklar ileride ekonomiye en iyi şekilde katkıda bulunacak sağlıklı, mutlu yetişkinler olacaklardır.

Sponsorlar için:

Rutin bağışıklama çocukların bakımı ve hastalıklardan korunması için bir süreç olarak yeniden gündeme girmelidir. Programın geniş hedef kitlesine ulaşabilmesi için yüksek bir kamuoyu desteğine ihtiyacı vardır; program bu nedenle sponsor markalara seslerini duyurabilmeleri için büyük bir izler kitle vaat etmektedir.

Sağlık ocakları için temin edilecek tüm kamuoyu bilgilendirme materyalleri ve eğitim setleri sponsor kurum, işletme ve şirketlerin markasını taşıyacaktır.

Bağışıklama programına sponsor olmak özel sektörün hem bugünün çocuklarına hem de geleceğin Türkiye’sine yapabileceği en önemli katkılardan biridir.

Çocuk ölümlerini azaltacak bir çalışmayı destekleyen özel sektör yatırımları sadece çocuk ve ailelerine yarar sağlamakla kalmayacak, ayrıca sponsorun halk gözündeki imajını daha da olumlu bir noktaya getirecektir.

Bütçe (ABD doları)
Toplam 600.000

Eğitim 200.000
Farkındalık arttırma
(ebeveynler için) 200.000
Görsel–işitsel ekipmanlar 200.000

Çocuklar için ve çocuklarla birlikte yaptığımız çalışmalarımızı desteklemek isterseniz lütfen UNICEF Türkiye Milli Komitesi web sitesini ziyaret ediniz ve hemen şimdi web sitemizden bağışta bulunabilirsiniz!

Daha büyük bağış yapmak isteyenler için banka hesap numaraları:

Türkiye İş Bankası, Ankara, Çankaya şubesi 500;
ve Garanti Bankası, Ankara, Çankaya şubesi 629 00 00.

Teşekkür ve Şükran...





Yazı eklenecektir.

Ay-lin:), mutlu karınca

19.12.08

25.deki Ay-lin:)'den sevgilerle...


Bu foto. 22.12.08'de canım öğrencilerimin düzenlediği doğum günü partimizde çekilmiştir:)

Sevgili Öğrencilerim,

Bu gün İST'da sizinle olmak kısmet olmadı...

Dün jürim çok başarılı geçti; desteğiniz için teşekkürler...
Kazandım; şükürler olsun.
Benim için hayırlısı ise ABD'ye gitmek de nasip olur inşallah...
Öğleden sonra kazananlarla toplantı yapacaklarından, halen başkentteyim.

23 Aralık Salı okulda olacağım ve 27 Aralık Ctsi YTÜ-
Oditoryum'da seminer vereceğim; sizleri de beklerim, detayları hafta sonu yazarım, şimdi roketlemek lazım!

Umarım bir hafta tatil iyi gelmiştir sizlere :)

Doğum günü mesajlarınız için de teşekkür ediyorum; dünyanın en şanslı öğretmenlerinden biri benim galiba :)

Sevgimle kalın!

Ay-lin:), mutlu karınca

15.12.08

16-9 Aralık'ta Ay-lin:) Ankara'da :)


Canım Öğrencilerim,

Bayramdan sonra bu habere çok sevinmişsinizdir herhalde canlarım :)

Öncelikle tüm epostalarınız ve kısa mesajlarınız için teşekkür ediyorum; yalnız üç kişi mesajından sonra adını ve soyadını yazmamış; onlara daha yanıt atmadım :)

Önelemeleri geçtim; Perşembe mülakata davet aldım; benim için hayırlısıysa kazanmayı diliyorum. Sizden de pozitif enerjilerinizi ve dualarınızı bekliyorum :)

Coursebook Sınıflarım;

Derslerimde ben varmışım gibi çalışın; hem müzik dinleyin hem de vizeye yönelik beyin fırtınası yapın :)

Dinleme ve Konuşma Sınıflarım;

Bu haftalık kendi kendinize çalışma atölyesini yapınız zahmet olmazsa?!

Sizi özleyeğim; 23 Aralık'ta görüşmek dileğiyle!

Sevgimle Kalın!

Ay-lin:), Ankara

7.12.08

Nereden nereye ...yıldız-mediko-kadıköy-bakırköy:)

Canlarım aramıza yeni bir üye katıldı: Adı Asiye Kaymaz. Tanışma öykümüzü kaleme almış; çok duygulandım ve paylaşmak istedim.

Trakya'dan sevgilerimle,

Ay-lin:), Uzunköprü

Nereden nereye ...yıldız-mediko-kadıköy-bakırköy:)
5.12.2008

Hayatımın en ilginç günlerinden birini geçirdim sanırsam medikoya karın ağrısıyla düşmüş olup hasta yatağına uzanmış kıvrım kıvrım kıvranırken müthiş bir hocayla tanıştım ,o halde nasıl tanıştın demeyin müthişlik burada başlıyor işte:)kısaca özetlemeye çalışayım ben böyle bir hocayı anlatmak benim için büyük bi mutluluk nice böyle hocalara sahip olmak dileğiyle inşallah
Aylin hocamız yabancı diller bölümünde ingilizce öğretmenliği yapmakta,bugün de yıldıza doktora gelmiş kendisinin de iğnesi varmış ve bu iğneden fobisi olan hocamız bayılabiliyomuş da bu durumda benim halimi görüp hemen iyi olup olmadığımı sordu her halimden belliydi de kötü olduğum:) aç olup olmadığımı sordu ve bütün kalkmayın ısrarlarıma rağmen o halde kalktı kantine gidip yiyecek bişeyler aldı çikolata bile getirmişti :)onu o halde kantine gitmesine sebep olduğum için üzülmüştüm ama bir insan nasıl bu kadar düşünceli olabilir nasıl bu kadar yardımsever olabilir şaşkınlıklar içindeydim yüzündeki gülümsemeyi görünce biraz daha kendime geldim çok şükür sıradan bir insan olsa halimi sorup geçmiş olsun deyip çıkıp gidebilirdi ama bu güzel insan başımda bekledi ayağa kalkıncaya kadar yanımda durdu gerçekten beni kendine hayran bıraktı
ne olucak canım altı üstü bi kantine gitmiş normaldir dediğinizi duyar gibiyim:)olay ondan ibaret değil işte ona hayran olmamın sebebi; insana yaklaşımı, hayata yaklaşımı, bu gencecik yaşında yaptıkları...bunların hepsi birleşince elde değil takdir etmemek.
gelelim hocamızı anlatmaya tabi buldum ben böyle hocayı bırakırmıyım takıldım peşine sohbet ede ede döndük evimize...aylin hocamız daha 24 yaşında çok genç bir öğretim görevlisi hacettepede mütercim tercümanlık okumuş 3 yıldırda okulumuzda öğretim görevlisiymiş,hasta olmasının bir sebebi de günde iki saat uyumasıymış... hocam napıyosunuz bu kadar dedim öğrencileriniz mi yoruyor sizi??
nerdeee hocamız yerinde durmuyor ki bi yandan okul bi yandan gazetecilik,bi yandan makaleler yazıyor,seminerlere katılıyor kısacası el atmadığı alan kalmamış ee bu kadar tempoya o vücut dayanır mı hocam:)mütercim tercümanlık okuyup fizikte matematikte yüksek yapmak hangi akıllının işidir,bi de üstüne üstlük mekatronik hakkında makaleler yazmak nereden nereye gerçekten değil mi:)böyle değişik bir şeydi işte hocamız ha bi de b12 eksikliği var hocamızın herşeyi ajandasına kaydediyor çok planlı çalışıyor bana da tavsiye etti kesinlikle uyucam yoksa bu gidişle kendimi kaybedicem bugün:)bunların yanında bi de öğrencileriyle yapmadığı aktivite kalmamış maçlara gitmek ,tiyatrolara gitmek ,seminerlere katılmak ,öğrencilerine kek yapıp getiren başka bi hoca var mıdır acaba sorarım sizeee:)Allahımm tez zamanda bize de böyle bir hoca nasip eyle:)
Daha aklıma gelmeyen bi sürü şey var belki laf arasında hocaya sorduklarımdan aktardım sizlere bu kadar çok faal bir hoca öğrencilerini de boş bırakmaz dimi bulduğu zaman verir ödevleri ajanda tut,hedeflerini belirle vaktini boşa harcama,hayal kur,gelecekte yapmak istediklerin neler...bu böyle sürüp gider hoca değil maşallah kişisel gelişim uzmanı:)
Bir kabataş-kadıköy vapuru,kadıköy-bakırköy deniz otobüsü yolculuğuna bu kadarını sığdırabildim.Akşamın sonunda ikimiz de turp gibiydik birbirimizi iyi ettik sanırsam:)

Teşekkür ederim aylin hocam (öğrencilerinin diliyle minik anne)

imza:yeni yavru kuşlarınızdan asiye:)

http://aylinyavas.blogspot.com/

2.12.08

Genç Bakış YTÜ Oditoryumu'nda!

Genç Bakış YTÜ Oditoryumunda
02-12-2008 Sali, Basın Tanıtım ve Halkla İletişim

Kanal D'de yayınlanan Abbas Güçlü ile Genç Bakış programı, 3 Aralık 2008 Çarşamba gecesi Yıldız Kampüs oditoryumundan canlı yayın yapacak. Güncel konuların tartışıldığı programın konuğu Mehmet Ali Birand. 23.45'te başlayacak programa tüm Yıldız Teknik Üniversitesi çalışanları ve öğrencileri davetlidir. Program bitiminde servis sağlanacaktır.

Üniversitelerde Yabancı Dil Eğitimi Kongresi

İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü olarak 26-27 Kasım 2008 tarihlerinde, Bölümü'n 75. kuruluş yılını kutlamak amacıyla “Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi” konulu bir kongre düzenlendi. Bu etkinlik çerçevesinde, bir yandan üniversite düzeyinde yabancı dil hazırlık eğitiminin durumu, sorunları ve çözüm önerileri, bir yandan da mesleki yabancı dil eğitimi tartışıldı.
Öncelikle İstanbul ilinde zorunlu ya da isteğe bağlı yabancı dil hazırlık programlarını yürüten ve mesleki yabancı dil eğitimi veren devlet üniversitelerinin yöneticileri ve öğretim elemanlarına ulaşmayı amaçlamalarının nedeni, bu ilk toplantıyla ileride gerekirse daha geniş çaplı tartışılabilecek konuları küçük ölçekte ele almaktı....

(Yazının devamı eklenecektir)

Ay-lin:)

29.11.08

Ay-lin:) kayıplara karışıyor!


(http://www.lavinya.net/galeri/img2707.htm'den alınmıştır.)

Sevgili Arkadaşlarım ve Canım Öğrencilerim,

Bir süreliğine dünyayla bağlantımı kesmek zorundayım. Mesaj, sms, eposta, vs trafiği çok yordu beni; bu ay pek bakamayacağım hiçbirine, ceplerimi de kapatıp, çalışma kampına giriyorum. Beni merak etmeyin.

Kısmetse seneye görüşmek üzere!

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:)

Kültür Karıncaları Topkapı Sarayı'nda!

Avrupa Kültürü Nedir?

Lüleburgaz Anadolu Lisesi'nin YTÜ Ziyareti

23.11.08

Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun!



Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
‘GÖZLEM’
Öğr. Gör. Aylin YAVAŞ,
Yıldız Teknik Üniversitesi-YDYO
E-posta: aylinyavas@gmail.com

Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun!

Her sabah büyük bir heyecanla bu gün ne öğreneceğim ve ne öğreteceğim diye kalp atışlarım hızlanıyorsa, öğrencilerimin gözlerine bakarken dünyanın nasıl döndüğünü unutuyorsam, hafta sonu da okul olsun, Davutpaşa Bilim Ormanı'nda öğrencilerimle daha çok vakit geçireyim diyorsam ve en büyük hobimi meslek olarak yapıyorsam, ne kadar şükretsem azdır herhalde...

Başta ben-in ben olmasına izin veren çok uzaklardaki en büyük öğretmenim babacığımın ve hayatımın en fedakar insanı anneciğimin, hayatıma renk katan tüm öğretmenlerimin ve her gün mesleğime aşık olmamı sağlayan, nanoteknolojiden Efes Pilsen maçlarına hayatı paylaştığım; aynı zamanda öğretmenim olan tüm öğrencilerimin, Öğretmenler Günü'nü kutlar, hep beraber nice güzel paylaşımlarda bulunmamızı dilerim...

Sevgilerimle,

Aylin YAVAŞ

Bir de biricik prensesim Bahar YAVAŞ'tan gelen mesajı paylaşmak istiyorum:

İki küçük kız varmış yıllar önce: Biri çalışkan, düzenli ve başarılı; diğeri ise biraz yaramaz, babasının deyimiyle küçük bir 'kıvırcık kız'. Bunların bir de iki öğretmeni varmış: Biri annesi diğeri de babası. Aradan yıllar geçmiş, bu iki küçük kız büyümüş, büyük olan kız önce küçük kızın öğretmeni olmuş: Her zaman yol göstermiş ve yüreğine rengârenk çiçek tohumları bırakmış...
Bu tohumlar zamanla büyümüş ve sonra bilgi ve sevgi tohumu dağıtan bu kız, tohumlarını dağıtmaya Davutpaşa Bilim Ormanı’nda devam etmeye karar vermiş...
Bu habere en çok iki başöğretmen sevinmiş. Biricik öğretmenim; babacığım demiş ki: “En büyük yatırım insana yapılan yatırımdır.” Bu felsefede hayata devam etmiş... Her şey bir rüya gibi giderken başöğretmenimiz bir yolculuğa çıkmış, hem de istemeden ama içi rahatmış çünkü kızlarını öğrenmeye ve öğretmeye devam ediyormuş ve bu iki kız demişler ki: Babamın çizdiği yolda devam! Durmak yok!..
Bu gün de 24 Kasım da biricik öğretmenimiz Fahrettin YAVAŞ’ın ve onun yetiştirdiği biricik öğretmenimin; benim canım ablacığımın Öğretmenler Günü'n kutlu olsun.
Seni çok seviyorum kardeşim!
Yıllar önce babamın anlattığı masallara dönebilmek dileğiyle..

''Bana bir masal anlat baba,
İçinde bütün oyunlarım,
Kurtla kuzu olsun, sekerle bal.

Baba bir masal anlat bana,
İçinde deniz ve balıklar,
Yağmurla kar olsun, Güneşle ay.

Anlatırken tut elimi,
Uykuya dalıp gitsem bile,
Bırakıp gitme sakin beni…''

Şu an uykuya daldım ve bir gün gözlerimi açınca, babamı göreceğim...

Kardeşin; Bahar YAVAŞ


Bahar ve Aylin, Uzunköprü

18.10.08

AB'den Kadın Girişimciliğini Destekleme Projesi

Günaydın Arkadaşlar! Yazmak ve paylaşmak; kalp atışlarımın hızlanması demek oluyor. Tekrar yazabiliyorsam, hayata yine bağlanıyorum demektir galiba... Kadın olmanın gururu ve heyacanı ile gözlemlediğim bir AB destekli proje Kadın Girişimciliğini Destekleme Projesi :)

Yazı için lütfen tıklayınız: http://aylinyavas.blogspot.com/ ya da http://www.uzunkopruadalet.com/aylin_yavas.php?subaction= showfull&id=1224486830

Fotoğraflar: http://www.facebook.com/album.php?id=755466848&aid=44540

Sevgilerimle,

Aylin Yavaş-İstanbul















Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
‘GÖZLEM’
Öğr. Gör. Aylin YAVAŞ,
Yıldız Teknik Üniversitesi-YDYO
E-posta: aylinyavas@gmail.com

İstanbullu Kadın Girişimciler

Kadın Girişimciliğini Destekleme Projesi, amacı kadınların girişimci olarak iş hayatında ve ekonomik kalkınmada daha aktif rol almalarına destek vermek olan bir projedir. Projenin finansmanı, sürdürülebilir kalkınmanın kadınlara eşit ekonomik fırsatların sunulması ile gerçekleşeceği ve böylece refahın artacağı temel varsayımı ile Avrupa Birliği tarafından sağlanmaktadır. 24 Temmuz 2007 tarihinde başlayan ve 2008 sonuna kadar sürecek olan proje, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) tarafından, 25 ilde (9 Merkez ve 16 Bağlı Merkez olmak üzere) Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birlikleri (ESOB) vasıtası ile yürütülmektedir. Projeye teknik destek, ECORYS liderliğindeki uluslar arası konsorsiyum tarafından sağlanmaktadır (www.kadindestek.org).

Kadınları girişimci olabilmeleri için gerekli bilgi ve becerilerle donatmak üzere düzenlenen Kadın Girişimciliğini Destekleme Eğitimleri’nin İstanbul ayağından yararlanan girişimci veya girişimci adayı kadınlar sertifikalarını 14 Ekim 2008 Salı günü İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nde (İSTESOB) düzenlenen törenle aldılar.

Kadın Girişimciliğini Destekleme Eğitimleri, Avrupa Birliği’nin finansal desteği ile Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu ve Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birlikleri (ESOBlar) tarafından 25 ilde yürütülen 4,5 milyon Avro’luk Kadın Girişimciliğini Destekleme Projesi kapsamında verilmektedir.

İstanbul’da altı ayrı merkezde Kadın Girişimciliğini Destekleme Eğitimlerinden yararlanan 565 girişimci veya girişimci adayı kadın için 14 Ekim 2008 tarihinde saat 14.00’de Kartaltepe Mahallesi, Alpay İzer Sokak No:12 Bakırköy adresinde bulunan İSTESOB merkez binasında düzenlenen törene medya mensupları da davetliydi. Tören sonrasında eğitimlere katılmış, iş sahibi olan veya yeni iş kuran 28 girişimci kadın pastacılıktan, terziliğe, takı tasarımından elektronik parçalar üretimine ve çinicilikten tasarımcılığa kadar çeşitli alanlardaki ürünlerini tanıtmak amacıyla bir sergi açmışlardı.

Kadın Girişimciliğini Destekleme Projesi, girişimci olmak isteyen kadınların yanı sıra, hali hazırda girişimci olan kadınlara işlerini nasıl büyütecekleri konusunda da rehberlik etmektedir. Bu çerçevede Kadın Girişimciliğini Destekleme Merkezleri ve Bağlı Merkezleri’nde eğitim ve danışmanlıktan Deneyim Paylaşımı Grup Toplantılarına kadar uzanan bir dizi hizmet sağlanmaktadır.

Proje kapsamında, 2008 yılının sonuna kadar, Türkiye çapında 4,500 kadının bu hizmetlerden yararlanması hedeflenirken Temmuz 2008 sonu itibarı ile projeye başvuru yapanların sayısı 7165’e, eğitim hizmeti alanlar 5149’ye ve danışmanlık hizmeti alanların sayısı 2072’e ulaşmıştır. İstanbul’da başvuru sayısı 986’ya ulaşırken, eğitim hizmeti alanlar 644 ve danışmanlık hizmeti alanların sayısı 347 ye ulaşmıştır. Bu rakamların önümüzdeki aylarda daha da artması hedeflenmektedir.

Törende Habitat İçin Gençlik Derneği’nden Bora Calduy, Lions Club’tan Ender Canıtez, İSTESOB Başkanı Suat Yalkın, İstanbul Merkez Yöneticisi Dilek Zeybek, Kadıköy Belediyesi Proje Koordinatörü Dilsaz Padar, Pendik KİŞGEM’den Özden Anık konuşma yaptılar. Ben işten çıkıp, törene bir saat gecikmeli gittiğimden tüm konuşmaları dinleyemedim.


İSTESOB Başkanı Suat Yalkın ve İstanbul Merkez Yöneticisi Dilek Zeybek




Törende İSTESOB Başkanı Suat Yalkın Kadın Girişimciliğini Destekleme Hizmetleri’nden yararlanarak sertifikalarını alacak olan kadınları tebrik ettiğini belirterek, projenin tamamlanmasından sonra da kadınların iş hayatına girişimci olarak atılmalarını ve işlerini geliştirmelerini desteklemeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Yalkın, bu amaçla İSTESOB bünyesindeki Kadın Girişimcilik Destek Merkezi’nde oluşturulan Yardım Masası’nın çalışmalarına başladığını ifade ederek, “Böylece girişimcilere verilmesi gereken eğitim ve danışmanlık görevlerimizi yerine getirmekteyiz,” dedi.

İstanbul Merkez Yöneticisi Dilek Zeybek ise; “Kadın girişimcilerimiz iş kurma çalışması sırasında birçok problemle karşılaşmaktadır. ISTESOB bünyesinde bulunan Kadın Girişimcilik Merkezi’mizde onların sorunlarına çözüm bulmak ve yol göstermek amaçlı olarak hizmet vermekteyiz” dedi. Zeybek, kadın girişimcilere pazar araştırması, stratejik planlama, iş planı, finansman ve muhasebe gibi konularında sağlanan eğitimlerin yanı sıra Deneyim Paylaşım Grup toplantıları ile Finansman Kaynaklarına Erişim seminerlerinin de verileceğini ifade etti.

Kendi İşinizi Kurmak Veya Mevcut İşinizi Geliştirmek Mi İstiyorsunuz?

Kadın Girişimciliğini Destekleme Merkezleri bünyesinde uzmanlar tarafından verilecek eğitim ve diğer hizmetler, hem girişimci olup olmama konusunda karar vermenize yardımcı olacak hem de sizi kendi işinizi nasıl kurup geliştireceğiniz konusunda bilgilendirecektir. Merkezler sundukları bireysel danışmanlık ve koçluk hizmetleri ile mevcut işinizi büyütmenize, sağlıklı bir şekilde yürütmenize ve işletmenizin yerel işbirliği ve iletişim ağlarının bir parçası olmasına destek verecektir.

Girişimci olmanın nasıl bir şey olduğunu faydalarını öğrenmek isteyen kadınlar, bir iş fikri olan ve kendi işini kurmak isteyen kadınlar, kendi işini yürütmekte olup işini geliştirmek isteyen kadınlar faydalanabilirler. Erkekler de merkezlerde ve bağlı merkezlerde verilecek olan hizmetlerden, katılımcıların en fazla %20’si oranında olmak koşulu ile faydalanabilirler.

Daha fazla bilgi için İSTESOB’dan Dilek Zeybek ile irtibata geçebilirsiniz.
Tel: 0 212 660 60 20. E-posta: İstanbul@kadindestek.com

7.10.08

2008-09 Akademik Dönemine Girerken...


Sevgili Öğrencilerim,

Üniversitemize ve hayatıma hoş geldiniz :)

Aşağıda bu dönemki ders programımı görebilirsiniz. Ofisim A-314'tür. Yeni dönemde hepimize başarılar diliyorum.

Sizlerle ilgili paylaşımlarımı http://aylinyavasveogrencileri.blogspot.com/ 'dan takip edebilirsiniz.

Davutpaşa Bilim Ormanı'nda Görüşmek Üzere!

Ay-lin:)

Salı:
09:00-10:30: C7-CB
10:45-12:15: B5-LS
12:15-13:10: Öğle Arası
13:10-14:40: C20-CB

Çarşamba:
09:00-10:30: B24-LS
10:45-12:15: B2-LS
12:15-13:10: Öğle Arası
13:10-14:40: C7-CB

Perşembe:
09:00-10:30: C9-CB
10:45-12:15: C20-CB

Cuma:
09:00-10:30: C9-CB
10:45-12:15: C20-CB

20.8.08

Norveç'te Engelleri Aşarken...



2008 Norveç Engelliler Kampı'nda engelleri aşarken, hayatımın en huzur dolu günlerini yaşadım... Şimdi memleketteyim...

Eylül'de yeni paylaşımlarla görüşmek üzere!

Sevgilerimle,

Aylin

16.7.08

Engel Midir Görme Engelli Olmak Uçağa Binmek İçin?



'Hayatı sever misiniz?
Hayatı sevebilirsiniz ama bir engelli olarak yaşamaya katlanabilir misiniz?
Siz hiç, beyaz bastonla yürümeyi,
Bir sessiz dünyada işaretlerle konuşarak yaşamayı,
Ya da bir tekerlekli sandalye ile kaldırımları aşmayı denediniz mi?
Peki ya sevinçle beklenen bir bebeğin engelli olarak doğması,
Veya ansızın bir uzvu yitirmek hangi duyguları yaşatır hiç düşündünüz mü?
Asıl engel, vicdan ve merhamet yoksunluğudur...
"Ne oldum değil, ne olacağım diye düşünmeli" belki bir gün bizde bu halde olabiliriz...'

Bir yakın arkadaşım, 18 Temmuz 2008 Cuma günü Pegasus'la İstanbul'a gelecekken, 'görme engelli' olduğu için uçağa binemeyeceğini öğrendi. Yetkililer, ya yanında bir refakatçı bulundurması gerektiği ya da yanındaki yolcunun refakatçısı olarak sisteme kayıt yaptırmasını söyleyince, arkadaşım da biletini iptal etmek zorunda kaldı.

Zaten başta sağlık sorunları olmak üzere hayatta çok zolukla mücadele eden engelli insanlarımıza neden insanca yaşamalarına ve haraket etmelerine engel oluyoruz acaba? Bir gün aynı durumda biz de olabiliriz. Merak ediyorum bir host ya da hostes yardımcı olamaz mı uçağa binişinde ve inişinde bir engelli yolcuya? Onların hayatına engeller yığmaktansa, çok mu zor geliyor destek olmak, yardım etmek?...

Engelsiz yarınlara...

Aylin

30.6.08

Özledim...



Acıyı iliklerimde hissederek yaşıyorum...
Aslında yaşamak da hiçbir şey ifade etmiyor Selami Şahin'in de ifade ettiği üzere...
Günbegün daha çok özlüyorum en büyük aşkımı...

Görüşmek üzere!

Sevgiler,

Aylin

ÖZLEDİM

Sen gittin ya yaşantımın bir anlamı kalmadı.
Sen gittin ya pencereme bir kez güneş doğmadı.
Sen gittin ya senden sonra mutluluğum olmadı.
Senle geçen günlerimin değerini bilmedim.

Özledim teninin kokusunu özledim.
Özledim sımsıcak sohbetini özledim.
Özledim sohbetini o sesini özledim.
Gelmedin gözbebeğim can yoldaşım gelmedin...

Sen gittin ya gözlerimde yaşlar bir an dinmedi.
Sen gittin ya ellerimden resmin bir an düşmedi.
Sen gittin ya o gün bugün inan yüzüm gülmedi.
Gelmedin gözbebeğim can yoldaşım gelmedin...

Selami Şahin

25.5.08

Babacığımın Anısına: SAMANYOLU



Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
‘GÖZLEM’
Öğr. Gör. Aylin YAVAŞ,
Yıldız Teknik Üniversitesi
E-posta: aylinyavas@gmail.com

SAMANYOLU

15 Mayıs 2008 Perşembe günü Trakya Tıp Fakültesi’nde geçirdiği fıtık ameliyatından sonra, 16 Mayıs 2008 Cuma günü öğle vakti akciğerlerine yerleşen pıhtı yüzünden (pulmoner emboli) kalbi durdu (cardiopulmonary arrest) babacığım Fahrettin Yavaş’ın... Hayatım, can yoldaşım, aşkım babacığım Hakkın rahmetine kavuştu aniden...

Öncelikle cenaze törenimize gelen, telefon eden, mesaj gönderen, bir hafta boyunca her gece dualarımıza katılarak acımızı paylaşan tüm dostlarımıza, çelenk gönderen kurum ve kuruluşlara ailem adına teşekkür ediyorum.

Çok isterdim babacığımla nice yıllar el ele yürümeyi, onun omzundan ağlamayı ya da bir gün gelin olduğumu görmesini, torunlarını sevmesini... Ama her canlı bir gün ölümü tadıyor. Her canlının bir vadesi oluyor işte... Ecel kapıyı çalınca, hiçbir şey yapamıyor insan... Ölüm, Allah’ın emri ve babacığımın Allah’a kavuşmasını sabırla kabul etmeye çalışıyorum.

Öte yandan, Allah inanılmaz bir güç ve sükûnet de veriyormuş insana bu acıyı taşıyabilmesi için. Ailemin bana kazandırmış olduğu sarsılmaz bir iman ve sürekli şükreden bir yüreğe sahip olduğumdan, dimdik ayakta durabiliyorum. Şükürler olsun Allah’a onun kızı olduğum için. Babacığımın çizdiği yolda gitmek için elimden geleni yapacağım.

Şimdiden çok özlüyorum onun her zaman gülümseyen yemyeşil gözlerini, hoşgörüsünü, insan sevgisini... ‘Bakın şu çeşmeye/İçecek su tası yok/Kırma insan kalbini/Yapacak ustası yok’ diyerek kimseyi kırmayan babacığımın ruhuyla bir gün tekrar buluşacağımıza inanıyorum. Allah, bu dünyayı bizlere bir sınav olarak verdi sonuçta... Benim de okumak ve okutmak, öğrenmek ve öğretmek hem boynumun borcu hem de var olma nedenimdir. Hayata sımsıkı sarılarak devam ediyorum çalışmaya azimle...

Son olarak tüm sevenlerin yüreklerine anneciğimin ve babacığımın düğün parçası olan ve hep baba-kız dans ettiğimiz parça Samanyolu’nun dizelerini yolluyorum:

‘Sen kalbimin mehtabısın güneşisin
Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek
Ruhum senin kalbim senin ömrüm senin
Yıllar geçse ölmeyecek bende sevgin
Bir şarkisin sen ömür boyu sürecek
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek
Uzaklara kaçıversek seninle biz
Bir gün elbet göze gelir bu sevgimiz
Bir şarkisin sen ömür boyu sürecek
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek’
Berkant

Bir güzel yeşil gözlerinde buluşmak üzere; seni çok seviyorum babacığım...

12.5.08

Muğla Üniversitesi Sıtkı Koçman Yabancı Diller Yüksekokulu, Yabancı Dil Kurultayı



Muğla Üniversitesi, Sıtkı Koçman Yabancı Diller Yüksekokulu 7-9 Mayıs'ta düzenlediği 'Yabancı Dil Bölümleri ve Yüksekokulllarının Yabancı Dil Öğretimindeki Sorunları' kurultayı ile bu yıla damgasını vurdu...

Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum; yüreğinize sağlık.

Yazı ve foto.lar eklenecektir.

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

8.4.08

Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Mekatronik Mühendisliği Kuruldu!


Merhaba Arkadaşlar,

Mekatronik Mühendisliği hakkında bir paylaşımım:
http://www.uzunkopruadalet.com/aylin_yavas.php

Özellikle bu yıl ÖSS'ye gireceklere duyurursanız, mutlu olurum:
Yıldız Teknik Üniversitesi' nde Mekatronik Mühendisliği Kuruldu!

Sevgilerimle!

Ay-lin:)

-------------------------------------------------------------------------------------

Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
‘GÖZLEM’
Öğr. Gör. Aylin YAVAŞ,
Yıldız Teknik Üniversitesi
E-posta: aylinyavas@gmail.com


Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Mekatronik Mühendisliği Kuruldu


Bu yazının amacı hem ‘Mekatronik Mühendisliği’ni tanıtmak hem de Yıldız Teknik Üniversitesi, Makine Fakültesi bünyesinde ‘Mekatronik Mühendisliği’ kurulduğunu paylaşmaktır. Bölüm, 2008-2009 akademik yılında alacağı 30 birinci, 30 ikinci öğretim lisans öğrencisiyle akademik yaşamına başlayacaktır.

Mekatronik Kavramı ve Mühendisliği Hakkında Genel Bilgiler

‘Mekatronik’ kavramı, ilk kez 1969 yılında Japonya’nın Yaskawa Elektrik Şirketi’nde görevli bir mühendis tarafından elektrik motorlarının bilgisayarla kontrolünün sağlanması için kullanılmıştır. ‘Mekatronik’ sözcüğü, “mekanik” ve “elektronik” kelimelerinin uygun bir şekilde parçalanması ve bu parçaların birleştirilmesi ile elde edilmiştir. ‘Mekatronik’ sözcüğü, mekanizmanın “meka”sı ile elektronik sözcüğünün “tronik” kısımlarının birleştirilmesinden oluşmuştur. Böylece bir Japon icadı olarak buradan yola çıkan ‘mekatronik’ kavramı, yıllar içerisinde ilerleyerek tüm dünyaya yayılmış ve günümüzün mühendislik literatürüne, üzerinde en çok konuşulan bir kavram olarak yerleşmiştir.

‘Mekatronik’, ağırlıklı olarak tasarım ile ilgili bir kavram olarak ele alındığından, doğal olarak ilgili tanımlamalarda, mühendislik boyutunun özellikle ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Bunun için öncelikle ‘mühendislik’ ve ‘Mekatronik Mühendisliği’ kavramlarının açıklanmasında yarar vardır.

‘Mühendislik’, genel olarak, kuramsal doğruluğu kanıtlanmış kavramların uygulamaya aktarılmasındaki güçlükleri ve sorunları aşma etkinliği olarak tanımlanır. ‘Mekatronik Mühendisliği’ ise kısaca, mühendislik ilkeleri içinde, makina, elektrik/elektronik mühendisliği ve bilgisayar teknolojisinin eş amaçlı tümleşik bir yapıda gerçekleştirilmesi ve uygulanması olarak tanımlanabilir. ‘Mekatronik Mühendisliği’, makina, elektrik-elektronik mühendisliği ve yazılım teknolojisinin, bir ürün içinde birleşmesi, bütünleşmesini kapsayan bir mühendislik dalıdır. Bu üç mühendislik konusunun bir ürün üzerinde bütünleşmesi, ‘Mekatronik Mühendisliği’nin temel ilkesidir. Bu ilke, eğitimin ve tasarımın başlangıcından itibaren, bu mühendislik dallarının bir arada bulunmasını gerektirmektedir. Klasik makina ya da elektrik mühendisliği eğitimini görmüş bir kişinin ‘mekatronik’ ürünler üretmesi beklenmemelidir. Bunun için kişinin makine, elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin ilgili konularının, bir eğitim sistemi içinde öğütülmesinden oluşmuş ‘Mekatronik Mühendisliği’ eğitimi almış olması gerekir (http://mechatronics.atilim.edu.tr/mece-main.htm ).

‘Mekatronik Mühendisliği’, disiplinler arası bir dal olmasından dolayı özellikle ülkemizde sanayicinin tercih ettiği mühendisleri yetiştiren bir bölümdür. ‘Mekatronik’ bölümünü oluşturacak disiplinler ve detayları aşağıdaki gibidir:

— Mekanik Sistemler (Bilgisayarlı Tasarım, Bilgisayarlı Üretim, Boşluksuz ve Hassas Çalışan Mekanik İletim Sistemleri)
— Kontrol Sistemleri (Kontrol Sistem Tasarımı, Gerçek Zamanlı Kontrol)
— Bilgisayar Sistemleri (Algoritma Uygulaması-Kodlama, İletişim Protokolü Oluşturma ve Gerçek Zamanlı Programlama)
— Elektrik-Elektronik Sistemler [Eyleciler (motorlar vb) ve Duyucular (sensörler), Analog/Dijital, Dijital/Analog Kartlar, Bilgi Toplama ve Derleme Kartları]

Türkiye’deki Mekatronik Eğitimi

‘Mekatronik’ eğitimi, dünyada olduğu gibi ülkemizde de her geçen gün gelişmektedir. Fakültelerde, Meslek Yüksekokulları’nda, Meslek Liseleri’nde ‘mekatronik’ bölümleri ve programları açılmakta ve öğrenciler tarafından tercih edilmektedir. Sabancı Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi’nde ve geçtiğimiz Aralık ayında da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde mekatronik mühendisliği eğitimi açılmıştır.

Meslek Yüksekokulları düzeyinde ise Sakarya Üniversitesi Adapazarı Meslek Yüksekokulu, Kocaeli Üniversitesi Gebze Meslek Yüksekokulu, Gaziantep Üniversitesi Gaziantep Meslek Yüksekokulu, Trakya Üniversitesi Tekirdağ Meslek Yüksekokulu, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Zile Meslek Yüksekokulu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çan Meslek Yüksekokulu ve Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksekokulu’nda ‘mekatronik’ programları açılmıştır.

‘Mekatronik’ sistemler, mekanik, elektrik ve elektronik bileşenlerden oluşan; ön verileri algılayıcı sensörleri, bu verileri yorumlayan ve işleyen mikroişlemcileri ve sonunda bu veriler doğrultusunda gerekli tepkileri veren aktüatörleri olan sistemlerdir. Günümüzde tüketim malı olarak yaygın kullanım gören, günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş fotoğraf, video, fotokopi ve çamaşır makineleri ile CD’ler gibi 'akıllı ürün'lerin tümü, sensörleri, bilgisayar kontrol ve aktüatör mekanizmaları ile en basit ve tipik ‘mekatronik’ sistem örnekleridir. Algılayabilen, akıl yürüten, karar veren ve bu karar yönünde hareket eden otomatik makinelerdir. Mekatroniğin en yaygın uygulama alanları aşağıdaki gibidir:

• İmalat Teknolojileri (bilgisayar denetimli tezgâhlar, robotlar vb.)
• Otomotiv Endüstrisi (ABS fren sistemleri, bilgisayar denetimli motor verimlilik ölçüm cihazları)
• Uzay Teknolojisi (uzay araçlarının denetimi)
• Savunma Sanayi (roket sistemleri, uçak kontrol sistemi)
• Malzeme İşleme (kimyasal prosesin kontrolü, metal, komposit ve plastik malzemeler)
• Görüntüleme ve kayıt endüstrisi (kamera, fotoğraf makinesi)
• Tıp endüstrisi (tahlil üniteleri, görüntüleme cihazları vb.)
• Kopyalama makineleri (fotokopi, ofset makineleri)
• Tüketici ürünleri (elektrikli ev aletleri, ofis cihazları, spor aletleri vb.)
• Bankacılık (para çekme makineleri, kredi kart okuma cihazları vb.)

Türkiye’de birçok firma ‘mekatronik’ ürünler satmakta ve kısa süreli (3-5 gün) ‘mekatronik’ kursları vermektedir. Bunlar da genelde pazarlanan ‘mekatronik’ ürünler kapsamında olup aşağıdaki gibidir:

Hidrolik-Pnömatik Eğitim Setleri ve Seminerleri;
Motor (AC, DC Servo, Adım) ve Kontrol Elemanları,
Programlanabilir Mantık Denetleyiciler (PLC), Mikroişlemciler, Bilgisayarlar;
Kuvvet, Tork, Hız, İvme, Sıcaklık, Seviye, Debi vb. Fiziksel Büyüklük Algılayıcıları ve Ölçüm Elemanları;
Analog-Digital Dönüşüm Kartları;
Bilyalı Vida, Trigger Kayışlı İletim Mekanizmaları;
Robotlar, Proses Kontrol (sıcaklık, seviye, basınç vb.) cihazları seminerleri;
Masa Üstü CNC Tezgâhlar, CAD-CAM Programları, Scada Programları, Uzaktan Kontrol Sistemleri vb.

Endüstride bazı mekatronik elemanlar hazır alınabileceği gibi, bazıları da özel olarak amaçlar doğrultusunda tasarlanabilir ve geliştirilebilir.

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü

Yukarıdaki temel tanımlamalar ışığında, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi ‘Mekatronik Mühendisliği’ Bölümü; makine, elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendisliklerini anlamlı bir bütünlük içinde öğrenciye sunmayı; böylece 'akıllı' bir elektro-mekanik sistem oluşturabilmek için gerekli alt teknolojileri kullanabilecek veya bu alandaki uzmanlarla iletişim kurarak ürün tasarımını gerçekleştirebilecek mühendisleri yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Mühendislik tasarım ve çözümlemelerinde çeşitli Bilgisayar Destekli Tasarım araçlarından yararlanılması ile laboratuar ortamlarında gerçekçi mühendislik problemlerinden yola çıkmak suretiyle öğrencilerin karmaşık tasarım ve uygulama sorunlarıyla yüz yüze getirilmesi, ‘Mekatronik Mühendisliği’ bölümünün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır.

Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesine değişik bölümlerde, Makine Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinde ‘Mekatronik Mühendisliği’ alanına giren konularda uzmanlaşmış araştırmacılar bulunmaktadır. Öğretime başlarken bu bölümlerden destek alınacak, ilerleyen yıllarda bölümün kendi kadroları oluşturulacaktır. Bölüm, 2008–2009 akademik yılında, ilk öğrencileri ile tanışacaktır (www.yildiz.edu.tr).

Diğer yandan, Atılım Üniversitesi (Ankara), Üretim Mühendisliği Bölümü, Mekatronik Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Erden’in Bilim ve Teknik dergisinde Mekatronik Mühendisliği’nin geleceğini Türkiye şartlarında nasıl gördüğünü şu şekilde değerlendirmiştir: ‘‘Mekatronik Mühendisliği’, teknolojik gelişmeler sonucunda doğan ve gelişen bir mühendislik koludur. Bu teknolojik gelişim süreci halen gelişerek devam etmektedir. Bu süreç ile oluşan bilgi birikimi ve gelişen bu teknoloji giderek günlük yaşamımızda daha çok uygulama bulmakta, önceleri çok pahalı olan uygulama örnekleri giderek günlük uygulama için kabul edilebilir ekonomik sınırlar içine girmektedir. Bu gelişime Türk firmaları ve halkımız seyirci kalmamıştır. Gelişen tüketici bilinci ile ‘mekatronik’ nitelikler taşıyan ürünler daha çok ilgi görmekte ve satılmaktadır. Firmalar açısından da ‘mekatronik’ nitelikli ürünler sayesinde ürün yelpazeleri genişlemiş ve daha ekonomik ürünler üretebilmişlerdir. Bu durumda ‘mekatronik’ nitelikli ürünlerin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye pazarında da daha çok tüketileceği, daha yaygın kullanılacağı açıktır.
Türkiye'de bugüne kadar üniversite düzeyinde ‘Mekatronik Mühendisliği’ eğitimi olmaması nedeni ile firmalar çoğunlukla makine ve elektronik mühendisliği eğitimi almış kişilerin eksiklerini ek eğitim ile tamamlayarak ‘mekatronik mühendisi’ olarak çalıştırmakta idiler. Doğal olarak ‘Mekatronik Mühendisliği’ eğitimi almış kişilerin mühendis olarak çalışmaya başlaması ile bu durum düzelecektir. Halen yapılmış sağlıklı bir çalıma olmamakla birlikte Türkiye'deki ‘mekatronik mühendisi’ ihtiyacını, halen üniversitelerimizde var olan ‘Mekatronik Mühendisliği’ eğitimi kapasitesi ile karşılamak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda ‘mekatronik mühendisi’ açığının devam etmesi beklenmektedir.’

Sonuç olarak, üniversitemizde açılan bu bölüm ile ülkemizdeki açığın kapanmasını, öğrencilerimizin lisans eğitimlerinden sonra aşağıda dünyanın farklı ülkelerinde, Uzak Doğu, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri, ve İngiltere’de verilen veya verilmekte olan ‘mekatronik’ eğitim çalışmalarında öğrencilerimizin lisans üstü eğitim alarak ülkemizde üretmelerini diliyorum (www.yenimuhendis.com):

Yurt Dışındaki Mekatronik Eğitimi

Japonya’da Tokyo Üniversitesi 1980 itibarıyla Mekano Enformatik Bölümü (Department of Mechano Informatics) ile farklı disiplinler arasındaki engelleri kaldırmayı hedeflemiştir. Toyohaski Üniversitesi 1983’ten bu yana ‘Mekatronik Mühendisliği’ eğitimi vermekte olup, bölümün adı ‘Mekatronik ve Kesinlik Mühendisliği’ (Mechatronics and Precision Engineering)’dir. Birçok Japon firması üniversitelerden çok sayıda mekatronik konusunu içerik ve uygulama olarak bilen mühendisler için sürekli istekte bulunmaktadır. Hong Kong Politeknik’te (The City Polytechnic of Hong Kong) 1990 itibarıyla ‘Mekatronik Mühendisliği’ eğitimi temel bilim dalı olarak uygulanmaktadır.

Avrupa’da son yıllarda daha fazla ilgi çeken ve gündeme alınan bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz gelişi, Danimarka’da ‘Danimarka Mekatronik Kurumu’ (Denmark Mechatronic Association) ve ‘Kopenhag Mekatronik Atılımı’ (Copenhagen Initiative in Mechatronics) isimli kuruluşlara rastlanmıştır. Danimarka Teknik Üniversitesinde (The Technical University of Denmark) mekatronik kursları mevcuttur. İsviçre’de 1984’de ‘İsviçre Teknoloji Enstitüsü’ (Swiss Federal Institute of Technology) öğrencilere mezuniyet sonrası kursları ve makina mühendisliğinin bir alt dalı olarak ‘Mekatronik’ seçeneğini sunmuştur. Finlandiya’da 1985’te Mekatronik Grup (Mechatronic Group) kurulmuş ve araştırma dalı olarak 1987 itibarıyla 4 üniversitede eğitim verilmeye başlanmıştır. Hollanda’da 1989 yılında ‘Twente Mekatronik Araştırma Merkezi’ (Mechatronics Research Centre Twente) kurulmuştur. Belçika’da 1986’dan bu yana ‘Katolik Leunen Universitesi’ (Katholieleke Universiteit Leuven) mezuniyet sonrası bir yıllık program yürütmekte, 1989’dan bu yana ise, Elektromekanik Mühendislikte Mekatronik (Mechatronics in Electromechanical Engineering) olarak bir seçenek sunmaktadır. Avusturya’da 1990’dan beri Mekatronik eğitimi ‘Linz John Kepler Üniversitesi’ (Jochannes Kepler Universitat Linz)’de verilmektedir. Almanya’da ‘mekatronik’ sözcüğü çok fazla kullanılmamamakla beraber, elektromekanik içerikte sistem tasarımları ve projeler üniversitelere bağlı bölüm ve enstitülerde devam etmektedir. Almanya’da ‘mekatronik’ çalışmaları 1992 yılı itibarıyla Dortmund ve Kaiserslautern Üniversitelerinde kurulan mekatronik merkezleri ile görülebilmektedir (Centres for Mechatronics at the Universities of Dortmount and Kaiserslautern). İngiltere’de 1990 itibarıyla ‘Lancester University, the University of Leeds, University of Hull, King’s Collage of London, Stafford Shire University, Country University, Dundee Institute of Technology, University of Derby, Middle Sex University, Manchaster Metropolitan University, Luton College of Higher Education ve Swansea Institute of Technology temel ve yüksek düzeyde kurslarla bu programı desteklemektedir. Özellikle University of Dundee ve Loughborough University ‘Mekatronik Profesörü’ ünvanı 1992’den itibaren kullanmaktadır. IMechE ve IEE İngiltere’de ‘Mekatronik Formu’ düzenlemişlerdir. ‘Mekatronik’ konulu konferanslar 1989’dan sonra farklı şehirlerde yapılmaya başlanmıştır. İngiltere’de 1991 yılı itibarıyla uluslararası nitelikte bir dergi olan ’Mechatronics’ dergisi çıkarılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ‘mekatronik’ konusu Japonya ve Avrupa’dan daha yavaş bir gelişme kaydetmiştir. Başlangıçta Uluslararası Çalışma Toplantıları gibi yılda bir olacak şekilde organizasyonlar yapılmış, ancak 1994 yılı itibarıyla mekatronik eğitimi üniversitelerde farklı program ve içerikleriyle başlamıştır. Halen mekatronik eğitimini değişik düzeylerde vermeye çalışan üniversitelerden bazıları arasında; Georgia Institute of Technology, Louisiana State University, Stanford University, California University, University of South Carolina, Colorado State University, The University of Tulsa, The Ohio State University’ sayılabilir. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 1996 yılından bu yana ASME tarafından ‘Transactions on Mechatronics’ isimli uluslararası nitelikte bir dergi çıkarılmaktadır.
Türkiye’de Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) 1993’ten bu yana uluslararası nitelikte ‘Uluslararası Mekatronik Tasarım ve Modelleme Çalışma Toplantısı’ düzenlemektedir. Yine ODTÜ Eylül 1994’ten bu yana mekatronik konusunda uluslararası nitelikte ‘International Journal of Intelligent Mechatronics: Design and Production’ isimli bir dergi çıkarmaktadır. Ülkemizdeki bu çalışmaların artması dileğiyle!

3.4.08

Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Kırmızı Laleler...

Yazı ve foto.lar eklenecektir. Ay-lin:)

1.4.08

Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’nun Son Eserleri: ‘İlerisi İçin’ ve ‘Neden Türkçe Giderse Türkiye Gider?’

http://www.uzunkopruadalet.com/aylin_yavas.php 'den:

Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
‘GÖZLEM’
Öğr. Gör. Aylin YAVAŞ,
Yıldız Teknik Üniversitesi
E-posta: aylinyavas@gmail.com


Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’nun Son Eserleri:
‘İlerisi İçin’ ve ‘Neden Türkçe Giderse Türkiye Gider?’


23 Şubat 2008 tarihinde bilim insanları bir araya geldiler ve Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’ nun son çalışmalarını dinleyip, çeşitli değerlendirmelerde bulundular. Ben de hazırlamış olduğum ilk yazımda sizlere bu çalışmalardan bahsetmek, sonra da sayın Oktay SİNANOĞLU’nun özgeçmişini paylaşmak istedim. Eserlerini hepimiz okumalı ve de okutmalıyız. Dileğim Uzunköprü’deki her kitapçıda ve her okul kütüphanesinde onun eserlerini görebilmektir! Başlıca Kitapları: Ne Yapmalı?, Büyük Uyanış, Türk Aynştaynı, Bye-Bye Türkçe, Hedef Türkiye ve İlerisi İçin’dir.

İlerisi İçin - Hazırlamış Olduğu Son Yazım (Kitap) Çalışması:

İlerisi İçin, Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’nun son kaleme aldığı kitabıdır. 1. basımı, Ekim-2007’de Bilim+Gönül Yayınevi’nden çıkan eser, ‘Neredeyiz? Nasıl Dirileceğiz?’ ana başlığı kapsamında beş bölümden oluşmaktadır: 1- İlerisi İçin Türkiye, 2- Bilimde İlerisi İçin, 3- Siyasette İlerisi İçin, 4- Dış Ülkelerde Yaşayan Türkler İçin, 5- İlerisi İçin Mektuplar

‘Türkiye’nin temel sorunlarını bir bilim adamı gözüyle tespit ederek çözümler üreten ve tüm dünya vatandaşlarınca da tanınan memleket aşığı sayın Oktay SİNANOĞLU; kimya, fizik, matematik, moleküler biyoloji dallarında teorilerle uğraşırken bir yandan da memleket meselelerine kafa yormuş, çözümler üretmeyi bir vatan borcu bilmiştir. Bilimde herkesin çözülemez dediği işi, pes edip bıraktığı yerde Oktay Hoca’mız yoluna devam etmiş ve başarıyla sonuca ulaşmıştır. Tarihin bu önemli dönemecinde de bizler için gerekli olan tavır da işte bu: “Herkesin Türkiye Cumhuriyeti’nin işi bitti, defteri dürüldü dediği zamanda bile vazgeçmeden yola devam edebilmek !..’’

Uzun gayretlerden sonra nihayet ‘Büyük Uyanış’ oldu ve ‘Sinanoğlu Gençliği’ denebilecek genç nesiller yetişti. Şimdi bu gençler en başta matematik olmak üzere temel bilimlerle zihinlerini keskinleştiriyor, gönüllerini pekiştirmek için Türk kültürüne sarılıyor, Türkiye Cumhuriyeti’nin gidişatına dur diyorlar.’

İleride bizleri nasıl bir gelecek bekliyor? Türkiye Cumhuriyeti’nin savunması neden Türkçe’nin savunmasıyla başlar? Yabancı dille eğitim ihaneti nasıl devam ettiriliyor? Türkiye’de bilimin, araştırmanın ve yüksek öğretimin gelişmesi için neler yapmalıyız? Bilim dünyasıyla nasıl etkileşmeliyiz? Hangi dallarda ve ne için geri bırakıldık? İleride neler olacak ve Türk gençliği nasıl kendini bu gelişmelere hazırlayacak? İleride her konuda Türk dış-iç siyaseti nasıl olmalı? Dış ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları ne durumda? İlerisi için kendileri ve çocuklarının güvenli varlığı için neler yapmalılar? sorularının cevaplarını bu kitapta bulacaksınız.

‘Büyük meseleler ufak adımlarla çözülür.’ diyen Oktay Hoca’mızın kitabını, bir solukta okuyacağınızı düşünüyorum.

Türkçe Giderse Türkiye Gider (2 Dvd) – Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’nun Hayatı:

Belgesel görüntüler eşliğinde 3 saat 40 dakika süren, 2007’de Bilim+Gönül Yayınevi’nden çıkan, toplam 2 DVD’den oluşan belgeseli izlerken gözyaşlarıma hâkim olamadım. Oktay Hoca’mızın hayatını bir film gibi seyrederken, sanki o hayatı onunla beraber yaşadığını hissediyor insan. Eserin yapımcılığını Dilek SİNANOĞLU, yönetmenliğini Serdar ÇİLEKAR yapmıştır. Müzik eklentileri de Oktay BARAN’nın imzasını taşımaktadır. Altı çizilen bazı hususlar şunlardır:

•Dünyada neler olduğunu anlarsak Türkiye’de neler olduğunu veya olacağını daha iyi anlarız.

•En tehlikeli sömürgecilik, köleleşme zihinlerin ve gönüllerin sömürgeleşmesi köleleşmesidir. Birinci vazifemiz gönlümüzü ve zihnimizi kölelikten kurtarmaktır. Bunun için kendi dilimizde; Türkçe ile eğitim şarttır.

•Türkiye Cumhuriyeti’nin savunması Türkçe’nin savunması ile başlar.

•Bir millet tarihten nasıl silinir?

•Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün ne sanayisi, tarımı, teknolojisi kalmıştır ne de araştırma bilimi kalmıştır. Son çıkarılan kanunlarla topraklar yabancılara çok ucuza sermaye edilip satılmaktadır. İşte 50 yıldır eğitim müfredatımızda beliren bozuk sistem ile adı vatan olan şehit kanıyla sulanmış toprakları kolayca yabancılara satacak nesiller yetiştirilmiştir. Topraklar da gittikten sonra sıra sepet havasına gelir. Havai, Haiti, Filistin’e bakın neler olmuştur?

•Yabancı dille eğitim anaokuluna indikten 1,5 yıl sonra o ülkenin dili yok olur.

•Cebirsel ve geometrik yapısı olan Türkçe kelime türetmek için en yetenekli dildir.

•Dil devrimi nasıl amacından saptırılmıştır?

•Kelime ve terim türetmede ‘Tasfiyeciliğe Hayır! Zenginleştirmeye Evet!’

.Dil meselesinde sahte sağ-sol nasıl karıştı?

•Yeni terim ve kelime türetmede ‘kural-kavram’ karşılığını ifade edebilmek için bilim insanlarımızın çok iyi Türkçe bilmesi gerekmektedir.

•Milletin bir kısmı Mustafa Kemal ATATÜRK’e, diğer kısmı Osmanlı’ya düşman edilerek bölündü.

•Türk Tarihi, 80 yıldan ibaret değildir.

•Atatürk neden ‘Güneş yeniden doğudan doğacak!’ dedi?

•AB neden Türkiye’yi istemiyor?

•Türkiye Cumhuriyeti’nde Türkiye için çalışan aydınlar neden yok?

•Tarihte hiç olmamış bir şey; Türkiye geçmişini nasıl silip attı, ruhunu nasıl sattı? Bunun şimdiki durumumuzla ilgisi nedir?

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun Özgeçmişi

Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU; dünyanın en genç yaşta profesör olmuş kişisi ve iki kez çeşitli ülkelerden Nobel’e aday gösterilen ilk Türk ’tür. 1953 yılında Ankara’da TED’in Yenişehir Lisesini birincilikle bitirdi. O zaman lisenin eğitim dili tamamen Türkçe’ydi, takviyeli yabancı dil dersleri vardı, bitirdikten hemen sonra kolej oldu. TED tarafından Amerika’ya burslu Kimya Mühendisliği için gönderildi. 1956 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirdi. 1957’de Amerika Birleşik Devletleri’nde MIT’den birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi oldu. ‘Alfred Sloan Ödülü’nü aldı. 1959’da Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de; Kuramsal/Fiziksel Kimya Doktorasını yaptı, doktorasını yaparken iki ödül kazandı. 1959–1960 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Atom Enerjisi Merkezi’nde araştırmalar yaptı. 1961’de hem Harvard, hem de Yale’de kendisinin yeni Nicem (“Kuvantum”) Kimyası ve Fiziği üzerine teorileri hakkında üst düzey derslerde yeni buluşlarını anlattı. 1962 yılında Batının 300 yılda en genç profesörü oldu (26 yaşında Yale Üniversitesi’nde); 1962 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay SİNANOĞLU’na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör unvanını verdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nde de kuramsal kimya bölümünü kurdu. Ortadoğu Teknik Üniversitesinde eğitimin Türkçe olması için uğraş verdi. 1966’da Yale Üniversite’sinde Moleküler Biyoloji konusunda ikinci kürsüsüne atandı. 1973’te Almanya’nın en yüksek ‘Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü’nü (burs ile karıştırılmasın) ilk kazanan kişi oldu. 1975’te Japonya’nın ‘Uluslar Arası Seçkin Bilimci Ödülü’nü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay SİNANOĞLU’na ilk ve tek, Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanı verildi. 1976’da Japonya’ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır. Amerika Bilim ve Sanat Akademisi’nin ilk ve tek Türk üyesidir. Hindistan’ın Devlet Misafiri olarak, Hintli Bakanlarla ve Cumhurbaşkanıyla görüşmüştür. Meksika’da aynı seviyede Üçüncü Dünya Bağımsızlığı için çalışmıştır. Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü ‘Elena Moshinsky’ ile ödüllendirildi.

Sovyetler Birliği Bilim ve Sanat Akademisi davetlisi olarak Rusya’da kuramlarını anlattı. Moskova ve Leningrad Evrenkentleri’nde (üniversitede) bilim kitapları Ruşça’ya çevrilerek okutuldu. Çekoslavak Bilim ve Sanat Akademisi’nin defalarca özel misafiri oldu ve kuramları üzerinde çalışan ekoller kuruldu. Kore, Japonya, Hindistan, Hong Kong, Kanada, Romanya, Fransa, Hollanda, İsviçre, Almanya ve daha birçok ülkelerde bilim konuşmaları yaptı, genç yaşta bilimde gösterdiği başarılarıyla milyonlarca gencin bilime heveslenmesine vesile oldu.
Yıllar sonra karşılaştığı bilim insanları kendisini örnek alarak bilime girdiklerini söylemişlerdir. Miami Evrenkenti’nde (üniversitesinde) ‘Kuramsal Bilimler Merkezi’ni kurdu. Türkiye’de ilk yaz okullarını düzenleyerek sahaların en ünlü bilim insanlarını Türkiye Cumhuriyeti’ne davet etmiştir. O zamanlar birkaç yılda Türkiye, bilim haritasına konacak duruma gelmiştir.

Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU bir yandan bilimsel araştırmalarına dış ülkelerde de devam ederken, bir yandan da Türkiye’de bol bol yazılar yazıyor, çeşitli evrenkentlerde, tıp ve bilim kurultaylarında bilimsel, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin her köşesinde halka genel konuşmalar yapmaya devam etmektedir.

1962’den günümüze dek ilk TÜBİTAK Bilim Ödülünü, ilk Sedat Simavi Fen Ödülünü, 1992’de Bilgi Çağı, 1995’te İLESAM Üstün Hizmet Ödülü’nü, ayrıca Yılın Fikir Adamı, Yılın Bilim Adamı ödüllerini aldı. Yesevi Kazakistan ve benzeri birçok kuruluşta profesör, mütevelli heyeti üyesi, Atatürk Kültür Kurumu asli üyesidir. 2001'de Yerel gazeteler Birliği'nce "Halk Kahramanı Ödülü" verildi. Antalya'da Uğur Mumcu Bilim Ödülü (2002), TÜRKSAV Türk Dünyası'na Hizmet Ödülü (2002) verildi. 250 kadar uluslar arası bilimsel yayını, bilim kuramları, çeşitli dillere çevrilmiş kitapları vardır. Türkiye’de de Türkçe pek çok yayın yapmıştır.

2007 yılında tüm Yıldız Teknik Evrenkenti öğrencilerinin oylamasıyla ‘Yılın Yıldızları En Beğenilen Bilim İnsanı Ödülü’ne layık görüldü.

2005-2006’da ODTÜ, İTÜ, Yıldız Teknik, Bilkent Evrenkentleri’nde Moleküler Biyoloji, Kimya, Matematik dallarında kendi kuramlarını anlatan bilimsel konuşmalar yaptı. Eylül 2001’de Kalp Uzmanları Kurultayı, Mart 2005 İstanbul’da Avrupa Birliği Bevliyeciler Kurultayı, Eylül 2005’te Çocuk Cerrahisi Kurultayı, 2005 ve 2006’da Diyabetik Kurultay’larda hekimlere bilimsel konuşmalar yaptı. 2006 Mart ANSİAD Antalya İşadamları Derneği’ne ve Antalya Barosu’na daha birçok konuşmalar yaptı. Mayıs 2006’da kendisine Karaman Valisi ve Karaman Belediye Başkanı’nca ‘Karamanoğlu Mehmet Bey-Türk Diline Üstün Hizmet Onur Ödülü’, Türk Dil Kurumu, Ankara’da verildi. 2007 Dizayn ve Süreç Bilimi Topluluğu Uluslar Arası Altın Onu Ödülü’nü aldı.

Mayıs 2002’de Hollanda’da, Mart 2004 Ft. Lauderdale, Florida, 2004 Haziran Köln Türk Üniversiteliler Derneği, 2005 Kasım Tapma, FL, 2006 Ocak Viyana’da Türk Akademisyenler Derneği’nde, 2006 Şubat Voralberg-Avusturya’da yaşayan yurttaşlarımıza ve öğrencilerimize yerine göre bilimsel yerine göre Türkçe, Türkiye ve dünya konularında, ayrıca Avrupalılara ‘Dünyanın Gidişatı ve Avrupa Birliği’ hakkında konuşmalar yaptı.

Eğitim-Bilim dergisinde ve Bilim Ütopya dergisinde bilimsel konulu makaleleri yayınlanmaktadır. 1978’de eski TDK’dan Fiziksel Kimya Terimleri sözlüğü yayınlanmıştı. Şimdi de Açıklamalı Fizik-Kimya-Matematik Seçme Ana Terimleri Sözlüğü yayına hazırlanmaktadır.

Oktay SİNANOĞLU’nun ayrıntılı yaşam öyküsü için Emine Çaykara’nın söyleşisiyle hazırlanmış Alfa yayınlarından yayınlanan ‘Türk Aynştaynı Oktay Sinanoğlu’ kitabına başvurunuz.

22.3.08

Yeni Blogum: İngilizce Paylaşımlar!

Merhaba Arkadaşlar,

Sadece İngilizce paylaşımlarda bulunacağım yeni blogum: http://aylinyavasinenglish.blogspot.com/

Bilginize,

Ay-lin:)

Prof. Dr. Özcan Demirel: AB ve Türkiye'de Yabancı Dil Öğretiminde Gelişmeler




Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

20.3.08

Sir Arthur C. Clarke'ı Uğurlarken...



İngiliz bilim-kurgu yazarı Sir Arthur C. Clarke'ı (90) uğurlarken, onu daha çok keşfetmemizi ve okumamızı diliyorum... Hayatı boyunca yaptığı tüm çalışmalara
rağmen sadece bir "yazar" olarak hatırlanmak istemesi** karşısında yapılacak
en güzel şey, hala okumayanlarımız varsa kitaplarını okumamızdır.****

Huzur içinde yat Sir Arthur C. Clarke...

Aylin

90. Doğum günü videosu:
http://www.youtube.com/watch?v=3qLdeEjdbWE
**Video metni: http://www.tveap.org/news/0712art_transcript_01.html

Arthur C Clarke Vakfı sayfası:
Biografisi***: http://www.clarkefoundation.org/acc/biography.php

http://www.clarkefoundation.org/acc/vita.php
Kitaplarının listesi****: http://www.clarkefoundation.org/acc/vita.php

**

Hello! This is Arthur Clarke, speaking to you from my home in Colombo, Sri Lanka.

As I approach my 90th birthday, my friends are asking how it feels like, to have completed 90 orbits around the Sun.

Well, I actually don't feel a day older than 89!

Of course, some things remind me that I have indeed qualified as a senior citizen. As Bob Hope once said: "You know you're getting old, when the candles cost more than the cake!"

I’m now perfectly happy to step aside and watch how things evolve. But there's also a sad side to living so long: most of my contemporaries and old friends have already departed. However, they have left behind many fond memories, for me to recall.

I now spend a good part of my day dreaming of times past, present and future. As I try to survive on 15 hours’ sleep a day, I have plenty of time to enjoy vivid dreams. Being completely wheel-chaired doesn't stop my mind from roaming the universe – on the contrary!

In my time I’ve been very fortunate to see many of my dreams come true! Growing up in the 1920s and 1930s, I never expected to see so much happen in the span of a few decades. We 'space cadets' of the British Interplanetary Society spent all our spare time discussing space travel – but we didn’t imagine that it lay in our own near future…

I still can't quite believe that we've just marked the 50th anniversary of the Space Age! We’ve accomplished a great deal in that time, but the 'Golden Age of Space' is only just beginning. After half a century of government-sponsored efforts, we are now witnessing the emergence of commercial space flight.

Over the next 50 years, thousands of people will travel to Earth orbit – and then, to the Moon and beyond. Space travel – and space tourism – will one day become almost as commonplace as flying to exotic destinations on our own planet.

Things are also changing rapidly in many other areas of science and technology. To give just one example, the world's mobile phone coverage recently passed 50 per cent -- or 3.3 billion subscriptions. This was achieved in just a little over a quarter century since the first cellular network was set up. The mobile phone has revolutionized human communications, and is turning humanity into an endlessly chattering global family!

What does this mean for us as a species?

Communication technologies are necessary, but not sufficient, for us humans to get along with each other. This is why we still have many disputes and conflicts in the world. Technology tools help us to gather and disseminate information, but we also need qualities like tolerance and compassion to achieve greater understanding between peoples and nations.

I have great faith in optimism as a guiding principle, if only because it offers us the opportunity of creating a self-fulfilling prophecy. So I hope we've learnt something from the most barbaric century in history – the 20th. I would like to see us overcome our tribal divisions and begin to think and act as if we were one family. That would be real globalisation…

As I complete 90 orbits, I have no regrets and no more personal ambitions. But if I may be allowed just three wishes, they would be these.

Firstly, I would like to see some evidence of extra-terrestrial life. I have always believed that we are not alone in the universe. But we are still waiting for ETs to call us – or give us some kind of a sign. We have no way of guessing when this might happen – I hope sooner rather than later!

Secondly, I would like to see us kick our current addiction to oil, and adopt clean energy sources. For over a decade, I've been monitoring various new energy experiments, but they have yet to produce commercial scale results. Climate change has now added a new sense of urgency. Our civilisation depends on energy, but we can't allow oil and coal to slowly bake our planet…

The third wish is one closer to home. I’ve been living in Sri Lanka for 50 years – and half that time, I’ve been a sad witness to the bitter conflict that divides my adopted country.

I dearly wish to see lasting peace established in Sri Lanka as soon as possible. But I’m aware that peace cannot just be wished -- it requires a great deal of hard work, courage and persistence.

* * * * *

I’m sometimes asked how I would like to be remembered. I’ve had a diverse career as a writer, underwater explorer, space promoter and science populariser. Of all these, I want to be remembered most as a writer – one who entertained readers, and, hopefully, stretched their imagination as well.

I find that another English writer -- who, coincidentally, also spent most of his life in the East -- has expressed it very well. So let me end with these words of Rudyard Kipling:

If I have given you delight
by aught that I have done.
Let me lie quiet in that night
which shall be yours anon;

And for the little, little span
the dead are borne in mind,
seek not to question other than,
the books I leave behind.

This is Arthur Clarke, saying Thank You and Goodbye from Colombo!

The video was produced by Colombo-based production company Video Image (Private) Limited, in collaboration with the non-profit educational media foundation TVE Asia Pacific, both of which donated their services to this effort.

***

Biography

The achievements of Arthur C. Clarke, unique among his peers, bridge the arts and sciences. His works and his authorship have ranged from scientific discovery to science fiction, from technical application to entertainment, and have made a global impact on the lives of present and future generations.

Arthur C. Clarke is the son of an English farming family, born in the seaside town of Minehead, Somerset, England on December 16, 1917. In 1998, his lifetime work was recognized by H.M. The Queen when he was honored with a Knighthood – formally conferred by Prince Charles in Sri Lanka two years later.

After attending schools in his home county, Arthur Clarke moved to London in 1936 and pursued his early interest in space sciences by joining the British Interplanetary Society. He started to contribute to the BIS Bulletin and began to write science fiction.

As with so many young men at the time, World War II interrupted in 1939 and he joined the RAF, eventually becoming an officer in charge of the first radar talk-down equipment, the Ground Controlled Approach, during its experimental trials. Later, his only non-science-fiction novel, Glide Path, was based on this work. After the war, he returned to London and to the BIS, becoming its president in 1947-50 and again in 1953.



In 1945, a UK periodical magazine “Wireless World” published his landmark technical paper "Extra-terrestrial Relays" in which he first set out the principles of satellite communication with satellites in geostationary orbits - a speculation realized 25 years later. During the evolution of his discovery, he worked with scientists and engineers in the USA in the development of spacecraft and launch systems, and addressed the United Nations during their deliberations on the Peaceful Uses of Outer Space.

Clarke's work, which led to the global satellite systems in use today, brought him numerous honors including the 1982 Marconi International Fellowship, a gold medal of the Franklin Institute, the Vikram Sarabhai Professorship of the Physical Research Laboratory, Ahmedabad, the Lindbergh Award and a Fellowship of King's College, London. Today, the geostationary orbit at 36,000 kilometers above the equator is named The Clarke Orbit by the International Astronomical Union.

After leaving the RAF in 1946, he resumed his formal studies and was awarded a Fellowship at King's College, London where he obtained first class honors in Physics and Mathematics in 1948.

In 1954, Clarke wrote to Dr. Harry Wexler, then chief of the Scientific Services Division, U.S. Weather Bureau, about satellite applications for weather forecasting. From these communications, a new branch of meteorology was born, and Dr. Wexler became the driving force in using rockets and satellites for meteorological research and operations.

At the same time, Clarke has been the author of many books, articles and papers. The first story he sold professionally was "Rescue Party", written in March 1945 and appearing in Astounding Science in May 1946. He went on to become a prolific writer of science fiction, renowned worldwide and with more than 70 titles to his name. Among his many non-fiction works, “Profiles of the Future” (1962) looked at the probable shape of tomorrow's world and stated his “Three Laws”.

In 1964, he started to work with the noted film producer Stanley Kubrick on a science fiction movie script. Four years later, he shared an Oscar nomination with Kubrick at the Hollywood Academy Awards for the film version of “2001: A Space Odyssey”. Then, in 1985, he published a sequel, “2010: Odyssey Two” and worked with Peter Hyams on the movie version. Their work was done using a Kaypro computer and a modem, linking Arthur in Sri Lanka and Peter Hyams in Los Angeles, leading to a book “The Odyssey File - The Making of 2010.”

In television, Clarke worked alongside Walter Cronkite and Wally Schirra for the CBS coverage of the Apollo 12 and 15 space missions. His thirteen-part TV series Arthur C. Clarke's Mysterious World in 1981 and Arthur C. Clarke's World of strange Powers in 1984 has been screened in many countries and he has contributed to other TV series about space, such as Walter Cronkite's Universe series in 1981.

Clarke first visited Colombo, Sri Lanka (then called Ceylon) in December 1954 and has lived there since 1956 pursuing an enthusiasm for underwater exploration along that coast and on the Great Barrier Reef. In recent years, he has been largely confined to a wheelchair due to post-polio syndrome, but his output as a writer has continued undiminished.

NOTE: the authorized biography by Neil McAleer - Arthur C. Clarke - The Authorized Biography - was published by Contemporary Books, Chicago, in 1992.

****
ARTHUR C. CLARKE: A life of writing in the sciences and arts

KEY NON FICTION WORKS

Extraterrestrial Relays in Wireless World
Space Stations for Global Communications in Wireless World
Ascent to Orbit: A Scientific Autobiography
Astounding days: A Science Fictional Autobiography
Boy Beneath the Sea
The Challenge of the Sea
The Challenge of the Spaceship
The Coast of Coral
The Coming of the Space Age (edited)
The Exploration of the Moon
The Exploration of Space
The First Five Fathoms
Going into Space
How the World Was One
Indian Ocean Adventure
Indian Ocean Treasure
Interplanetary Flight
The Making of a Moon
1984: Spring
Profiles of the Future
The Promise of Space
The Reefs of Taprobane
Report on Planet Three
Science Fiction Hall of fame, III (edited)
Three for Tomorrow (edited)
Time Probe (edited)
Treasure of the Great Reef
The View from Serendip
Voice Across the Sea
Voices from the Sky

Collaborative Works

With Simon Welfare and John Fairley
Arthur C. Clarke's Mysterious World
Arthur C. Clarke's World of Strange Powers
With the Astronauts
First on the Moon
With Robert Silverberg
Into Space
With Chesley Bonestell
Beyond Jupiter
With the Editors of Life
Man and Space
With Peter Hyams
The Odyssey File

KEY WORKS OF FICTION

Across the Seas of Stars
Against the Fall of Night
Childhood's End
City and the Stars
The Deep Range
Dolphin Island
Earthlight
Expedition to Earth
A Fall of Moondust
The Fountains of Paradise
From the Oceans, from the Stars
Ghosts from the Grand Banks
Glide Path
The Hammer of God
Imperial Earth
Islands in the Sky
The Lion of Comarre
The Lost Worlds of 2001
The Nine Billion Names of God
The Other Side of the Sky
Prelude to Mars
Prelude to Space
Reach for Tomorrow
Rendezvous with Rama
The Sands of Mars
The Sentinel
The Songs of Distant Earth
The Sentinel
Tales from the “White Hart”
Tales of Ten Worlds
2001: A Space Odyssey (With Stanley Kubrick)
2010: Odyssey Two
2061: Odyssey Three
3001: The Final Odyssey
The Wind from the Sun

Books with Gentry Lee

Cradle
Rama 11

16.3.08

Sessizlik Kuleleri'nde Sessizce Gülümsüyorum...




















Bilim için yıllarını vermiş, okumaktan gözleri kızarmış, canı dışarı çıkmak istemesin diye güneşlikleri açmayan, sürekli öğrenme aşkıyla çalışan tüm dostlara...
Bu kadar yürekten sevmezse insan, katlanmaz herhalde bu yoğun tempoya ve/veya uykusuz gecelere... Öte yandan, içi kavruluyorsa okumak için, üretmek için, insanlığa ve ülkemize hizmet için hiç de ağır gelmiyor insana sırtındaki bunca yük, uykusuz geçen bunca gece... Kuvvetli rüzgarların estiği yerde, ağaçların kökleri güçlü olur derler, ya ben de günbegün daha güçleniyorum ve bağlanıyorum İst.'a...
Gecenin bir buçuğu olmuş... Çöpçüler çöpleri topluyorlar... Maviş'im, esniyor; canım benim... Her yerde Pavlov var. Yakında Maviş, Pavlov derse hiç şaşırmayacağım :) İnsan, vicdanıyla hep baş başa kalır ve asla ondan kaçamaz. Başarılı bir çeneyle herkesi kandırabilir ama onu asla, di mi? Tembellik edenlerin vicdanlarına sesleniyorum... Nasıl rahat ediyor içiniz bunca kişi yardım beklerken ya da atalarımız cephelerde sabahlamışken, sürekli orada burada sabahlamakla ne veriyorsunuz ülkemize ya da ne bırakacaksınız gelecek kuşaklara?...

Tatlı Rüyalar Uykucu Güzellerine!

İyi Yolculuklar Atom Karıncalara!

Ay-lin:)

12.3.08

Konferans: Türkiye'de Bilim Nereye Gidiyor?


Merhaba Arkadaşlar ve Sevgili Öğrencilerim,

Aşağıda detaylarını göreceğiniz konferansta görüşmek dileğiyle!

Ay-lin:)

Konferans: Türkiye'de Bilim Nereye Gidiyor?

Prof. Dr. Metin Balcı (ODTÜ Kimya Bölümü,TÜBA Üyesi )
Fen-Edebiyat Fakültesi Davutpaşa Yerleşim Birimi
13.03.2008, 13.30, A-2011 Konferans Salonu
sabihamanav@gmail.com

Not: Özgeçmişini şu linkten buldum; gelmeden okumak isterseniz: http://www.metu.edu.tr/~mbalci/curriculum.htm

Yürüttüğü tezler:) http://www.metu.edu.tr/~mbalci/thesis.html

Ana sayfası :) http://www.metu.edu.tr/~mbalci/

9.3.08

Sivas '93 (Belgesel Oyun)



Yazı ve foto. eklenecektir. Ay-lin:)

Taksim'den Manzaralar




Atlas&Bilim ve Teknik Mart Sayılarını Kaçırmayın!

Yazı ve foto. eklenecektir. Ay-lin:)

8.3.08

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü


Kadın olmak ya da olmamak...

Hepimizi bir kadın dünya getirdi ve varlığımızı borçlu olduğumuz kadınlara bilhassa erkeklerin ne kadar az saygı gösterdiğini görmek, bunun ötesinde 9.03.08'deki Radikal'de sayfa 8'de Turgay Tüysüz'ün iki yıl önceki Kadınlar Günü için çiziminde görüldüğü üzere AB'ye üye ve aday ülkelerde kadın milletvekili sayıları ve oranlarına bakıldığından ülkemin kadınının halen sonuncu olması içimi çiziyor...
Geleceğin anne adayları olarak yeni nesilleri yetiştirecek kadınların erkeklerden daha çok okuması ve daha güçlü olmasına gerektiğine inanıyorum...
Aşağıda üye olduğum bir eğitim e-grubundan gelen mesajı paylaşmak istedim.
Son olarak, bu özel günümü kutlayıp, bana çiçek yollayan öğrencilerime çok teşekkür ediyorum; sizlerden aldığım güçle daha çok okuyup, okutacağım.

Sizi çok seviyorum,

Ay-lin:)

8 Mart 1857’de Chicago’lu kadınlar daha iyi iş koşulları için mücadele bayrağını açtılar. Günde 15- 16 saat kadar çalıştırılıyorlardı çünkü.
Talepleri: 10 saatlik iş günü, daha iyi iş koşulları ve daha iyi ücretti.

Amerika'nın Chicago kentinde on binlerce kadın yürüyüşe geçti. Bu grev zor kullanılarak bastırıldı. Çıkan olaylarda birçok kadın öldü, birçoğu tutuklandı.
Kadınlar bundan yaklaşık 50 yıl sonra 8 Mart 1908’de yine Chicago da yürüyüşe geçtiler. 50 yıl önceki taleplerine yenilerini de eklediler; 8 saatlik iş günü, oy hakkı ve çocuk emeği ile ilgili yasa gibi.. Direniş kanla bastırıldı. 140 kadın öldürüldü bir çoğu tutuklandı..

Clara ZETKİN 1910 yılında Copenhag’daki kadın konferansında öldürülen kadınların anısına, 8 Martların “DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ” olarak kabul edilmesini 2. Enternasyonale önerdi. Bu öneri kabul edildi.
1977 yılında ise Birleşmiş Milletler Genel Asamblesi’ne 8 Martın “ Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edilmesi önerildi ve bu öneri de kabul edildi.

BM tarafından yapılan bir araştırmaya göre;
1. Dünyadaki işlerin yüzde 66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak yüzde 10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal varlığının ise yüzde 1’ine sahipler.
4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin yüzde 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin yüzde 90’ına ve toplam mal varlığının yüzde 99’una sahipler."

Bugün aslında bir kutlama değil bir anmadır...

Dünyanın tüm kadınlarını ve emeklerini saygıyla selamlarım,

Arş.Gör.Uzm.Mehmet TORAN
Gazi Üniversitesi
Mesleki Eğitim Fakültesi
Çocuk Gelişimi Eğitimi Bölümü
Beşevler/ANKARA
...................................
Res.Assist.Msc.
Gazi University
Faculty of Vocational Education
Child Development Education Department
www.barisegitimi.gazi.edu.tr
www.cocuk.gazi.edu.tr

5.3.08

Fenerbahçe Ülker: 59 Aris TT Bank Selanik: 60


Yazı ve fotolar eklenecektir. Ay-lin:)

http://www.haber1.com/haber/20080305/Fenerbahce-Ulker--59---Aris-TT-Bank-Selanik60.php'den 5.3.8'de 23:42'de indirilmiştir:

Fenerbahçe Ülker : 59 - Aris TT Bank Selanik:60
Basketbolda ULEB Avrupa Ligi 2. Tur (E) Grubu'ndaki 4. maçında Fenerbahçe Ülker, İstanbul'da Yunanistan'ın Aris TT Bank Selanik takımına 60-59 yenilerek 2. yenilgisini aldı.05 / 03 / 2008 23:21
Karşılaşmaya iyi başlayan Aris TT Bank, 3. dakikada 8-0 öne geçti. Fenerbahçe Ülker, pota altında verimsiz bir oyun sergilerken, konuk takım iyi oyununu sürdürdü ve 6. dakikaya 13-5 üstün girdi. Ömer Aşık ve Semih'in oyuna dahil olmasıyla pota altındaki eksikliğini gidermeye çalışan sarı-lacivertli takım, savunmasındaki açıklarla rakibine sayı vermeye devam etti. Konuk takım, ilk periyottan 22-15 galip ayrıldı.


2. periyota daha etkili başlayan Fenerbahçe Ülker, yakaladığı 8-3'lük seriyle 14. dakikada farkı 2 sayıya (25-23) indirdi. Aris TT Bank, Mottola'nın sayılarıyla farkı yeniden açtı ve 15. dakikada skoru 30-23'e getirdi. Pota altında sayı üreten Fenerbahçe Ülker, 19. dakikada Ömer Onan'ın basketiyle skoru 30-30 eşitledi, ancak maçın ilk yarısı 34-32 Aris TT Bank'ın üstünlüğüyle tamamlandı.


İkinci yarıya her iki takım da tutuk başlarken, Fenerbahçe Ülker'in son atışlarda oldukça etkisiz kaldığı görüldü. Sarı-lacivertliler, Solomon ile sayı kaydederken, Aris TT Bank, Massey ile rakibine karşılık verdi. 26. dakika 42-39 konuk ekibin üstünlüğüyle geçildi. Fenerbahçe Ülker'in savunmasını aşmakta zorlandığı Aris TT Bank, Wright ile skor üretmeyi sürdürdü ve son çeyreğe 50-45 üstün girdi.


Son periyota oldukça etkili başlayan Fenerbahçe Ülker, pota altında Ömer Aşık, dış atışlarda Ömer Onan'ın basketleriyle 8-2'lik bir seri yakaladı ve 33. dakikada 53-52 öne geçti. Her iki takımın da sert savunmaya döndüğü bu dakikalarda konuk takım, yakaladığı hücumları daha iyi değerlendirerek 39. dakikaya 59-56 önde girdi. Yaklaşık 1 dakikalık sürede iki takım da yaptıkları hücumlardan boş dönünce bitime 42 saniye kala skor değişmedi. Fenerbahçe Ülker, Solomon'un basket faulüyle bitime 33 saniye kala skoru 59-59 eşitledi, ancak son 9 saniyede Massey kendisine yapılan faulden doğan serbest atışlardan 1'ini değerlendirerek skoru 60-59 yaptı. Fenerbahçe Ülker'in son hücumunda Ömer Aşık'ın attığı basket sürenin tamamlanması nedeniyle hakemler tarafından kabul görmedi ve Aris TT Bank, karşılaşmadan 60-59 galip ayrıldı.


İki takım arasında Yunanistan'da yapılan ilk maçı, Fenerbahçe Ülker 96-88 kazanmıştı. Fenerbahçe Ülkerli yetkililer, Ömer Aşık'ın attığı ve sürenin bitmesi nedeniyle hakemler tarafından geçersiz sayılan baskete itiraz etti.
İtirazlar üzerine hakemler, hem teknik masadaki görüntüleri, hem de yayıncı kuruluşun yayın aracında görüntüleri inceledi ve basketin geçersiz olduğuna karar verdi.
Bu arada karşılaşmayı izleyen sarı-lacivertli taraftarlar da hakemlerin kararına isyan etti. Basketin geçersiz sayılması üzerine salona pet bardaklar atan taraftarlar, soyunma odasına giden Aris TT Bank oyuncularına da yabancı maddeler fırlattı.
Fenerbahçe Ülker'in, geçen hafta da Litvanya'nın Lietuvos Rytas takımıyla yaptığı maçta rakip takım, Solomon'un son basketine itiraz etmiş, hakemler görüntüleri inceledikten sonra uzatmaların oynanmasına karar vermişti.
Karşılaşmayı Fenerbahçe Kulübü'nün kimi yöneticileri de izledi.
Bu arada karşılaşmayı izlemek için salona gelen ilk 5 bin taraftara Fenerbahçe Ülker tişörtü dağıtıldı.
Maçın devre arasında, Euroleague TV'nin düzenlediği sayı yarışması yapılırken, şarkıcı Kıraç da Fenerbahçe için bestelediği marşı okudu.
Maçın hemen başında, Fenerbahçe Ülker'in hücum ettiği potanın üstündeki skorboardda sorun olması nedeniyle karşılaşmaya ara verildi.
24 saniyelik hücum süresinin ekranda gözükmemesinden kaynaklanan sorun, kenara koyulan seyyar skorboardla çözüldü ve karşılaşmaya 5 dakikalık aradan sonra devam edildi. Maçın 35. dakikasında Aris TT Bank hücumunda seyyar skorboard da çok kısa bir süre çalışmayınca, Aris TT Bank Antrenörü itiraz etti ama hakemler, Yunan ekibinin antrenörünün itirazlarını değerlendirmedi.
Salon: Abdi İpekçi
Hakemler: Juan Carlos Arteaga xx (İspanya), Ivan Zachara xxx (Çek Cumhuriyeti), Andrej Jersan xx (Slovenya)
Fenerbahçe Ülker: Solomon xx 13, Ömer Onan xx 11, Preldziç x, Vidmar x 4, Oğuz x 1, Ömer Aşık xx 13, Semih xx 9, White x 2, Kinsey x, Kaan Damir x 6, Rasim x
Aris TT Bank Selanik: Kalaitzis x, Boisa x 5, Tsaldaris xx 5, Wright xxx 12, Massey xxx 18, Washington x 3, Mottola xxx 9, Terry xx 8, Iliadis x, Agadakos x
1. Periyot: 15-22
Devre: 34-32 (Aris TT Bank Selanik lehine)
3. Periyot: 45-50
Beş Faul Alan: Kalaitsiz (39.27) (Aris TT Bank Selanik)

AA

YABANCI DİLDE ÖĞRETİM VE ÖĞRENME

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

4.3.08

PROF. DR. Sinan BAYRAKTAROĞLU ve Fenerbahçe Ülker - Aris TT Bank Maçı

Sevgili Arkadaşlar ve Canım Öğrencilerim,

Birbirinden bağımsız iki haberi aynı mesajda yazıyorum yoğunluktan; lütfen kusura bakmayınız :)

1- 5 Mart Çar. 12:30-13:30 YTÜ-Yabancı Diller Yüksek Okulu, Konferans Salonu'nda (kantinin karşısı) Prof. Dr. Sinan BAYRAKTAROĞLU seminer verecektir. Herkesin katılması dileğiyle!... Özgeçmişi 15 sayfa, buraya koyamayacağım kadar uzun :) en iyisi onu dinleyerek keşfetmektir :)


2- Aynı gün 20:15'te Fenerbahçe Ülker - Aris TT Bank maçına gidiyoruz. C9'dan Erdem ve Ethem, öğleden sonra biletleri almaya gideceklerdir. Pota arkası 6 YTL'dir; 'Tribün Yan Taraf Ön' ise 11 YTL. Biz C9'la yandan bilet alıyoruz. 20:00'de de spor salonunun önünde buluşacağız.

Kaybolmamanız için aşağıda detayları* bulabilirsiniz :) Facebook'taki grubumuza google earth'ten harita bile koydum :)

Ay-lin:)

* Abdi İpekçi Arena
Abdi İpekçi Spor Salonu, 100. Yıl Cad., Kazlıçeşme
Istanbul

360 derece mekan, oturma planı, vs için tıklayınız:
TR: http://www.biletix.com/event.htm?id=JXFB4
İNG: http://www.biletix.com/perfList.htm?id=AD&pst=VENUE

mekan hakkında bilgi

Sahil yolundan gelirken Yedikule yol ayrımından Topkapı yönüne dönerek spor salonuna ulaşabilirsiniz. Yol ayrımından yaklaşık 500 m mesafededir. Topkapı yönünden gelirken Zeytinburnu ve sahil yolu sapağını takip ederek mekana ulaşabilirsiniz.

toplu taşıma

Taksim, Eminönü, Beyazıt ve Mecidiyeköy'den İETT otobüs hatlarını kullanarak Zeytinburnu'na ulaşabilirsiniz. Ayrıca Sirkeci'den tren ile Kazlıçeşme durağında inerek 500 m lik yürüyüş mesafesi ile mekana ulaşabilirsiniz.
Metroda ya da tramvayda Zeytinburnu durağından ininiz. Oradaki duraklarda spor salonunun önünden geçen dolmuşlar geçmektedir.

otopark

Spor salonunu önünde bulunan 1000 araçlık otoparkı kullanabilirsiniz.

27.2.08

C3'le Tiyatro Keyfi!

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

25.2.08

Şevval Sam: Sek



İyi Geceler Arkadaşlar!

Bu gece harika bir albüm aldım. Türk Sanat Müziği'ni sevenler bayılacaklardır. Şevval Sam'ın son cd'si. İçindeki eserler aşağıdadır.

İyi dinletiler!

Ay-lin:)

ŞARKILAR

1 Hicaz Peşrevi 02:02
2 Söyleyemem Derdimi 03:09
3 Şimdi Uzaklardasın 03:34
4 Kapıldım Gidiyorum 02:52
5 Hastayım Yalnızım 03:42
6 Ah Edip İnlerim (Neyleyim Köşkü) 04:28
7 Bir Fırtına Tuttu Bizi (Selanik Türküsü) 02:58
8 Muhabbet Bağına Girdim 03:09
9 Klarnet Taksimi 01:19
10 Ömrümüzün Son Demi 04:18
11 Böylemi Esecekti 04:21
12 Talihin Elinde Oyuncak Oldum 03:42
13 Ölürsem Yazıktır 02:15
14 Güzel Bir Göz Beni Attı 03:16
15 Kimseye Etmem Şikayet 03:03
16 Kanun Taksimi 01:58
17 Benzemez Kimse Sana 02:36
18 Menekşe Gözler Hülyalı 03:27
19 Ninni (Ah Yine O Menekşe Gözler) 04:11
20 Bir Bakış Baktın (Bağdat Yolu) 04:51

24.2.08

Kantolar'da Öten Maviş :)


Sonunda Maviş'im öttü :) Kantolar'da. İcra edenler Nurhan Damcıoğlu, Suzan Bizimer ve Şener Şen. Sera Yapımcılık'tan piyasaya çıkmıştı .
Bu gün camdan güzel bir hava olduğu görünüyordu. Ama dışarı adım atmaya fırsatım bile olmadı (çöp dökmenin dışında). Bir haftadır arşivleme çalışmalarım vardı. Üniversite 1. sınıf kitaplarım, defterlerim, notlarım, katıldığım konferanslar, vs gibi ve kitaplıklarımın raflarını içerik düzenleyerek: Bir raf Türkiye-AB ilişkileri, diğeri Çeviribilim, bir başkası dünya mutfakları derken 30 raf düzenledim ve zafer benimdir :)
Bu pazar günü de sabahtan beri temizlik, çamaşır, yarına yemek derken saat oldu 22:00. Ancak oturdum master okumalarımın başına. Spor yapsam bu kadar yorulmazdım herhalde... Bir ara verdim saat olmuş 00:12. Daha çok okuma var. Sabır, sabır, sabır...
Öte yandan, evimde gün boyu müzik çalıyor. Vanessa Mae'nin albümlerini dinledim. Bir ara, canım oynamak istedi. Kantolar'ı koydum. En sevdiğim Koşa Koşa :) :)
Maviş de ötmeye başlamasın mı? :) Çok sevindim. Perşembe günü onu kuşçudan aldığımdan beri hiç ötmemişti. O da sevdi Türk müziğini. İki günlüğüne -çamaşırlar kuruyuncaya kadar- evde uçuş yasağı koydum ona üzülsem de... Maviş'in de kafesinin tabanındaki gazeteyi ve suyunu iki günde bir değiştiriyorum. Alkolsüz ıslak havluyla da kafesini ve çubuklarını siliyorum. Bu gün gaga taşını keşfetti. Halen kemiriyor :)

İyi geceler!

Ay-lin:)

23.2.08

PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU'NDAN 'İLERİSİ İÇİN' VE 'NEDEN TÜRKÇE GİDERSE TÜRKİYE GİDER?'




Aylin Yavaş, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ve Prof. Dr. Ömer Gök

Bahar gibi bir hava vardı İstanbul'da bu gün ve Oktay Sinanoğlu Hoca'mızın bilim sofrasında olmak harikaydı...

Ay-lin:)

Yazı için tıklayınız: http://www.uzunkopruadalet.com/aylin_yavas.php

Maviş'le Bir Günümüz :) :)

Merhaba Arkadaşlar!

İlk gün onu arkadaşlarından ayırdım mı diye içim içimi yeyiyordu?... Sanki bana kırılmış gibi bakıyordu... Cuma sabahı okula giderken, aklım Maviş'teydi. Eve gelene kadar onu özledim. Aramızda bu kadar yoğun bir sevgi olacağını tahmin etmemiştim. Bana alıştı. Elime geliyor ve omuzumda duruyor sürekli. Beraber bulaşık yıkadık, yemek yaptık, vs. Ama yumurta yemedi sabah kahvaltısında. O omuzumda olunca, korkmasın diye daha yavaş hareket etmeye başladım. Fark ettim ki ben evde hiç oturmuyormuşum :) Maviş, beni sakinleştirdi sanki... Sürekli onunla muhabbet ediyorum. O daha karşılık vermese de inanıyorum ki bir gün sahibi gibi konuşkan olacak :) Ballı krakerini, gaga taşını, törpü çubuğunu da taktım kafesine; bir de suluğuna damlasını damlattım. Yoğun ilgi görüyor benden. Yukarıdaki fotoğrafı da mutfakta omuzumdayken cep telefonumla çektim. Keşke daha önce hayatıma girseymiş; inanılmaz mutluluk veriyor insana...

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:)

Not: Foto. eklenecektir.

21.2.08

Ev arkadaşım: Maviş :) :)



Merhaba Arkadaşlar,

İstanbul'da güneşli ve harika bir hava vardı. İçim enerji dolu her zamanki gibi. Diğer yandan, bu gün hayatıma bir yaşam pırıltısı katıldı. Bir yavru. Daha bir aylık, erkek bir muhabbet kuşu. Adı Maviş:)O kadar masum bakıyordu ki aşık oldum ona, artık ev arkadaşım oldu. Arkadaşlarının arasındaki en haraketlisiydi ama eve geldiğinden beri sesi çıkmıyor..:( Galiba zamana ihtiyacı var hayatıma ve bana alışmasına...

Çocukluğumdan beri pek çok kez kuş bakmıştım. Artık çalışıyorum. İşteyken o yalnız kalacak, çok düşündüm ona haksızlık mı edeceğim diye? Öte yandan, işten eve gelirken evde beni bekleyen bir canlı olacak. Bol bol muhabbet edeceğiz artık. Yukarıda koyduğum fotoğrafı internetten aldım. Flash gözlerine zarar verir diye fotoğrafını çekmedim. Ne de olsa bir bebek :) Hayatıma hoş geldin bebeğim; Maviş'im :) :)

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

Çocuklarımız Ölmesinler!

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

17.2.08

Alternatif Eğitim Derneği

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

Buğday Derneği'nde Karlar Altında Bir Pazar Günü

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

17 Şubat 2008: Kosova'nın Yeniden Doğuşu




Aylin Yavaş, Birleşmiş Milletler Kosova Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi Soren Jessen-Petersen, KFOR (Kosova Barış Gücü) Orgenerali Yves de Kernabon, Kosova Başbakanı Bairam Kosumi

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

15.2.08

‘Bir yerlerde yürekleri yalnız birbirleri için atan tüm sevgililer için...



'Aşk, kuru bir toprak parçasında ve en zor koşullarda bile büyüyüp, gelişebilir. O tüm mevsimlerin en güzel çiçeğidir...

Bazen biriyle tanıştığınızda, onun hakkında çok şey bildiğinize dair bir duyguya kapılırsınız ya da tüm benliğinizi müthiş sıcak bir çekim dalgasının kapladığını duyumsarsınız. Bir de bakarsınız, onunla şimdiye değin hiç karşılaşmadığınız halde yığınlarca ortak özelliğiniz varmış... Hayatınızdan kimler kimler geçmiştir, ne sevdalar, ne aşklar yaşamışsınızdır, ama şimdi durum farklıdır. Sanki, "çocukluğundan beri bugüne, onunla karşılaşmaya hazırlanmışsınız" gibidir. Sonra, ben hayatımın aşkını buldum, dersiniz. İşte o, sizin eşruhunuzdur ve kader, bir şekilde eşruhların biraraya gelmesini sağlar. Her türlü güçlüğe ve karşı koymaya rağmen biz onlarla karşılaşacağız... "Eşruhların Dansı", birçok yaşamlar boyunca birbirini arayan iki evrensel aşığın, Elizabeth ile Pedro'nun gerçek yaşamöyküsünü anlatmaktadır... ‘Burada’ ya da ‘orada’, bir yerlerde, yürekleri yalnız birbirleri için atan tüm sevgililer için...'*

Yazarı Brian L. Weiss olan ve orjinal adı 'Only Love Is Real-A Story of Soulmates'i Aysel Çobanlı Türkçe'mize 'Eşruhların Dansı' adıyla kazandırmış. Yazarın da çevirmenin de yüreğine sağlık... Kitabı bitirdiğinizde yüzünüzde tatlı ve tarif edilemeyen bir gülümseme oluşuyor...

Evrensel aşka inanan herkesin eşruhunu bulması dileğiyle!

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:)

* Eşruhların Dansı'nın tanıtım yazısıdır.

3.2.08

Tekrar Ankara'da Yaşamak Dileğiyle!



Bir hafta Ankara'da olmak ilaç gibiydi... 23:59'da İstanbul'a yola çıkarken gözyaşlarım süzülüyor... Buradan ayrılmak istemiyorum. Çok mutluyum: Komşularımı, arkadaşlarımı, hocamlarımı, vs çok özlüyorum... Bir gün 'huzur' bulduğum başkentimize geri dönmeyi diliyorum...

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

Not: Kısmetse Salı akşamı Uzunköprü'deyim; 10 Şubat akşamı da İst.'da olacağım. Göçebeler gibi yaşadığımdan, e-postalarıma düzenli bakamıyorum. Yanıtlardaki gecikmeler için lütfen kusura bakmayınız :)

20.1.08

No More Cloudy Days


Merhaba Arkadaşlar,

Bu sabah Ertuğrul Özkök'ün yazısında geçen bir parça vardı, merak ettim ve yeni keşfettim. Çok hoşuma gitti:

Sözleri* için:

http://www.sing365.com/music/lyric.nsf/No-More-Cloudy-Days-lyrics-Eagles/A3DC53E7570D018D4825702600111F54

Dinlemek için:

http://www.videocodezone.com/videos/e/eagles/no_more_cloudy_days.html
(Bu sayfanın başlığına tıklayınca, parçanın klibine yöneleceksiniz.)

Özellikle erkeklerin dinlemesi tavsiye edilir :) :)

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:)

* No More Cloudy Days Lyrics
Artist(Band): Eagles

Sitting by a foggy window
Staring at the pouring rain
Falling down like lonely teardrops
Memories of love in vain
These cloudy days, make you wanna cry
It breaks your heart when someone leaves and you don’t know why

I can see that you’ve been hurting, baby I’ve been lonely too
I’ve been out here lost and searching, looking for a girl like you
Now I believe the sun is gonna shine
Don’t you be afraid to love again, put your hand in mine…

Baby, I would never make you cry
I would never make you blue
I would never let you down
I would never be untrue

I know a place where we can go where true love always stays
There’s no more stormy nights, no more cloudy days

I believe in second chances
I believe in angels, too
I believe in new romances
Baby, I believe in you
These cloudy days are coming to an end
And you don’t have to be afraid to fall in love again

Baby, I would never make you cry
I would never make you blue
I would never turn away
I would never be untrue
I know a place where we can go where true love always stays
There’s no more stormy nights, no more cloudy days

11.1.08

Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!



Merhaba Arkadaşlar!

Değerli öğrencim Namık Eser, Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e nasihatini paylaştı. Çok beğendim. Zorlu bir gün ardından gülümsememi sağladı:) ve aşağıda sizlerle paylaşmak istedim ben de!

Sevgiyle kalın!

Ay-lin:)

Not: YouTube'ta klibi de var: http://www.youtube.com/watch?v=ip-WYxZwjaw

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeyh_Edebali 'den 20:34'te 11.01.2008'de indirilmiştir:

Şeyh Edebali’nin Osman Bey'e nasihati

Ünlü Osmanlı tarihçisi Cenabi'nin "Cenabî Tarihi" adıyla da bilinen "el-Hâfilü'l-Vâsıt ve Aylemü'z-Zâhirü'l-Muhît" adlı Arapça eserinin Süleymaniye Kütüphanesi'nde kayıtlı bir nüshasında mevcuttur. Mustafa Cenabi, 1540-1590 yılları arsında yaşamıştır, kendisi bütün kaynaklara göre Arap'tır, ondan önce kimse Edebalı'nın böyle bir vasıyetinden söz etmemiştir.

"Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin... Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin, deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki yaşayamadılar... (Bu nasihat Osmanlıyı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

Kişinin gücü, günün birinde tükenir ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür, eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de bilirim ki kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey, memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Yalnızlık, korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki nereye gideceğini unutmayasın.

Şeyh Edebali, 13. Yüzyıl, Söğüt-Bilecik-Türkiye"

31.12.07

Hoş geldin 2008! :)

Elveda 2007 diyorum büyük bir huzur ve mutlulukla... Ne ağır ve yıpratıcı bir yıldı... Stratejik hatalar yaparak öğrendim Stratejik Derinlik'i :) Hatalarım için de kendime kızdım, küstüm, daha yeni yeni içimdeki ben-le barışıyorum...
'Affetmek: Forgive, i.e. Thanks for me giving this experience anlamında. Affetmek, bizi tutsak eden bağları kesmektir, tutsak o ise gardiyan sensin ve 2niz aynı hapiste. Bu 2si arasında güçlü bir bağ oluşur. Affetmek, derin bir kendini tanıma, kendin olma sürecidir.' demişti Ay-mil:) Doğan Hoca'm bir mesajında. Ben de ben-le barıştım sonunda...
Bu akşam da çalışarak giriyorum yeni yıla, atom karınca gibi yeni yılda da çalışmayı dileyerek :)
Ayrıca, 'Evrensel Yardımlaşma ve Dayanışma Yasası'nın bir uzantısı olarak, insanların egolarını kontrol etmelerini, hatta egolarından arınabilmelerini ve karşılıksız sevgiyi öğrenmelerini diliyorum.

Sağlık dolu nice yıllara!

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:), mutlu karınca

19.12.07

İyi ki var oldum!


Yıldızlarla kaplı bir göğün altında en güzel zamanları yaşıyor olsak da uzay-zaman genişledikçe gökyüzü giderek daha fazla kararacak ve boşalacak... Uzay ve zaman, “göreceli”, hareketimize bağlı olarak her birimiz için farklı biçimde akıyor... Bu bağlamda, 24 yaşıma girmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum. Nazım'ın dediği gibi bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine yaşamayı başarmak için bir yaşam mücadelesi veriyorum yıllardır...
Yeni yeni 'denge'lenmeye ve 'kök'lenmeye başladım :) Işık olup, insanların hayatına renk katabilirsem ne mutlu bana...
Belki de pek çok kez kendi yolumda yalnız bir yolcu olacağım; çocukluğa özgü saf ve yalın merakı, evren karşısında derin hayret ve tükenmez coşkuyla ilerleyen bir yolcu!..
Son olarak özellikle geçen bir yılda zoru zor edip zora dayanma eşiğimi yükseltenlere ve acıya dayanma eşiğimi de yukarı çekenlere şükranlarımı sunuyorum :) Sayelerinde daha güçlü bir ben'e sahip oldum...

Sevgimle Kalın!

Ay-lin:)

Not: Çizim: http://www.allisonreuling.com/

18.12.07

İyi ki varsınız!

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

11.12.07

YAŞAMAYA DAİR



















Herkese Merhaba!

Bir yandan, kitaplar, kağıtlar, ödevler, vs arasında kaybolmuşken; diğer yandan
ben-in ben kalmasına izin vermek istemeyen hayatla savaşırken, okuduğum şiir ilaç gibi geldi.

Paylaşmak istedim...

Sevgilerimle,

Ay-lin:), yorgun savaşçı


YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

1947

2

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948

3

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
'Yaşadım' diyebilmen için...

1948

NAZIM HİKMET

2.12.07

Elveda Facebook!


Sevgili Arkadaşlarım ve Öğrencilerim,

Facebook hesabımı da kapattım. Yüzlerce arkadaşıma ulaşmak güzel oldu ama bunun masajlaşma trafiği bir o kadar da yıpratıcı ve zaman alıcı...
Ben çocukken hayatımda ne cep telefonu vardı ne de facebook... Ne kadar saf ve doğal bir yaşantım vardı..

Artık, daha basit ve sade bir hayat yaşamak istiyorum. Anneannemin civcivlerini kovaladığım günleri özlüyorum... Sobada kızartılan ekmek kokusunu arıyorum... Galiba büyüyorum...

Gökyüzünüz açık olsun!

Ay-lin:)

21.11.07

MSN Adresimi Kapattım


Sevgili Arkadaşlar,

eileen_andromeda@hotmail.com adresi artık BANA AİT DEĞİLDİR! Bu adresden gelen iletiler de bana ait değildir. İleti aldığınızda lütfen siliniz; spam mesajlar gidiyor!

Yeni msn adresimi öğrenmek isteyen arkadaşlarım, bana mesaj atınız :)

Sevgili Öğrencilerim,

Artık msn adresimi vermiyorum. Sanal iletişimi sevmiyorum ve msn'yi sadece arkadaşlarımla ödev yaparken ve dosya alışverişi için kullanıyorum; muhabbet etmek gibi bir lüksüm yok...

Bu bağlamda, lütfen benimle yüz yüze iletişim kurunuz :) :)

Görüşmek üzere!

Ay-lin:)

18.11.07

Öğrencilerim İçin Yeni E-günlüğüm


Sevgili Öğrencilerim,

Sizlerle olan paylaşımlarım için yeni bir e-günlük (blog) açtım:
http://aylinyavasveogrencileri.blogspot.com/

Bundan sonra sizlerle ilgili paylaşımlarımı ve duyurularımı bu e-günlük üzerinden yapacağım.

Bu sayfadan ise genel paylaşımlarım devam edecektir.

Hayatı paylaşmak üzere!

Sizi çok seven Ay-lin:) Hoca'nız

16.11.07

C-9'un Dikkatine!


Sevgili Arkadaşlar;

19 Kasım Pazartesi gününe kelimelerin birinci ünitesini tamamlayıp getireceksiniz (Vocabulary Pack, File-1). Birinci blok dersten sonra (10:30) Abdülkadir ve Ethem pack’leri toplayıp, ofisim A-310’a getirecektir. Bu saatten sonra gelen ödevleri kabul etmiyorum. Kendinizin gelememesi durumunda bir arkadaşınızla pack’inizi ulaştınız lütfen!

En arkadaki kelimeler ‘English File Elementary’ kitaba ait. Onun konulmasının nedeni, öğrencilerin elementary kitaptaki kelimeleri de görüp, çalışmalarıdır. Proje için o bölümden sorumlu değilsiniz, o bölümü istediğiniz gibi çalışabilirsiniz. Proje için sorumlu olduğunuz bölüm, kitabın başındaki ‘Pre-int. English File’a ait bölümlerdir.

Onları kontrol edip, Perşembe geri vereceğim ve siz de hafta sonu diğer üniteyi yapmış olarak yine bana Pazartesi vereceksiniz.

Ayrıca elinizde bulunan tüm ders gereçlerini HER GÜN düzenli yapmanızı hatırlatmak istiyorum (workbook, worksheets, handouts, etc.).

Kelimenin kitapta geçen anlamını (sözlükteki tüm anlamlarını yazmayınız), sözcük türünü ve sözlükten bir örnek cümleyi İngilizce-İngilizce sözlüklerinizden yazacaksınız. Henüz sözlük almadıysanız, Longman , Oxford, Macmillan ya da kendi beğendiğiniz bir sözlük edinebilirsiniz.

Puanlama:

1) Vocabulary pack: 50 puan olarak hesaplanacak. Toplam dokuz ünite var. Her bir üniteye 5 puan verilecek.
2) 9. ünite, 10 puan olarak değerlendirecek. Bu 10 puanın 5 puanı, 9. ünitenin değerlendirilmesi, diğer 5 puan ise benim tüm pack hakkındaki genel değerlendirmem olacaktır.
3) Projenin kalan 50 puanı ise 25+25 iki kelime halkası (vocabulary circle) olarak verilecektir. Kelime halkası, sınıfta yapılan bir aktivitedir.

Başarılar diliyorum.

Ay-lin:), 17:37

15.11.07

Yurtdışına Gitmek İsteyen Öğrencilerimin Dikkatine!


Sevgili Arkadaşlar,

Türk Hava Kurumu'nun (THK) 2008 mübadele programı önümüzdeki ay açılacaktır.
http://www.thk.org.tr/2005/anasayfa.htm 'dan takip ediniz. İlgilenirseniz,
gerekli belgelerinizi hazırlamaya başlayınız. Sayfanın sağ alt köşesinde, geçen yılki kriterleri görebilirsiniz.

Mübadeleye üniversite 1. sınıfın yazında katılmıştım ve 18 yaşımın en harika anısı kaldı. Size de tavsiye ederim :) Dünya'yı fethedelim güzel öğrencilerim :)

Program hakkında detaylı bilgiye ve bir mübadelecinin anılarına şu adreslerden ulaşabilirsiniz:

http://aylinyavas.blogspot.com/2006/11/uluslar-arasi-hava-renci-deiim-programi.html

http://aylinyavas.blogspot.com/2006/11/international-air-cadet-exchange.html

Gökyüzünüz ve şansınız açık olsun!

Ay-lin:)



14.11.07

İng. Öğr. 2. Sınıfların Dikkatine!


Sevgili Arkadaşlar,

Vizeniz, 15 KASIM PERŞEMBE, 16:00-17:00'de Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda C1 (D-201) ve C2 (D-202)'de yapılacaktır. Binaya girdiğinizde hemen sağa döneceksiniz; sağdaki ilk iki sınıf, sınav salonlarınızdır.

Poşet dosya ve çift kimlik getirmeyi unutmayınız.

Başarılar diliyorum.

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

Zıpzıplarla Zıpzıplamak :)





Yoğun bir master gününden sonra kendimi altı yaşında 25 çocukla zıplarken buldum.. :)

Devam edecek, Aylin:)

12.11.07

İng. Öğr. 2. Sınıfların Dikkatine!


Sevgili Arkadaşlar,

Sizden gelen iletilere tek bir iletiyle yanıt atıyorum. Çok yoğunum ve hastayım. Lütfen kusura bakmayınız.

Ders saatimizde değişiklik olmuştur: Bundan sonra dersimiz perşembeleri 16:00-18:00 arasında yapılacaktır (A-1040).

Vizeniz, 15 KASIM PERŞEMBE, 16:00'DA Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda yapılacaktır. Vizenin hangi derslikte olacağını yarınki Yönetim Kurulu toplantısından sonra size duyurabileceğim. İletilerinizi ya da e-günlüğümü lütfen kontrol ediniz ve birbirinize de söyleyiniz.

Vizenin telafisi olmayacaktır. Sınava girmezseniz, 'başarısız' olursunuz.

Sınav kapsamı: Terminoloji, özgeçmiş, kapak mektubu ve niyet mektubudur. Ders gerecindeki tüm kelimelerden, alıştırmalardan, özgeçmiş, kapak mektubu ve niyet mektubu örneklerinden sorumlusunuz. Hepsine çalışın lütfen :) kendi kendinize HEPSİNİ yazabiliyor olmalısınız. Bunlar içerik, tutarlılık, dilbilgisi, kelime, noktalama ve yazım kuralları, format ölçeklerinde değerlendirilecektir.

Özgeçmiş ödevlerini geç gönderenlere de teşekkür ediyorum ama dakikliğe ve sorumluluk duygusuna çok önem verdiğimden, geç yollayanlara vizede ek puan verilmeyecektir.

Sınav birkaç sayfadan oluşacağından sınav kağıtlarınızın güvenliği için sınava gelirken lütfen POŞET DOSYA getiriniz.

Öğrenci kimliğiniz ve paso/nüfus cüzdanı, vs gibi çift kimlik kontrolü yapılacağından, kimliklerinizi getirmeyi unutmayınız!

'Graduate'i sormuştunuz: I graduated from.. ya da I am a graduate of...'

Herkese iyi çalışmalar diliyorum.

Sevgilerimle,

Ay-lin:), 22:07

10.11.07

İng. Öğr. 2. Sınıfların Dikkatine!


Sevgili Arkadaşlar,

Son gelişmeleri size aktarmak istiyorum:

Haftaya perşembe (15 Kasım) 16:00 1. vizeniz olacaktır. Sınav yeriniz için YENİ bir sınıf bulacağım ama bunu haftaya ayarlayıp, size duyuracağım.
Vize için ders gerecinizde sayfa 57'e kadar her şeyden sorumlusunuz (kelimeler, yapılar, alıştırmalar, vs.)
Ne yazık ki derse hazırlıklı gelmediğinizden, sadece beş dakikalık bir ödevinizi yapmadığınızdan (yapan 21 kişi hariç) vize aracılığıyla sizi çalışmaya zorluyorum. Bu bağlamda, alıştırmaların cevaplarını vermiyorum. İng.-İng. ve eşanlamlılar sözlüklerinizden çalışarak siz kendiniz keşfedecesiniz :) Bu vesileyle, sözlük de okumuş olursunuz. Ödevini zamanında yapanlara da VİZEDE BEŞ PUAN ekleyeceğim :)
Derste zaman sınırlığından bir özgeçmiş örneği, bir kapak mektubu inceledik, kapak mektubu ile niyet mektubunun nasıl yazıldığını karşılaştırdık. Ders gerecinizde çok güzel örnekler var. Onlara da kendi kendinize çalışmalısınız. Zaten hümanistik yaklaşıma göre öğretmen bir rehberdir. Siz genelde ödev yapmayarak, okumayarak, araştırma yapmayarak, armut piş, ağzıma düş, mantığıyla hareket ediyorsunuz. Şunu sorgulayın: Siz üniversiteye neden geldiniz? Lütfen okuyun canım öğrencilerim :) MSN'de muhabbet etmek, pembe diziler size ne kazandıracak? Burada öğrendiklerinizle mi dizeleri seyredek mi hayatta başarılı olmayı düşünürsunuz?
Sınav sorularınızı da bu hafta sonu, çok sevdiğim Bloom'un taksonomisi kapsamında hazırlayacağım. Başka bir ifadeyle, sınavdaki zihinsel süreciniz bilgiyi tanıma ve hatırlama, onun üzerinde işlemler yapma, kavramlar, genellemeler, kuramlar getirme gibi işleyecektir.

İyi çalışmalar diliyorum.

Lütfen ağır (!) bir çalışma sürecine gireceğiniz için bana kızmayın, sizleri sevdiğim için zorlayacağım. Derste ne demiştik? Hayat gündemimizi belirleyelim ve irademizi kullanalım.
Ben de vize kağıtlarını okumakla, yeni vize soruları hazırlamakla, master ödevlerimi yetiştirmekle, vs uğraşıyorum. Hastayım, dün dr.a gittim, ilaçlarla ayakta durmaya çalışıyorum. Gezmek güzel olurdu ama eve kapandım, işlerimi yetiştiyorum. Ben size daha iyisini sunmak için mücadele ederken, siz tembellik edersiniz size kırılırım ve kızarım...
It takes two to tango! Tango iki kşiyle yapılır, di mi? Çalışmayı ve çalışkanlığı, çok severken; sizlerden de bunu beklemek hocanız olarak hakkımdır. Çalışmayanlar da kendileri kaybederler. Dersimizden en fazla kazanım elde etmek üzere katılımda bulunmanızı ve çalışmanızı öneririm :)

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:)



Not:
1- İzlencedeki takvimde hata tespit edilmiştir (Teşekkür ederim Değer KARCI-1.sınıf). Ben onu evde Yıldız'ın masa takviminden yapmıştım, onda bir kayma olmuş. Matbaamız adına sizden özür dilerim. Sizlere yeni takvim hazırlayıp, bu hafta sonu içinde tekrar yollayacağım.
2- Yolladığım mesajda yazım hataları olmuş:( günlüğüme koyarken fark ettim ve düzelttim, pardon :) Açık konuşmak gerekirse, satır arasındaki mesaj sizin de gerek Türkçe'nizi gerekse İngilizce'nizi kullanırken, yazım ve imla kurallarına dikkat etmenizdir.
Bu konuda, bir çevirmen geçmişine sahip olduğumdan hassasiyetim vardır. Sizler de geleceğin öğretmenleri olarak, öğrencilerinize örnek olacaksınız.
Bu bağlamda, hem günlük hayatınızda hem de sınavda lütfen dikkat ediniz.

4.11.07

İng. Öğr. 2. Sınıfların Dikkatine!

Sevgili 2. sınıflar,

Bu gün 18:00'e kadar göndermenizi rica ettiğim özgeçmiş ödevlerinizi gönderen 21 arkadaşınıza teşekkür ediyorum. Bu saatten sonra, ödev kabul etmeyeceğimi ifade etmiştim.

Detaylı geri bildirimler, derste verilecektir. Perşembe günkü dersimiz, vize önceki dersiniz olacağından katılım açısından dikkat etmenizi öneririm.

Sevgilerimle,

Ay-lin:), 18:05

Not:

1- Her ne kadar yoğun olsam da sizden bir ödev istediğimde, uyumam; hepsini detaylı bir şekilde okurum ve değerlendiririm. Bu bağlamda, derste işlediğimiz noktalara dikkat edip, yeni özgeçmiş hazırlamayıp; elindeki eski özgeçmişlerini yollayan arkadaşlara bunu hatırlatmak istiyorum...

2- Ödevlerini gönderenlere tek tek yanıt attım.

3.11.07

Bakırköy MAG'lar ARÇ'la tanıştılar

Yazı eklenecek, Ay-lin:)

29.10.07

İng. Öğr. 2. Sınıfların Dikkatine! (2. Vize&Final için)


Sevgili Arkadaşlar,

Bildiğiniz üzere 2. vizeniz sınıf içi yapacağınız sunumlardan, finaliniz ise ofisimde yüz yüze yapacağımız mülakatlardan oluşacaktır.

Vize konuları için ilk konuştuğumuzda istediğiniz konuda yapabileceğinizi söylemiştim (bunu geçen yıl yapmışsınız) ama geçen Perşembe günkü dersimizde gerçekten çok üzüldüğüm bir tabloyla karşı karşıya kaldım. AEGEE, IAESTE, vs dediğimde sadece bir arkadaşınızdan ses çıktı :(
Özgeçmiş konusundan bahsederken de sosyal aktiviteler kısmı için yazacak çalışmalar yapmamanız içimi çizdi...

Canım Öğrencilerim,

Dersteki amacım sadece sizin anlatım yeteneklerinizi geliştirmek ve akademik bilgi birikiminizi artırmak değil, aynı zamanda genel kültürünüzü, kelime hazinenizi ve dünya vizyonunuzu geliştirmektir. Derslerimiz hayatımızın önemli bir parçasıdır elbette ki... Diğer yandan, sosyal çalışmalara da ağırlık verip, dünyada olup bitenlerle ilgilenmemiz lazım.

Sonuç olarak, sunum yapacağınız konular olarak uluslararası kuruluşları* seçtim. Listeyi Wikipedia'dan aldım.

Süreç şu şekilde işleyecek:

1 Kasım Perşembe gününe kadar, aşağıdaki listeyi tarayınız ve sunum yapmak istediğiniz birkaç tane kurum belirleyiniz (Sadece bir tanesi üzerinde sunum yapacaksınız ama bir kurumu bir kişi anlatacak).

Perşembe günü sunum listesini oluşturacağız (dersten sonra:) ve hazırlanmaya başlayacaksınız.

Sunum tarihlerinden bir hafta önce konuşma metinlerinizi hem e-gruba atarak arkadaşlarınıza yollayacaksınız hem de bana bir çıktı teslim edeceksiniz. Bilgisayarlarınızda bir klasör açıp, lütfen bunları biriktiriniz :)

Konuşmacılar sunumlarına hazırlıklı olarak gelirlerken, diğer sınıf arkadaşları da konu hakkında tarama yapacaklar ki sunum sonrası münazaralarda aktif katılımda bulunsunlar.

Final için ise 41 kişinin 41 konusunu almayız :) merak etmeyin. Mülakatta karşınıza çıkacak kurum sayısını süreçteki durumunuza göre belirleriz :) :)

Son olarak, Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun! Atatürk'ün bizlere emanet ettiği ülkemiz için daha çok çalışmak, daha az uyumak üzere!

Sevgilerimle,

Ay-lin:), 23:59

*Uluslararası Kuruluşlar

A

Avrupa Birliği (European Union, EU)
Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (Union Européenne de Football Association, UEFA)
Avrupa Konseyi - Tüm Avrupa Ülkelerinin (46 ülke) ve kıta dışından gözlemcilerin olduğu konsey (AB değil)
Avrupa Konseyi Genel Kongresi - CLRAE
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Mahkemesi - AİHM - 46 Avrupa ülkesi
Avrupa Birliği Belediyeler Konseyi - CEMR
Avrupa Coğrafya Kurumu - EGEA - network ile ilgili özel kuruluş.
Avrupa Yayın Birliği - EBU - Avrupa Kamu Kanalları arasında kurulmuş bir kuruluş.
Avrupa Kanser Tedavisi ve Araştırmaları Örgütü - Avrupalı ilaç firmaları arasında özel.
Avrupa Posta ve Telekom İdareleri Konferansı - CEPT -ETSI oldu.
Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü - ETSI
ASEAN (Association of Southeast Asian Nations) - Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği
Afrika Birliği
Arap Birliği
Agadir- Kuzey Afrika Ülkeleri Ekonomik İşbirliği
Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği - APEC
Amerika Devletleri Birliği - OAS
Amerika Kıtası Hava Kuvvetleri Sahası Kooperatifi - SICOFAA
Amerika Devletleri Konseyi
Asya Kalkınma Bankası -
Asya İnsan Hakları Merkezi - Hindistan ve çevresindeki bazı ülkeler
Asya Karşılıklı Tedbir ve Güvenlik Önlemleri Konferansı - CICA
Avrasya Ekonomi Topluluğu (Eurasian Economic Community, EURASEC, EAEC)
Arktic Konseyi - Kuzey Kutbu ülkeleri
Asya Kıtası İşbirliği Diyaloğu
And Ülkeleri Grubu
And Ülkeleri Ekonomik Topluluğu - Bolivya-Peru-Ekvador-Kolombiya
Avustralya Grubu - OECD ülkelerinin askeri işbirliği oluşumu
ASEM - Asya&Avrupa Kıtası Buluşmaları.
ASEF - Asya&Avrupa Kıtası Kuruluşu.
Avrupalı Az Konuşulan Diller Bürosu - EBLUL Avrupa Konseyi'nin desteklediği özel kuruluş.
Avrupa Azınlık Sorunları Merkezi - ECMI Avrupa Birliği'nin desteklediği özel kuruluş.
Avrupa Sivil Havacılık Konferansı - ECAC
Avrupa Üniversite Enstitüsü
[[Avrupa Yeni Demokrasiler Gençlik Forumu
Avrupa-Avustralya Bilim ve Teknoloji İşbirliği Forumu
Avrupa Patent Ofisi - EPO
Avrupa Patent Enstitüsü - EPI
Avrasya Patent Teşkilatı - EAPO
Alman İşadamları Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi - NMI

B

Bağımsız Devletler Topluluğu (Commonwealth of Independent States, CIS)
Bağlantısız Ülkeler Hareketi (Non-Aligned Movement, NAM)
Baltık Denizi Devletleri Konseyi (Council of the Baltic Sea States, CBSS)
Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (Economic Community of West African States, ECOWAS)
Batı Avrupa Birliği (Western European Union, WEU)
Batı Nordic Konseyi (West Nordic Council)
Benelux
Bengal Körfezi Ülkeleri Multi Sektörel Girişim Teknik ve Ekonomik Topluluğu (Bay of Bengal Initiative for MultiSectoral Technical and Economic Cooperation, BIMSTEC)
Birleşmiş Milletler (United Nations, UN)
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (United Nations Children’s Fund, UNICEF)
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization, UNESCO)
Birleşmiş Milletler Tazminat Komisyonu (United Nations Compensation Commission, UNCC)

C

Commenwealth Realm - İngiliz Kraliyetine bağlı ülkeler
Commonwealth Savaş Toplu Mezarları Komisyonu- Uluslar topluluğu üyeleri arasında.
CERN- Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı
Camphill Hareketi - İşçi ve köylü hakları ile ilgili 22 ülkede faaliyet gösteren özel örgüt.
CROWCASS - Birleşmiş Milletler nezdinde Savaş Suçluları Birimi
CERLALC - Latin Amerika Ekonomik Teşkilatı
CAFTA
CIPEC - Bakır ihracatçısı ülkeler arasında.

Ç

Çok Yönlü Nükleer Denemeleri Yasakları Antlaşması - CTBT
Çek Cumhuriyeti Uluslararası Buluşmalar Enstitüsü - özel girişim.

D

D-8 (Developing 8)
Doğu Afrika Ülkeleri Topluluğu (East African Community, EAC)
Doğu ve Orta Afrika Ortak Pazarı (Common Market for Eastern and Southern Africa, COMESA)
Dünya Bankası (World Bank)
Dünya Korunma Birliği (World Conservation Union, IUCN)
Dünya Posta Birliği (Universal Postal Union, UPU)
Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization, WHO)
Dünya Sağlık Örgütü Su Kaynaklarını Koruma Konseyi (Water Supply and Sanitation Collaborative Council, WSSCC)
Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization, WTO)

E

Ekonomik İşbirliği Örgütü (Economic Cooperation Organization, ECO)
Envision EMI, LLC
ETC Grubu (ETC Group, Action Group on Erosion, Technology and Concentration)
EURODOC (European Council for Doctoral Candidates and Junior Researchers)
Europa Nostra

F

Fransızca Konuşan Ülkeler Topluluğu (Francophone)

G

Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organization, FAO)
Güneydoğu Avrupa İşbirliği İnsiyatifi - [Balkanlar] - resmi girişim.
Güney Afrika Kalkınma Teşkilatı
Güney Afrika Gümrük Birliği - SACC -
Güney Amerika Milletleri Topluluğu - CSN
G8 - Gelişmiş Sekizler
G20 - Dünyanın en büyük 20 ekonomisi
G20 developing nations - Gelişen 20 ülke ekonomisi
Grup 15'ler - Asya, Güney Amerika ve Afrika'nın gelişen 15 ülkesi
G77 - Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya dışındaki ülkeler
Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı - SAARC - Hindistan Ana Kıtası Ülkeleri
Genç Liderlik Kongresi - CYLC - Özel girişim.
G-3 - Meksika-Kolombiya-Venezuella Serbest Dolaşım Antlaşması.
G4 bloc - Brezilya, Çin, Hindistan, Güney Afrika arasında ticari amaçlı birlik.
G4 nations - Brezilya,Almanya,Japonya ve Hindistan arasında siyasi birliktelik.
Güney Pasifik Forumu - PARTA oldu.
Güney Pasifik Ekonomik İşbirliği Bürosu - PARTA oldu.
Güney Pasifik Bölgesel Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması - PARTA oldu.
Güney Pasifik Yerbilimi Komisyonu - SOPAC - deprem, tsunami ile ilgili devletler arası.
GPPP- Global Kamu-Özel Sektör Ortaklıkları - yeni dünya sağlık oluşumu
GUAM -Azerbaycan, Ukrayna, Gürcistan, Moldova siyasi birliktelik.
Güney Asya Ortak Çevre Programı - SACEP - Hint kıtası ülkeleri arasında.
GBIF - Global Biyolojik Farklılık Bilgi Yardımı - özel kuruluş.
GCDT - Global Ürün Farklılığı Misyonu - özel kuruluş.
Global Land Coalition- Global Toprak Koalisyonu - özel kuruluş.

H

Hint Okyanusu Komisyonu - Hint Okyanusundaki ada ülkeleri arasında siyasi birlik.
Hint Okyanusuna Kıyısı Olan Ülkeler Bölgesel İşbirliği Örgütü - IOR-ARC
Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi - Kuzeydoğu Afrika ülkeleri arasında.

I

Interpol
ICBS- Uluslararası Mavi Kalkan Örgütü -kültürlerle ilgili özel örgüt-
IACERHRG - Uluslararası Kafkasya Etnik İlişkiler, İnsan Hakları ve Jeopolitiği Kurumu
IGAD - Hükümetlerüstü Somali Barış Destek Misyonu

İ

İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth of Nations)
İslam Konferansı Örgütü (Organization of the Islamic Conference, OIC)

K

Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu (Financial Action Task Force on Money Laundering, FATF)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği (Organization of the Black Sea Economic Cooperation, BSEC)
Karayip Ortak Pazarı (Caribbean Community, CARICOM)
Karayip Ülkeleri Topluluğu (Association of Caribbean States, ACS)
Kalkınma Yardımları Komitesi (Development Assistance Committee, DAC)
Kızılay (Red Crescent)
Kızılhaç (Red Cross)
Körfez Arap Ülkelerinin İşbirliği Konseyi (Cooperation Council for the Arab States of the Gulf, CCASG, Persian Gulf Cooperation Council, GCC)
Kuzey Amerika Bağımsız Ortak Kuvvetleri (Independent Task Force on North America)
Kuzey Amerika Güvenlik ve Refah Ortaklığı (Security and Prosperity Partnership of North America, SPP)
Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması (North American Free Trade Agreement, NAFTA)
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization, NATO)

L

Latin Birliği (Latin Union)


M

MERCOSUR Güney Amerika Ülkeleri Ortak Pazarı
Melanezya Öncü Grubu - Pasifik ülkeleri arasında
Millenium Challenge Corporation - toprak ile ilgili uluslararası dernek.

N

Nordic Konseyi (Nordic Council)

O

Orta Asya İşbirliği Teşkilatı - CACO - ECO oldu.
OECD
OPEC
Orta Amerika Ülkeleri Ekonomik Entegrasyonu - CABEI
Orta Amerika Ülkeleri Ortak Pazarı - CACM
Orta Avrupa Ülkeleri İnsiyatifi - CEI
Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik ve Parasal Topluluğu - CEMAC

P

Portekiz Dili Konuşan Ülkeler Topluluğu - CPLP
Pasifik Adaları Bölgesel Organizasyonlar Konseyi - CROP - Pasifik ülkeleri arasında
Pasifik Adaları Forumu
Pasifik Bölgesi Serbest Ticaret Antlaşması- PARTA
Pasifik Ada Ülkeleri Ticaret Antlaşması- PICTA
Pasifik Ada Ülkeleri Yakın Ekonomik İlişkiler Antlaşması - PACER
Pasifik Topluluğu Sekretaryası - SPC

R

Rhine Denizcilik Merkezi Komisyonu - CCNR - Rhine bölgesindeki Avrupa ülkeleri
Rio Grubu-Latin Amerika Ülkeleri arasında siyasi birlik.
Rus-Belarus Birliği - Rusya ile Belarus arasında sonsuz siyasi, ekonomik işbirliği.

S

Sadabat Paktı- Atatürk dönemi doğu komşular ile siyasi birliktelik. Bugün; ECO
Sırbistan-Malta Dostluk Antlaşması

Ş

Şanghay İşbirliği Örgütü (Shanghai Cooperation Organisation, SCO)

T

Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi
Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı

U

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice, ICJ)
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International, AI)
Uluslararası Bitki Genetiği Araştırma Enstitüsü (International Plant Genetic Resources Institute, IPGRI)
Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organisation, ILO)
Uluslararası Doğal Felaketleri Azaltma Kurumu - (International Strategy for Disaster Reduction, ISDR)
Uluslararası Festival Organizasyonları Federasyonu (Federation Internationale des Organisations de Festivals, FIDOF)
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (Fédération Internationale de Football Association, FIFA)
Uluslararası Orman Araştırma Birliği Organizasyonu (International Union of Forest Research Organizations, IUFRO)
Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund, IMF)
Uluslararası Tarım Araştırmaları Danışma Merkezi (Consultative Group on International Agricultural Research, CGIAR)
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (International Telecommunication Union, ITU)

V

Visegrád Grubu - Polonya-Çek Cumhuriyet-Slovakya-Macarsitan arasında sonsuz işbirlik.
WEF - Dünya Ekonomik Forumu - işadamları ve siyasiler arasında özel teşebbüs.
WHO - Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü
WFUNA - The World Federation of United Nations Associations
WIPO - Dünya Entelektüel Marka Organizasyonu - özel kuruluş.
WWF Dünya Doğayı Koruma Vakfı
World Federation of Right to Die Societies - özel kuruluş.
World Camp - Üniversiteler arasında.
Wassenaar Anlaşması - Avrupa ve Amerika ülkeleri arasında dış ticaret ilişkilerinde uygulanan kodlar

Y

Yeni Güvenli Çevrede Kıtasal Başarı Oluşumu - Kuzey Amerika ülkeleri arasında.

ARÇ: Afette Rehber Çevirmenlik


Afetsiz günler dileğiyle!

Devam edecek, Ay-lin:)

25.10.07

To the attention of ELT 1&2!


Dear Friends,

I will be out of Istanbul till Tuesday. Thereby, I will not be able to check my e-mails. Sorry for the delays to reply your messages.

Love,

Ay-lin:)

PS: Study for the next week in accordance with your syllabuses.
Revise the new vocabulary and be punctual, please! Those without their course pack, thesaruses and/or dictionaries, and late for the lecture should drink coffee at the canteen!!! (This note is for ELT-2!!!)

24.10.07

İspanyol'dan İspanyolca Kursu

Sevgili Arkadaşlar,

İspanyol arkadaşım Maeve, İstanbul-Anadolu yakasında İspanyolca ders vermektedir.
İlgilenenler için cebi: 0 532 395 15 10, e-postası: marisalu@superonline.com

Adios!

Ay-lin:)

23.10.07

İngilizce Öğr. (ELT) 1.&2. sınıfların dikkatine!

Sevgili Arkadaşlar,

Aşağıdaki duyurular sizin içindir :) Perşembe'ye derse ders gereciniz* dışında,
üstten spiralli not defteri getirmeniz iyi olur. Size not alma tekniklerini öğreteceğim. Ödevlerinizi yapmayı unutmayınız :)

Eşanlamlılar sözlüğü kullanmanız size kolaylık sağlayacaktır. Benim
elimde Roget's Super Thesaurus var (ABC Kitabevi, İstanbul, 1998). Elinizde varsa, derse getirin ya da benimkini Perşembe getireceğim, inceleyebilirsiniz, beğenirseniz ondan alırsınız.

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

* A Bloktaki fotokopi merkezinden temin edebilirsiniz! Sıcak sıcak çıktılar :) :)

22.10.07

To the attention of ELT-2!

Dear Friends,

I will prepare your syllabus & course pack tonight.

The course pack, composed of selected materials, will be available for purchase in the copy center on (Tuesday) October 23, 2007 after 14:00!!!
The copy center is in A-Bloc. You will find your material in the box numbered 30 :)

It will be good for you if you order your material to be copied beforehand. Otherwise, you will have to wait in queue :(

You are required to bring your course material to every class! Pay attention to being punctual for the lesson, please! You had better bring your Eng.-Eng. dictionaries :)

You are to scan 'Deciding on a career, Writing a CV (Resume) and a Cover Letter'
(in your pack) for the lesson on Thursday!

See you!

Love,

Ay-lin:)

To the attention of ELT-1!

Dear Friends,

I prepared your syllabus & course pack.

The course pack, composed of selected materials, will be available for purchase in the copy center on (Tuesday) October 23, 2007. The copy center is in A-Bloc.
You can find your material in the box numbered 29 :)

It will be good for you if you order your material to be copied beforehand. Otherwise, you will have to wait in queue :(

You are required to bring your course material to every class! Pay attention to being punctual for the lesson, please! You had better bring your Eng.-Eng. dictionaries :)

You are to scan 'Gender' (in your pack) for the lesson on Thursday!

See you!

Love,

Ay-lin:)

20.10.07

Perdeler Açıldı!



Sevgili Arkadaşlar; Canım Öğrencilerim,

Tiyatrolar perdelerini açtılar. İstabul'da pek çok devlet tiyatrosu ve özel tiyatro var ama yoğunluktan ben sadece Bakırköy Belediye Tiyatroları'nı takip edebiliyorum. Sinemaya göre tiyatroyu daha fazla seviyorum. Sanki sen de yaşıyorsun o olayları... Tiyatro çok daha doğal ve içten geliyor.

Bakırköy Belediye Tiyatroları programını öğrenmek için http://bbt.bakirkoy.bel.tr'yi ziyaret edebilirsiniz. Yunus Emre Kültür Merkezi'ndeki Yunus Emre Sahnesi'nin gişe tel.i: 661 38 95.

Nasıl gidebilirsiniz?

Aksaray-Havalimanı metrosunda Havalimani tarafına binip, Ataköy-Şirinevler durağında inin. Ataköy tarafından dışarı çıkın. Buraya yürüyüş mesafesiyle 5 dk uzaklıkta. İndiğinizde ileri sola sapın, az ileride karşınıza Atrium (alışveriş merkezi) çıkacak. Önünden geçip, ileride tekrar sola döneceksiniz. Orada büfeler var, bulamazsanız onlar da size yardımcı olacaktır.

20.10.07'de yeğenim Gamze'nin (KARIK) davetiyle Günün Adamı'na gittik. Aşağıda detaylarını* veriyorum, tavsiye ederim. Çok beğendik.

İyi Seyirler!

Ay-lin:)

* GÜNÜN ADAMI

Usta yazar Haldun Taner, yazdığı ilk oyunu “GÜNÜN ADAMI” nda dürüstlüğü ile medyanın ilgi odağı haline gelen, seçim atmosferinde şöhret olan ve milletvekili adaylığı için politikacıların peşinde koştuğu bir profesörün hayatının nasıl kabusa dönüştüğünü ironik bir dille ele alır.

Günün Adamı siyasal alanda, özellikle çok partili rejimde kendini gösteren, iğreti, yalancı, ikiyüzlü siyasal değerlere, devletin gücünü kötüye kullanma ve devletin sırtından kazanç sağlama eylemine yöneltilmiş ağır bir yergidir.

Yazan: Haldun TANER
Yöneten: Orhan Kemal AYDIN
Dekor: Behlül TOR
Kostüm: Ayçın TAR
Işık: Murat İPEK
Efekt&Görsel Efekt: Bora NAKİPOĞLU
Yönetmen Yrd: Gülin VAZ, Füruzan AYDIN, Doğacan TAŞPINAR, Ece ÖZDİKİCİ

ROL DAĞILIMI

Profesör: Aytekin ÖZEN I. Gazeteci: Tugay MERCAN
Doçent: Mert ASUTAY II. Gazeteci: Gözde GÜLBAY
Genel Sekreter : Orhan K. AYDIN Gazeteci: Muhammet ÇAKIR
Kayınpeder : Emrah EREN Foto Muhabiri: Fatih KOYUNOĞLU
Kayınbirader : Ali Rıza KUBİLAY I. Üye: Fatih KOYUNOĞLU
Profesörün Oğlu: Alican YÜCESOY II.Üye: Doğacan TAŞPI
Profesörün Kızı : Füruzan AYDIN Kadın: Nurhayat ATASOY
Uşak: Önder BULUT Gazeteci: Doğacan TAŞPINAR
Kameraman: Ali KİL Bir Adam: Fatih KOYUNOĞLU
Sekreter: Didem GERMEN AYDIN
Halk: Ali KİL , Erdoğan KARLI, Ulaş BAKIR, Muhammet ÇAKIR


* http://bbt.bakirkoy.bel.tr/default.aspx?pid=10025&nid=12569'den 23.10.07 tarihinde alınmıştır.

Facebook'ta mahremiyet sağlamak için...

Sevgili Arkadaşlar,

Facebook'ta kişisel bilgilerinizin mahremiyetinin korunması için değerli Emrah'tan (Özcan) üye olduğum bir gruba gelen iletiyi sizlerle de paylaşmak istedim.

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

Sevgili arkadaşlar,

Öncelikle bölümümüz grubuna katıldığınız için teşekkür ederim. Bildiğiniz üzere, Facebook 'çılgınlığı' alıp başını giderken ve kimileri ebelerine dahi ulaşırken sizleri de ilgilendireceğini düşündüğüm bir konu da (Bilgisayar derslerini vermiş olmanın verdiği dayanılmaz hafiflikle) kişisel bilgilerinizin görüntülenmesi ya da İngilizce'den direkt çevirecek olursak, mahremiyet.

faceboook.com sitesine kullanıcı girişi yaptıktan sonra sağ üst köşede yer alan bağlantılardan "privacy" başlığı hangi bilgilerinizin kimler tarafından görüntülenebileceğine izin verebileceğiniz ayar sayfasına yönlendirecektir. Bu sayfaya geldiğinizde toplam 5 başlık göreceksiniz.

bunlar sırasıyla;
1. Profile
2. Search
3. News Feed and Mini-Feed
4. Poke, Message, and Friend Request
5. Applications

Bu saydıklarımın üzerine gittiğinizde her birine ait ayarların yapılabildiği sayfaya bağlantılar yer almaktadır. Her bir özellikle ayrıntılarıyla anlatılmaktadır, okuyup öğrenebilirsiniz. Ben burada sadece arama sonuçlarında çıkan sayfada profil sayfanızın sadece sizin seçtiğiniz kişilerce görünebilecek bir bağlantı verilmesi ve yine sizin seçtiğiniz aynı kişilerce resminizin görüntülenmesi için yapmanız gerekenleri yazacağım. Bu işlemleri yapmak kesinlikle sizin insiyatifinize kalmış bir şey...

1. Arama sonuçlarında adım çıkarsa profil sayfama istediğim kişilerce bağlantı görünsün:

Yukarıda saydığım listede 2. sırada yer alan "Search" ayar sayfasını açınız. Sayfada

Which Facebook users can find me in search?

yazısının altında yer alan seçim kutusundan "Only my friends" seçimi arama sonuç sayfasında adınızın sadece arkadaşınız olan kişiler tarafından bulunmasına izin verir. Diyeceksiniz ki boşuna mı üye olduk facebook'a kimse aramada bizi bulamaycaksa... Haklısınız, eğer niyetiniz arama sonuçlarında görünmekse o zaman "Everyone" seçeneği tam sizin için... Her arayan size ve bilgilerinize ulaşır...

2. Arama sonuçlarında adım çıkarsa profil resmim istediğim kişilerce görünsün:

Aynı sayfada biraz aşağıda "What Can People Do With My Search Results" başlıklı bir bölüm daha yer almakta. Burada arama sonuç sayfasında çıktığınızda arayan kişinin neleri görebileceğine ve neler yapabileceğine izin veriyorsunuz. "See your picture-Resmimi görsün" seçeneğini kaldırırsanız resminiz görünmez... Ayrıca, arkadaşlarınızın listesini de görmesini istemiyorsanız "View your friend list-Arkadaş listemi görsün" seçeneğini de kaldırmanız gerekir.

facebook hesabınızı nasıl kullanacağınız tamamen size kalmış bir şey, benim bu iletideki amacım sadece bu özelliklerin varlığına dikkatinizi çekmektir.

Sevgilerimle,

Emrah Özcan

18.10.07

Ders Programım (Öğrencilerimin Dikkatine)

Sevgili Arkadaşlarım,

Bu dönem hayatımın en yoğun evresindeyim: 18 saat Temel İngilizce'de, 9 saat İngilizce Öğretmenliği Blm.'de (ELT) ders veriyorum, 3 master dersi alıyorum
(9 saat). Master ödevlerimle her gün 15 saate çıkabilen bir çalışma temposundayım ve
bu yoğunlukla sizlere en iyisini sunmak üzere e-günlüğümden sık sık size ulaşacağım, kalbimdesiniz :) :)

Sağlığım iyi olsun da ben çalışayım, okuyayım ve okutayım :)
Bu yoğun tempoda bana ulaşmanız için programımı koyuyorum ki aramızda iletişim kopukluğu olmasın.

C'le başlayan tüm dersler ve ofisim A-310, Yabancı Diller Yüksek Okulu'ndadır.
Master derslerim ve ELT dersleri ise Fen-Edebiyat Fakültesi'ndedir.

Siz öğrencilerim için e-posta adresim: aylinytu@gmail.com 'dur. Artık cep telefonlarımı ve msn adreslerimi vermiyorum. Çünkü yetişemiyorum. Lütfen benimle yüz yüze görüşünüz. Bana telefonla ulaşamayan arkadaşlarım; derste cep telefonlarım kapalıdır ve Fen-Edebiyat Fak.'de zaten şebeke çekmez :)

Davutpaşa Bilim Ormanı'nda görüşmek üzere!

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

Pazartesi:

09:00-10:30: C16-LS
10:50-12:20: C2-LS
12:20-13:30: Öğlen Arası
13:30-16:00: MASTER (A-1036)

Salı:

09:00-10:30: C3-LS
10:50-12:20: C4-LS
12:20-13:30: Öğlen Arası
13:30-14:30: Ofisteyim :) A-310
14:30-16:00: C5-LS

Çarşamba:

10:00-12:20: MASTER (A-1036)
12:20-13:30: Öğlen Arası
13:30-16:00: MASTER (A-1036)

Perşembe:

09:00-10:30: C18-LS
10:50-12:20: C9-CB
12:20-13:30: Öğlen Arası
13:30-15:30: Sözlü İletişim Becerileri I & Konuşma Becerileri (B-1027)
(İng. Öğretmenliği Blm.)
16:00-18:00: Anlatım Becerileri (A-1040) (İng. Öğretmenliği Blm.)

Cuma:

09:00-10:30: C9-CB
10:50-12:20: C9-CB

16.10.07

İngilizce'ye Merhaba Derken...


Canım Öğrencilerim,

Nasılsınız? Sayenizde ben harikayım :) İngilizce'yle tanıştığınız bu günlerde sizlerden gelen sorulara yönelik bir yazı yazmaya başladım. Sorularınıza her zaman açığım :) Önce sizlere Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan bir şiir armağan etmek istiyorum:

GÜN

Dil bir kenttir
Tümceler sokaklar onun
Sözcükler evleri
.....

Uyandınız mı
Günaydın dediniz mi birbirinize
Peynir ekmekle
Yeniden tanıştınız mı siz?
.....

Dil bir ülkedir
Tümceler yolları onun
Sözcükler kentleri
.....

Haydi ormanlara gidelim
Ağaçlar
Dallar
Yapraklar
Yellerle konuşurken
Köklerimiz
Görsün birbirimizin bilinçaltlarını
.....

Dil bir gökyüzüdür
Tümceler yönleri onun
Sözcükler yıldızları
Toprakta yürürdük denizde yüzerdik
Mavilikler
Niye böylesine uzak niye böylesine saydam
.....

Dil bir evrendir
Tümceler galaksiler onun
Sözcükler güneşleri

Devam edecek, Ay-lin:)

10.10.07

Melek: Çocuk Parkındaki Bir Prenses





Dünya'nın en güzel varlıklarıdır çocuklar... Bu gün parkta Melek adlı bir çocukla tanıştım. Çekirdek çıtlatıyordu. Önce gözlerimiz konuştu; birbirimize gülümsedik :)
ve yanıma geldi :) Daha iki yaşında olmasına rağmen, o kadar tatlı sözcüklerle kendini ifade etmeye çalışıyordu ki tatlılığına dayanamadım, kendisinden izin alıp, fotoğraflarını çektim :)

8.10.07

Yeni Öğrencilerime...


Sevgili Yıldızlılar,

Yıldız ailesine hoş geldiniz! Tanışalı daha bir hafta olsa da sayenizde uzun süredir hiç olmadığım kadar mutluyum :) Hayatıma katmaya başladığınız renkler için teşekkürler. Bu gece sizler için buraya bir yazı yazacaktım, bir arkadaşınıza söz vermiştim ama çok yorgunum. Lütfen kusuruma bakmayınız. Hem okul hem master çok yoruyor beni... En kısa zamanda tekrar burada olacağım. Görüşmek üzere!

Sevgimle Kalın,

Ay-lin:)

Gülümseyen bir Davutpaşa sakini daha :)

7.10.07

Ayasofya/Hagia Sofia: Doğu ile Batının Buluştuğu Müze




Devam edecek, Ay-lin:)

28.9.07

HAYDİ ÇERÇİ'YE!


















YTÜ Yabancı Diller Yüksek Okulu, Davutpaşa Bilim Ormanı :) :)

Sevgili Yıldızlılar,
Güzel Dostlar,

Değerli hocamız Öğr. Gör. Saniye Demirel'in büyük emeklerle yarattığı Çerçi'yi bir Yıldız'lı olarak keşfetmenizi ve paylaşmanızı diliyorum :)

Yüreğinize sağlık Saniye Hocam!

Sevgi paylaşıldıkça çoğalır!

Ay-lin:)















Ç E R Ç İ

SEVGİLİ GENÇ YILDIZLILAR!

ÇERÇİ köy, pazar ve benzeri yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan gezginci esnaf anlamına gelen bir sözcüktür. Çertmek: kırmak, kenarından kesmek fiilinden türetilmiştir. (Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı: 2002)

Kuruluşu: 2005- 2006 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda YTÜ. Yabancı Diller Yüksek Okulu Davut Paşa Yerleşkesi’nde Öğretim Görevlisi Saniye Demirel’in girişimi, ÖREM’in desteği ve himayesi ile kurulmuştur.

Amacı: YTÜ öğrencilerinin kullanılmış, bakımlı, temiz giysi, ayakkabı, takı ve benzeri eşyalarını birbirleri ile paylaşmasını sağlamak, herhangi bir nedenle kullanmadığımız bakımlı bir eşyamızı bir başka arkadaşımızın kullanımına dönüştürmek ve bu ruhu öğrencilerimize aşılamaktır.














Biz bu odada hiç kimseye yardım etmiyoruz: PAYLAŞIYORUZ.

ATMIYORUZ.

DÖNÜŞTÜRÜYORUZ.

Paylaşım Odasının İşleyişi: Bu odadan kullanmak üzere herhangi bir şeyleri hiçbir ücret ödemeden alabileceğiniz gibi; evinizde kullanmadığınız ama bir arkadaşınızın kullanabileceğini düşündüğünüz her şeyinizi getirebilirsiniz. Getirirken, odaya katacağınız her şeyin bir üniversite öğrencisi tarafından kullanılabilir olmasını hesaba katmanızı, ayakkabıların boyası yapılmış ve giysilerin yıkanıp ütülenmiş halde odaya teslim edilmesini diliyoruz.

Öneriler: Paylaşım Odamız henüz ikinci yılında olduğu için, her ne kadar bazı kurallar koymuş olsak da daha verimli çalışabilmemiz için bazı şeyleri yaşayarak öğreneceğiz. Örneğin; odamızda çorap da bulunmaktaydı. Ancak duyarlı bir Yıldızlı öğrencimizin sağlık sorunlarına neden olabilir uyarısıyla çorap kabul etmemeye karar verdik. Öneriler siz Sevgili Yıldızlılardan gelecek. Biz de uygulayacağız çünkü ÇERÇİ sizin.














Teşekkür: Okulumuzda çalışmakta olan pek çok öğretim görevlimiz ve çalışanımız bu odaya eşsiz katkılarda bulunmuş ve bulunmaktadır. Okul Müdürümüz bize bir oda ve ‘destek’ vererek, öğretim görevlilerimiz giysi, ayakkabı ve çanta getirerek, temizliği yetersiz görülenleri bizzat yıkayarak ve ütüleyerek, askı, naylon torba, oda parfümü, temizlik gereçleri getirerek ve hatta odamızın güzel ve anlamlı adını bularak (Deniz Öğretmen), dinlenme saati olmasına rağmen gönüllü olarak odada öğrencilere hizmet vererek, gerekli duyurularımızı üniversitemizin sitesine yerleştirerek, temizlik emekçilerimiz odamızı her hafta temizleyerek… Böylesi bir paylaşım odasının tek kişinin çalışması ile işlemesi olası değildir. Odamızın kuruluş amacının temelinde yatan ‘paylaşım ve dayanışma’ ilkesini sergileyen bu yaklaşımla Yıldızlı olmanın gururunu yaşıyoruz.













Çalışma Saati: Gönüllü bir proje olması nedeniyle, 2006- 2007 Eğitim ve Öğretim Yılı boyunca Perşembe günleri: 9: 30- 12: 30 arası ve Çarşamba günleri: 12: 15- 12: 45 arası hizmetinizdedir. (2007- 2008 Eğitim ve Öğretim Yılı başlayınca yeni çalışma gün ve saatleri bildirilecektir.)

Bekliyoruz çünkü yaşam paylaşınca güzel!

2006- 2007 Faaliyet Raporu

Eğitim ve Öğretim Yılı boyunca odamıza pek çok temiz kullanılmış giysi ve ayakkabı ulaştırılmıştır. Aynı zamanda; bazı hazır giyim şirketleri ya da mağazalar tarafından paylaşım odamıza çok değerli katkılarda bulunulmuştur. Bunlar;

Okulumuz öğretim görevlileri Ayşe ve Sami Batok tarafından 45 parça yeni pantolon;

Hayaka Tekstil San. ve Tic Aş. Abdullah ve Dilara Akay tarafından 125 adet pantolon mont, etek;

Havaş adına Sayın Özgür Sayın tarafından pantolon, ayakkabı ve etek;

Mağazasını kapatma sürecinde bizi düşünerek çok güzel 113 parça giysi hediye eden Sayın Elvin ve Canan Şafak

Seyhan Denim Konfeksiyon Sanayi Tic. Ltd. Şirketi sahibi Rezan Baytan Altunal tarafından 97 parça mont, pantolon, etek ve gömlek

Bayrampaşa Rotary Kulüp üyeleri tarafından iki kez çok sayıda giysi ve ayakkabı;

26 Eylül 2006’dan 1 haziran 2007’ye kadar Çerçi Paylaşım ve Dönüşüm Odası’ndan 1967 parça giysi ve ayakkabı öğrencilerimiz tarafından alınmıştır.

ÇERÇİ PAYLAŞIM ODASI 2007- 2008 Eğitim ve Öğretim yılında yeniden ve daha donanımlı olarak sevgili Yıldızlı Öğrencilerimize kapılarını açacaktır. Sevgilerimizle…

Öğr. Gör. Saniye Demirel

16.9.07

TÜRBELER DİYARI EYÜP

















Devam edecek, Ay-lin:)

15.9.07

Bir babadan oğluna/kızına


İyi geceler! Günlüğümü yazarken, annemin kesip sakladığı bir yazı geçti elime. Çok duygulandım... İnsan, hayattaki en değerli varlığı olan ailesini gurbette çok daha fazla düşünüyor, özlüyor ve de ailesinin değerini anlıyor... Kırma insan kalbini, yapacak ustası yok, derler ya daha fazla özen gösterelim kalp kırmamaya, incitmemeye. Kırıldıktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Sadece zaman, akıp gidiyor...
Sevgilerimle, Ay-lin:)

Bir babadan oğluna/kızına

Canım oğlum/kızım... Benim yaşlandığımı düşündüğün gün (ki yaşlı olmayacağım) sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış. Yemek yerken üstümü kirletirsem, lütfen sabırlı ol. Sana bir şey öğretmek için seninle ilgilendiğin günleri hatırla...
Seninle konuşurken, aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam sözümü kesme. Beni dinle. Sen küçükken uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kaldığımı hatırla... Banyo yapmak istemedimde; beni utandırma ya da azarlama... Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırla...
Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen bana zaman tanı; beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme...
Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut koşuşturmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı; hemen sinirlenme... Çünkü asıl önemli olan senin yanında olabilmem ve beni dinliyor olmandır.
Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim. İyi yemek yapmayı, iyi giyinmeyi... Yaşamı göğüslemeyi... Yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde bana elini ver. Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.
Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi; ölmek istediğimi söylediğimde bana kızma. Bir gün beni anlayacaksın. Yaşımın; zevk alam değil, artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış.
Hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye ve senin yolunu hazırlamaya çalıştım.
Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın ya da güçsüz hissetme kendini. Benim yanımda olmalısın, benim anlamalısın ve bana yardım etmelisin. Yürümeme yardımcı ol ve yolumu sabır ile sevgi ile bitirmeme...
Benim için yaptıklarını, ya bir gülümseme ya da senin için her zaman taşıdığım çok derin sevgiyle geri ödeyebilirim ancak. Seni çok seviyorum ve hep seveceğim; bunu sakın unutma... Baban

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı






Canım dostum Esin Recepoğlu Aydoğdu ile.. :) :)
(Devam edecek, Ay-lin:)

2.9.07

Büyükada'dan Eminönü'ne

Büyükada



Büyükada İskelesi'nde çay yudumlarken denizi ve İstanbul'u seyretmek bir başka güzel....


















Ada Kaymakamlığı


Aya Yorgi (Agios Georgios) Kuduna Rum Manastırı


Aya Yorgi'den bir manzara























Sultanahmet Camii'nin Girişi

Tarihin Derinliklerinde: Yerebatan/Basilika Sarnıcı

















Sütunlar: Bizans İmparator'u I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan bu büyük yeraltı sarnıcı, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütınlar nedeniyle halk arasında 'Yerebatan Sarnıcı' olarak isimlendirilmiştir.
www.yerebatan.com


Medusa










İstanbul Arkeoloji Müzeleri: Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi, Çinili Köşk Müzesi


















Gülhane Parkı






Pierre Loti


Eminönü







(Devam edecek... Ay-lin:))

2.7.07

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var



















Uzun bir aradan sonra herkese merhaba! Hayatımın en yoğun dönemini geçirdim ve şimdi biraz ara verme vakti geldi. Eylül'de görüşmek üzere diyerek, herkese iyi tatiller ve çalışmalar diliyorum!

Aşağıda da çok sevdiğim bir şiiri sizinle paylaşmak istedim :)

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:)

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuğa
Yasamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatin sonsuz taze kani

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOGLU
(1977 Kuşatmada)

4.4.07

AUDEMUS JURA NOSTRA DEFENDERE























ÇEMBER

Bir nokta seçersin kendine
Ona eşit uzunlukta kollar çekersin
Nokta koyarsın buralara
Çember yaparsın kendine
Çap, çemberin halka uzanan kollarıdır
Teğet ise o, biraz mahzundur.
Çünkü o, hiçbir zaman çemberin içine giremez.
Kirişe gelince;
Onu sevmem
Çemberi hep ikiye böler.
Teğet kirişi, kiriş de teğeti anlamaz.
Çember ise o, herkesi anlar
Yeterince büyüyünce herkesi sarar.
Çember adildir, adaletlidir!
Çemberdir bir ailenin temsili
Çemberdir bir hayatın kavramı
Çemberdir adaletin kaynağı…

Not: Bu şiir, bir alıntıdır.

4.2.07

UZUNKÖPRÜ'DEN MERHABA!

BALKANLARIN AYAZININ YAŞANDIĞI UZUNKÖPRÜ'DEN MERHABA!

BALKANLARDAN SOĞUK HAVA KÜTLELERİ GELİYOR ARKADAŞLAR :) KAR YAĞSA DA KARTOPU SAVAŞI YAPSAK (::)

TAŞ YERİNDE AĞIRDIR; BEN DE GÜCÜMÜ BU TRAKYA TOPRAKLARINDAN ALIYORUM... HERKESİN KENDİ MEMLEKETİ YA DA ÜLKESİ ONUN İLK-İDİR, YUVASIDIR...

BURADAN ALDIĞIM ENERJİYLE DEVAM EDECEĞİM ÇALIŞMAYA AMA RÖLANTEYE ALIYORUM HAYATIMI, YAVAŞ YAVAŞ YAŞAMAK LAZIMMIŞ HAYATI, BİRAZ DA SEYİRCİ KALMAK HAYATA... İKİ DÜŞÜNÜP, BİR KONUŞMAM LAZIM, BİR DE TANE TANE..:) İTALYANLARLA BİR AKRABALIĞIM YOK, KONFERANS TERCÜMANLIĞI YAPMIŞ OLMANIN YAN ETKİLERİ YANSIYOR KONUŞMAMA :) (BUNU DA SORAN OLDU DA:)

SON İKİ İLETİYİ DÜZELTTİM. YAZIM HATALARIM VE LİNKLERDE SORUNLAR VARSA LÜTFEN BANA KİŞİSEL OLARAK E-POSTA ATIN YA DA YAZININ ALTINDAKİ COMMENTS'E TIKLAYIP, SİZ KENDİNİZ YAZIN, FARK ETMEZ. BU ARADA, SİZLERDEN ALDIĞIM OLUMLU VE OLUMSUZ ELEŞTİRİLERLE BÜYÜYORUM, ÖĞRENİYORUM, PAYLAŞIYORUM... LÜTFEN YORUMLARINIZI BENİMLE PAYLAŞIN... BENİM İÇİN BUNLAR ÇOK DEĞERLİ... LİNK OLARAK VERİLMEYENLERİ (GALİBA SİSTEMDE SORUN VAR), KOPYALAYIP YAPIŞTIRARAK BAKABİLİR YA DA İZLEYEBİLİRSİNİZ. ÖRNEĞİN: http://www.youtube.com/watch?v=vL7Jo_1Z3Y8%20

SİGARA İÇİLMEYEN BİR İNTERNET KAFE OLAN PRESTİJ KAFE'DEN YAZIYORUM BU SATIRLARI HIZLICA... HEMEN EVE GİTMELİYİM: VADAAA! EVE KENDİ ANAHTARINI KULLANMADAN GİRMEK, KARANLIK BİR EVE GİRMEMEK NE GÜZEL :) AİLECE YEMEK YEMEK İSE DÜNYANIN EN GÜZEL PAYLAŞIMI... DAHA ÇOK VAKİT AYIRALIM AİLELERİMİZE... HAYAT, ÇOK KISA...

GÜNLÜĞÜMDEN:

BEN, TEK KELİMEYLE BİR 'ÖĞRENCİ'YİM: OKUMAYI, YAZMAYI, TÜRKÇE'Yİ, DİNLEMEYİ, KISACASI HER ŞEYİ ÖĞRENİYORUM...

UZUN-KÖPRÜ-LÜ BİRİ OLARAK İNSANLAR ARASINDA KÖPRÜ OLARAK, MEMLEKETİME, ÜLKEME VE DÜNYA İNSANLIĞINA YARDIMCI OLABİLİRSEM NE MUTLUDUR BANA:) HAYATIN ANLAMINI NEDİR SİZCE? BANA GÖRE SEVMEK, ÜRETMEK VE PAYLAŞMAK... HİÇKİMSEDEN BİR BEKLENTİMİN OLMADIĞIMIN ALTINI ÇİZİYORUM Kİ ÜSTÜ ÇİZİLMESİN :) BEN ELİMDEN GELDİĞİNCE KENDİMİ GERÇEKLEŞTİRMEYE, BİR ŞEKİLDE İNSANLARA YARDIMCI OLMAYA / KÖPRÜ OLMAYA ÇALIŞIYORUM. ÖRNEĞİN, BURADAKİ GÜNDEMİMDE UZUNKÖPRÜ'YE ÖZÜRLÜLER OKULUNUN KURULMASI VAR. BAŞLATACAĞIM KAMPANYA İLE BUNUN YAPILMASINA KATKIM OLURSA, İŞTE BEN O ZAMAN MEMLEKETİMİ / ÜLKEMİ SEVDİĞİMİ İSPATLAMIŞ OLURUM DİYE İNANIYORUM.. LAFTA SEVMEK ÇOK KOLAY, BENİM KARNIM LAF SALATALARINA ÇOK TOK, DAVRANIŞLARIMIZ, FEDAKARLIKLARIMIZ VE ÜRETTİKLERİMİZLE İSPATLAYALIM KENDİMİZİ... ÇOCUK RUHLU OLABİLİRİM AMA ÇOCUK DEĞİLİM KİMİ AÇILARDAN, BENİ KANDIRMAYA ÇALIŞANLARA SADECE GÜLÜMSEYİP, YOLUMA DEVAM EDİYORUM... :)

HERHANGİ BİR ŞEKİLDE GÜVENİMİ SARSAN, BANA SAYGISIZLIK EDEN KİŞİYE KÖTÜ SÖZ SÖYLEMEM YA DA KÖTÜ BİR ŞEKİLDE DAVRANMAM, SADECE HAYATINDAN ÇEKİLİRİM SESSİZCE... HER ZAMAN KONUŞURKEN İNSANLARIN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKMAYI TERCİH EDERKEN, BİR DAHA BU ŞEFFAFLIKTA OLMAM, YENİ ÖĞRENDİĞİM SATRANÇTAN ÖRNEK VERİRSEM, ROK ATARIM:)

'... Rok atma. Şah ile kalenin aynı anda birlikte hareket ettirilmesiyle yapılan tek bir harekete 'rok' denir. Yapılan bu iki hamle tek hamle sayılır. Rok yapmaktaki amaç, şahı güvenli bir yere almak ve kaleyi oyuna sokmaktır... '

VARLIĞIMDA YOKLUĞUMU YAŞAMASINI SAĞLARIM SADECE... İNTİKAM GİBİ OLUMSUZ DUYGULAR BENİM SAĞLIĞIMA ZARAR VERİR ZATEN... DAİMA ŞEFFAFLIĞI TERCİH EDELİM ARKADAŞLARIM... BEKLENTİM SADECE SAYGIDIR. KİMSE KİMSEYİ SEVMEK ZORUNDA DEĞİLDİR AMA HEPİMİZ İNSANIZ, EŞİTİZ, SAYGIDA KUSUR ETMEYELİM LÜTFEN...

HERKESE SEVGİLERİMİ YOLLUYOR VE SAYGILARIMI SUNUYORUM!

GÖKYÜZÜNÜZ AÇIK OLSUN!

AY-LİN:),

18:18 4.02.07 UZUNKÖPRÜ

17.1.07

ACİL YARDIM: ANKARA'DAKİ GAMZE BEBEK İÇİN! HERKESE İLETİN LÜTFEN!

HERKESE İYİ GECELER! (23:28)

YAKLAŞIK ON GÜNDÜR TAKİP ETTİĞİM BİR YAŞAM PIRILTISI VAR UZAK DİYARLARDA... www.ayakizi. web.tr 'den Sayın Haşim AĞCA'nın attığı e-postadan bir kan ihtiyacı olduğunu öğrendim. Ankara'da Gazi Hastanesi'ndeki Çocuk Sağlığı ve Hasta Servisi'nde (Yoğun bakım, 10. katta) 7 aylık Gamze BAYIR adlı bebeğin kana ihtiyacı vardı..
(Annesi Esma BAYIR'ın karaciğerinden parça alındı ve bebeğe nakledildi.. .)

Hemen telefon edip, olayın son durumunu, vs öğrendim. www.kanbankasi. com 'dan tarama yapıp, kan verebilecek kişileri tespit edip, kan bankasıyla bebeğin babası Sinan Bey'i buluşturdum... Bunun dışında her gün en az bir kez arayıp sesimle ve dualarımla destek olmaya çalışmaktayım.. Haşim Bey, Ankara'da olduğundan o da ilgilendi...

Babasıyla telefonda bir bir yaşamaktayım her şeyi.. Annesinden karaciğer nakli gerçekleşti (annesinden bir parça alınarak..) fakat damarda darlaşma oldu, safra yolundn geçen damarı bağırsağa bağladılar.. Ameliyattan çıktı, başarılı geçti, bebeğin durumu, annesi Esma BAYIR da iyi çok şükür...

Bu ailenin her türlü desteğe ihtiyacı var. Babası Sinan Bey: 0 543 228 43 91, İş Bankası Hesap No.: 75001942376
Hesap numarasını babasından ben aldım, o vermedi! Konuşmalarımızdaki söylemden yardıma ihtiyaçları olduklarını anladım... Trabzon'dan gelmişler Ank'ya...

Ank'daysınız hastanede ziyarete giderek, telefonla ve karınca kararınca maddi olarak da destek olmaya çalışalım lütfen!

Adres defterimdeki herkese atacağım bu iletiyi.. Kim olduğum önemli değil; bu evrenin çocuğuyum... Sadece yardım etmeye çalışıyorum... Sinan Beyleri de tanımıyorum... İnsanlık adına yardımcı olmalıyız diye düşünüyorum... Onlara inanıyorum... Bana inanmak zorunda değilsiniz. Kendiniz de tel. edin, hastaneye gidin, yeter ki destek olalım bir şekilde...

Sen ne yaptın diye soranlara yanıtım: İlk ameliyatta kan bankasıyla buluştrdm, cana can olmaya çalıştm, her gün sesimle ve de dualarımla destek oluyrm, şimdi de Türkiye çapında bir yardım kampanyası başlattım: Medya kuruluşlarına tel. ediyorum, e-postalar atıyorum, Ank'daki arkadaşlarımdan tel. zinciri başlatmalarını rica ettim, vs. Az önce Sinan Bey aradı; Kanal-D ve Show-TV'den röportaj yapmışlar :) Vadaaa! dedim.

Normalde yaptığım ya da yapmaya çalıştığım iyilikleri söylemem ama örnek olmaya çalıştığım bir durum söz konusu olduğundan ve de yol haritası çizmeniz için anlatıyorum...

İnş bir gün Trabzon'a gideceğim ve Gamze bebekle evcilik oynacağım...

'... Paylaşmak, o kadar da zor değil. Hastaneleri, mezarlıkları da gezelim. Diyaliz makinesine bağlı yaşamak zorunda olan ne çok insan var ve insanlar hayatını kaybettikten sonra organlarını bağışlamaktan kaçınıyorlar... Kendi adıma konuşmam gerekirse Ankara’dan buraya gelmeden önce “T. C. Sağlık Bakanlığı Organ Bağış Senedi”ni imzaladım. Korneadan kalbe tüm organlarımı bağışladım. Bir gün hayatımı kaybettikten sonra da bir şekilde birilerine yardımcı olabilirsem ne mutlu bana... Lütfen her şeyin fani olduğunu unutmayalım...'
http://aylinyavas. blogspot. com/2006/ 12/yaam-mesajim. html

Hayatı paylaşmak üzere!

Sevgilerimle,

Aylin YAVAŞ,
Afette Rehber Çevirmen (ARÇ) http://ceviridernegi.org/arc/

http://aylinyavas.blogspot.com

Not: Son olarak daha önce yaşadığım bir olayı aşağıda paylaşmak istedim ki acil durumda sizlere de bir yol haritası olabilir:

From: Aylin YAVAŞ being83@...
To: aylinyavas@...
Date: Jun, 10, 2005 10:56 AM
Subject: Yapbozun son parçasıydı Ergin'e yardım eden…

Sevgili Ergin ve Arkadaşlar,

Öncelikle tekrar geçmiş olsun demek istiyorum. İnşallah en kısa sürede iyi olacak arkadaşın. Benim arkadaşımın da durumu oldukça iyi...

Ben de birkaç "hatırlatma" yapmak istiyorum. Hayatta gerçekten de ektiğini biçiyor insan...
Küçükken babam asla kesin konuşmadığı, "kısmet, bakalım, vs." dediği için ona çok kızardım. "Bir şey ya siyahtır ya beyaz, bana lütfen kesin konuş," derdim... Ama hayat, "gri"ymiş... Bir yolculuğa çıktığını düşün... Arabanın bakımını yaptırmışsın, sen usta bir şoförsün, yol güzel... Herhangi bir sorunsal yok... Her şey yolunda giderken, karşıdan gelen arabanın tekerleği çıkıp, sana çarpıyor ve sen yolundan çıkmak zorunda kalıyorsun, gitmek istediğin noktaya ulaşamıyorsun... Anlatmaya çalıştığım "kaza" ve "kader"in varlığı... Hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktur... Elimden geldiğince hedeflerime ulaşmak için mücadele ediyorum, gerisini Allah'a havale ediyorum ve hayırlısı olması için dua ediyorum... Daha iyisi olan, belki de sizi daha çok mutlu edecek, sizin için hayırlısı olan olmayabilir...

Daha "duyarlı" ve "ilgili" olalım herkese ve her şeye karşı... Ben, elimden geldiğince, herhangi bir karşılık beklemeden, birilerine bir şekilde yardımcı olmaya çalışıyorum... "Bana ne?" demeyelim. Kimi arkadaşlar, hayata karşı bu kadar ilgili olmama çok şaşırıyorlar. Unutuyorlar ki bu hayat çok kısa; dünyada ölümden başkası yalan. Biz insanlar elimizdekilerin değerini kaybedince anlarız. Sımsıkı sarılalım sevdiklerimize...
Kimileri hatırlar, Elif Hoca'nın final teslim gününde ödevim silinmişti. Bazı arkadaşlarım, "Ben olsam, sinirden ağlardım sen ise gülümsemeye devam ediyorsun." dediler. "Kazayla insanlar hayatlarını kaybedebiliyor, benim final ödevim silinmiş, üç saatte daha yüzeysel bir ödev hazırlayabilirim, A'yla değil de B'yle geçerim, canım sağ olsun.)" dedim. Önemli olan "sağlıklı' bir şekilde yaşamak, gerisi gelir...

Dün yaşadıklarımı sadece bir "düşünce sistematiği" örneği vermek için paylaşmak istiyorum: Ergin tel. ettiğinde durum acildi ve min. dakikada max. kişiye ulaşmak zorundaydım. Öncelikle bilgisayar başında çalışan insanlara ulaşmak için hemen e-posta attım. Çünkü ben sadece kendi adres defterim üzerinden yüzlerce kişiye ulaştım. Bunun zincirleme devam etmesi yararlı olabilirdi.

Tel. edip, mesaj atarken de kilit kişilere; örneğin evde tek başına oturan birine değil de, şirkette çalışan ya da yurtta olan, bu vesileyle de yurtlara anons yaptıracak birine ulaşayım dedim.

Şimdi gelelim yapboza... Bundan yaklaşık iki yıl önceydi... "Tesadüfen" bir bayanın konuşmasına tanık oluyorum: Kendisi büyük boy bir yapboz yapmış, yapbozun bir parçası kaybolmuş, yapbozunu tamamlayamadığını için çok üzülüyor, bir yıldır yapboz masa üzerinde bekliyormuş... Ben de bir ışık yanıyor:) Önce bayanla tanışıp, size yardımcı olabilir miyim? diyorum. Yapboz, EDUCA BORRAS adında bir İspanyol şirket tarafından üretilmiş. "Servicio pieza perdida" diye kayıp parça isteme sevisi var. İspanyolca bir form doldurulması gerekiyormuş, bayan da İspanyolca bilen birini tanımadığı için yapbozu evde bekliyormuş... Neyse, ben gerekli yazışmaları yaptım, Sant Quirze Del Valles'den bana ilgili parça geldi, ben de o hemşire bayana ulaştırdım, gözlerindeki o çocuksu sevinci halen unutamam...

ASELSAN, TAI, MİKES, BAŞARI gibi şirketlerin revirlerinde "kan verme listeleri" olur. Gönüllü kişilerin en son ne zaman kar verdiklerini, kan gruplarını, vs. öğrenebilirsin. Bu bayanla diyalogumu sürdürdüğüm için hemen bunlara ulaşıp, kan verebilecek kişinin Gazi Hastanesi'ne gitmesini sağladım. Bana ne başkasının yapbozundan demediğim için Ergin'e yardımcı olabildim belki de...

Ne "garip" şeylerle uğraşıyorsun, diyor bana pek çok kişi:) İnanmadığım hiçbir heykeli dikmem. Hayatta da "tesadüf" diye bir şey yoktur. "Garip" şeylerle birilerine yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana... Cervantes: "Siz dünyayı nasıl algılıyorsanız, dünya da sizi öyle algılar." der.

Sağlık, huzur ve mutluluk dolu günler dileğiyle!

Aylin:)

Not: 1- "Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var" şiirini okuyalım:
...
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene
karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOĞLU, 1977

2- Cep telefonlarımızı 24 saat açık tutalım, acil bir durumda birbirimize ulaşamazsak cep telefonunun işlevselliği pek kalmıyor.

3- Bu notum da özellikle bazı bayanlara; cep telefonunuzu sesini kısıp, çantanızın derinliklerine atıyorsunuz, sonra size ulaşmak imkânsız oluyor. Lütfen daha dikkatli olalım!

















http://www.ayakizi.web.tr/


GİDEBİLDİĞİNİZ YER, AYAK İZİ BIRAKTIĞINIZ YERDİR! :) :)

16.1.07

TATİLE ÇIKARKEN TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE AY-LİN:) HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİZİ RİCA EDİYORUM GÜZEL ÖĞRENCİLERİM!

İYİ TATİLLER GÜZEL DOSTLARIM, CANIM ÖĞRENCİLERİM!

TATİLDE HAYAL KURMANIZI İSTİYORUM SİZLERDEN, TEK ÖDEVİNİZ BUDUR :) BİR DE ONLARI YAZMANIZI!

UNUTMAYALIM Kİ DÜŞ + ZAMAN = GERÇEK OLUR!

BİLİM ORMANI DAVUTPAŞA’DA 12 ŞUBAT’TA BULUŞMAK DİLEĞİYLE!

GÖKYÜZÜNÜNÜZ AÇIK OLSUN!

SİZİ ÇOK SEVEN HOCANIZ AY-LİN:)

(BU GÜN GOTİK METAL & GOTİK ROCK'I KEŞFETTİĞİM GÜNDÜR; SAĞ OL UĞUR (KOL),
SANA ARTIK MÜZİK DANIŞMANIM DİYECEĞİM:) İYİ Kİ VARSIN!

http://www2.blogger.com/profile/13975812340485259071

NOT: AŞAĞIDAKİ İKİ SORUYU YANITLAYINIZ: İSTER BANA E-POSTA ATIN, İSTERSENİZ YAZININ ALTINDAKİ COMMENTS’E EKLEYİN!

SEVGİLİ ÖĞRENCİLERİM, TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? ÇÖZÜM NE OLABİLİR? YAKIN GELECEKTE KULÜP KURUYORUM: HEP BERABER BEYİN FIRTINALARI YAPIP, ÇÖZÜMLER ÜRETECEĞİZ… ÖNCE İST-AN-BUL’U, SONRA DÜNYAYI FETHEDECEĞİZ… SİZİ ÇOK SEVİYORUM! İYİ Kİ VARSINIZ!

AY-LİN:) HOCANIZ HAKKINDA DÖNÜT RİCA EDİYORUM! BİR DÖNEMİ BİTİRDİK… SİZLERİ TANIDIĞIMA ÇOK MUTLU OLDUM. YOLUNUZ AÇIK OLSUN. SİZLERDEN ALDIĞIM DÖNÜTLERLE
BEN DE KENDİMİ GELİŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİM. HEP BERABER ÖĞRENECEĞİZ! ÖNEMLİ OLAN HAYAT SINAVINDA BAŞARILI OLMAKTIR. BEN DE SİZİN HAYATINIZA RENK VE KALİTE
KATABİLDİYSEM, NE MUTLU BANA!

(Öğrencilerimin sınıf, bölüm, doğum günü, vs gibi bilgilerini de ekledim; kendimce onların beyin haritalarını çiziyorum:)

(Canım Arkadaşlarım, iletileri geliş sırasına göre koydum. Bilginize:)

Bilgehan ALKAN, bilgehan_alkan@hotmail.com (B10, Makine Mühendisliği, 29.10.1988, Kocaeli)


Hocam, eğitim sistemi bence çok acımasız. Çünkü insan üç saatte geleceğini belirleyebiliyor ve o anda insanın başına herhangi bir şey gelse kişinin tüm hayatına mal oluyor. Bu zaten böyle bir eğitim sistemi sadece bizim ülkemizde var. İnşallah değiştirirler demek istiyorum ama zannetmiyorum...

Hocam size gelince süpersiniz valla enerjinize hayranım yani insan bu kadar mı enerjik olur ya? Sabah derslerde şöyle bir kestireyim diyorum ama ders o kadar hareketli oluyor ki ona bile izin vermiyorsunuz. Umarım sınavlarınız iyi geçiyordur. Gelecek sınavlarınızda başarılar.

Hatice Özbek, deadstreet1@hotmail.com (C15, Matematik Mühendisliği, 26.10.1985, Bulgaristan)

Bence Türkiye’deki eğitim sistemi zeki insanların önünü kapatıyor. Ezberci bir sistem almış başını gidiyor. Böylelikle farklı fikirlerin önü kapatılmış oluyor. Gerçi farklı fikirleri ciddiye alanda yok; çünkü bir kalıp bulmuşlar yeniliğe kapatmışlar gözlerini. İşin kolayına kaçılıyor böylelikle… Gözlerini açıp baktığında da milletimiz, önünde konuşmayı bile doğru dürüst bilmeyen gençleri görüyor… Çünkü bu gençlerin en verimli geçirecekleri zamanında bir ÖSS sistemi koyulmuş önlerine... Bir an önce bir çözüm bulunmalı. Neden bu ülke böyle diye düşünüleceğine neden eğitim sistemimiz böyle diye düşünülmeli. Çünkü çözüme işin çekirdeğinden başlanmalı...

Yusuf ŞERMET, aaa_bilinmiyor@hotmail.com (B2, Elektrik Mühendisliği, 01.01.1987, Konya)

Eğitim sistemi günümüzde bizleri birer programlanmış obje olarak görmektedir. Bugün aynı şeyi bilgisayarlarda yapabiliyor. Bizler bu sistemde programlanan değil programcı olmak istiyoruz ama insanları değil insanların mutluluklarını sağlayacak her şeyi programlamak! Sınırları çizilmiş bir eğitimin öğrencilere sadece ezberci eğitimi öğrettiği bir sistemde bizler beyinleri körelen insanlar olmak istemiyoruz. Bizler hayallerimizi gerçeğe dönüştürebileceğimiz, bütün insanların mutlu olacağı, minicik yüreklerimizin her sabah yeni bir şey öğrenme duyusuyla uyanacağı bir eğitim istiyoruz.

Öğrenci gözüyle AYLİN YAVAŞ

Daha önce meleklerin insan yüzüyle aramızda olduğunu söyleselerdi sadece güler geçerdim ama bu yargım sizinle değişti ve aynı şeyi şimdi söyleseler ilk aklıma gelen sizin isminiz olur "AYLİN HOCAM". O kadar büyük bir altın kalbiniz var ki sesinizde neşeyi duyduk, gözlerinizdeki ışıkta sevgiyi gördük öğrencileriniz olarak. İyi ki varsınız ve iyi ki sizi tanımışız! Biz öğrencileriniz sizi çok ama çok seviyoruz.

Mina KAPAKLI, minakapakli@hotmail.com (B2, Matematik Blm., 28.02.1989, Şanlıurfa)

Hocam, Türk Eğitim Sistemi’nden hayatım boyunca hoşnut olmadım ne lisede ne de şimdi… Sonuçta pratik yapamıyoruz. Dil öğrenmenin tek yolunun yurtdışı olduğuna inanıyorum. Sadece gramer bilgimiz artıyor ama şahsen ben konuşamıyorum, sürekli takılıyorum.

Sizin hakkınızda da iyi ki bizim hocamızsınız, sizinle ders işlemekten gerçekten zevk alıyorum. Sizi görünce zamanımı boş geçirdiğimi ve boş vakitlerimi daha iyi geçirmem gerektiğini düşünüyorum. Mesela daha çok konferansa katılmak, bilgilenmek istediğimi hissediyorum sizi görünce. Pozitif enerjinizi bize yansıtabiliyorsunuz. Üniversitede olduğumu ve hayatın gezmekle sınırlı olmadığımı fark ettiriyorsunuz. Teşekkür ediyorum. Size, pozitif enerjinizin hayatınız boyunca kaybolmaması dileğiyle!

Öznur ÖZDEMİR, ozdemiroznur57@hotmail.com (B2, KİMYA MÜHENDİSLİĞİ, 01.01.1986, İSTANBUL)

İyi yaşamış, sık gülmüş ve çok sevmiş olan, hayatta başarılı olmuş insandır. Bu tanıma en uygun insan sizsiniz bence. Öncelikle ailenizi sizin gibi iyi ve başarılı bir insan yetiştirdiği için tebrik ediyorum ve kendimi de sizi tanıdığım için şanslı görüyorum. Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir ve siz dünyanın en zengin insanı olarak kendinizi görebilirsiniz.

Ben başarılı ve zengin hocama bir ömür boyu sağlık ve mutluluklar diliyorum..

Melek ŞENYURT, mlk7_ee@hotmail.com (B2, Matematik Blm., 12.01.1988, Eskişehir)


Eğitim sistemi hakkında düşüncelerimi mi soruyorsunuz? Peki, yorumlarımı söyleyeceğim ama sadece kendi yaşadıklarım üzerinden. Çünkü tersliğini yaşamadığım konularda çoğu kişilerin yaptığı gibi yorum yapmaya hakkım olduğuna inanmıyorum.

On üç yılın eğitim mağdurundan;

İlkokulda birinci sınıfta başladı aksaklıklar… Yıl 1994… Daha çoğunun yüzünü ilk defa gördüğüm arkadaşlarımla birlikte ders görmeye başlayacaktık… Ama nerde? Hani küçük çocuklarının içine kötü olayların olacağı doğar da o ortamdan uzaklaşmak isterler ya da ağlarlar bunaldıkları için, işte öyle bir gündü… Yine küçücük çocuklar ağlıyordu ben o gün ağlamamıştım. Ama şu an utanmasam ağlarım, her yeni okula gittiğim gün için…

İngilizceyle ilkokul 4’de tanışan öğrencilerdenim ben. Daha sistem yeni uygulamaya konulduğu için okulumuza öğretmen ataması yapılmamıştı, derslerimizin boş geçmesini önlemek amacıyla da bir öğretmen tutulmuştu. Ailelerimizin eğitimimiz üzerine verdiği önemden dolayı bu öğretmen işinin ehli bir kişiydi. Maalesef biz öğretmenimizin birikimlerinden yararlanamamıştık. Çünkü sevgili öğretmenim seviyemize inemiyordu:(
Derken öğretmen atandı da biraz daha rahatladık:)

Gelelim yerleştirme sınavlarına; o zamanlar ilkokuldan sonra ortaokul ve lise öğretimi veren okullara yerleştirme sınavları oluyordu. Ben daha ne olduğunu zar zor idrak ederken ailemin önerileriyle ders çalışıyordum. Derken bir gün bir uyandık sınav kaldırılmış. Olsun çalıştığımız yanımıza kâr kaldı. Böyle mağdurluklarla ilkokul sona erdi.
Zaten o yıllarda ilköğretim sekiz yıla uzatılmıştı. Ama memnun oluyorum ki okulumda önceden oturmuş ortaokul sistemi vardı. Başka okullarda okuyan arkadaşlarım bir de bu değişikliğin mağduru olmuşlardı… Ortaokulda branşlara ayrılan dersler ve öğretmenler… Her öğretmende farklı bir huy, farklı bir sistem… Olsun buna da alıştık…(Sakın branş öğretmenleri derse girdiği için şikayetçi olduğumu sanmayın aksine çok memnunum ve ilkokulda bile branş öğretmenleriyle ders işlenmesi taraftarıyım. Ama o yıllarda küçücük olan ben:) bu değişimi bir kere de kabullenmekte zorlanmıştım.)

İşte ortaokuldan da mezun olma zamanı gelmişti. Bu sefer de o zaman ki adı LGS şimdi ki adı OKS olan sınava hazırlanıyordum. Hafta içi okulda ders ve hafta sonu dershane (bilemezdim ki bu hafta sonlarının yok oluşunun ilk günleriydi…). Bitmek bilmeyen bir koşuşturma… Bir gün bir yazılıdan çıktım öğretmenimle konuşuyorum, önceki sınavda beklediğimden daha düşük bir puan aldığımı söylüyorum, benim söylemekteki amacım eksik olduğum konuları öğrenmek ve başka çalışma teknikleri üzerine öğretmenimin önerilerini almaktı ama aldığım cevap beni hüsrana uğratmıştı.

İşte her yerde bizi düşünen büyüklerimizin kendine göre mantıklı yorumlarından biri; ben sizin yazılılarınızı artık daha inceleyerek okuyorum çünkü fen lisesi veya Anadolu lisesini kazanamazsanız süper lisede (Yani yabancı dil ağırlıklı eğitim verilen liseler. Bugün bu liseler artık yok çünkü liseler dört yıla çıkarıldı ve İngilizce ağırlıklı eğitim verilir oldu her okulda.) eğitim görmenizi istemiyorum. O gün bu sözlerin şokunu çok uzun sürede atmıştım ve öğretmenime çok darılmıştım hala da içimde bi burukluk olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Ama şükrediyorum ki Anadolu Lisesi’ne yerleşebildim ve eğitimimde değişikliklere sahip olabildim. İnkâr etmeyin ki öğretimde her okulda farklılıklar var.

Liseye başladım… Öğretim görevlilerimiz gerçekten işinin ehli kişilerden oluşuyordu. Müdürümüz yeri geldiğinde arkadaşça önerilerde bulunurdu, yeri geldiğinde ise yöneticiliğin verdiği otoriteyle görevini devam ettiriyordu (Belirtmek isterim ki hala değer verdiğim bu kişide günümüzde her öğretmenin devlet okullarından kaçıp özel sektöre geçme amacını güderek özel okula geçti.) Yerine gelen müdürümüz hakkında ise bayağı konuşuldu; arkası sağlammış, kalıcı gelmiş, yoksa ne sebeple ilköğretimden direkt Anadolu Lisesi’ne yönetici yapılsın…

Derken öğrencilerde bu yoruma katılmaya başladı çünkü üzerimize uygulanan yönetimle kendimizi ilkokul çocuğundan farksız hissediyorduk. İnanır mısınız bir ara okulda topitop yememiz bile yasaktı. Bununla bitti mi yeni gelen müdürümüzden olan şikâyetlerimiz hayır! Bu kişi saygı duruşunda sözde öğrencileri uyarmak adı altında argo kelimeler kullanarak bağıran el kol hareketleri yapan bir kişi, biz de böle öğretim görevlilerince yetişmeye uğraşıyoruz…(Atalarımız kılavuzu karga olanın… diye bir söz söylemişler ya yoksa biz de mi öyle olacağız sorarım size?).

Gelelim psikolojik danışmanımız ve rehberlik öğretmenimize bu kişiyle kim konuşup sorunlarını çözmeye çalıştıysa işlerinin daha da bir çıkmaza sürüklendiğini söylemeden edemeyeceğim, peki ya bu öğretmenin psikolojisiyle kim ilgileniyor? Tabii ki kimse öncelikle öğretmenlerin psikolojisinin incelenmesi lazım. Eviyle sorunu olan hocalar yüzünden az mı ezilmedim ben. Başkalarının sorunları yüzünden kişiliğinde yaralar açılan kişilerden mi yarını kalkındırmasını bekliyorsunuz? Güldürmeyin beni…

Gelelim branş öğretmenlerimize… Türkçeyi konuşamayan öğretmenlerden ders gördüm ben… Mutluyum ki gördüğüm ders başkalarınınki gibi Türkçe değildi, matematikti de simgelerden falan anlayabiliyordum dersi…
İşte eğitim; ilk yıl hazırlık okudum (şuanki gibi…) devamında yine İngilizce ağırlıklı bir eğitim, lise 1 de bir de almanca eklendi bu yabancı dil eğitimine… Sonrasında bölüm seçilip ayrılan sınıflar… Ben sayısal öğrencisi oldum. O zamanlar ÖSS böyle değildi. Bu yüzden eğitim müfredatı başka bizim işlediğimiz konular farklıydı, mesela fizikte biz lise 2 konularını işlememiştik anlayışımız ‘nasılsa ÖSS’de yok’tu. Ne oldu Türkiye’nin bir gecede değişen koşulları bizi de vurdu? Biz üzerimizdeki şoku atlatıp geçtiğimiz yılın konularını tekrar işlemeye karar verdiğimizde ise çok geç olmuştu. Lise 3 başlamıştı, lise 3’ün kendi müfredatı lise 2 konuları ve ÖSS maratonu inanın çok zor bir dönem mutlaka yakınlarınızda yaşayan vardır bu dönemi… Burada da bir sorun var. Madem bu öğrenciler bu konuların tamamını 1 yılda görebiliyor neden liseler 1 yıla indirilmiyor? Bırakın o ilk iki yılı okumasınlar, çocukluklarını gençliklerini yaşasınlar…

Derken sınava girdim ÖSS gecelerimin kâbusu... Herkes bir telaş içinde yerleştim mi yerleşemedim mi telaşı içinde. Sistem mağduru olacak mıyım korkusu. Yine şanslı insanlardanmışım ki ilk yılımda yerleşenlerden oldum. Yerleşmem ise ayrı bir sorundu. Puanlama sistemi değişti, beklediğim puanın altında aldım, yüzdelik deseniz o da değişti sadece sayısallar içinde değerlendirme var dershane rehberlikleri bile ne yapacaklarını tam bilmiyor… Ben de kendime göre bir çözüm üretip sadece okumayı amaçladığım yerleri yazdım açıkta kalmayı göze alarak, şükürler olsun ki yerleştim.

Bakmayın böyle yeni ÖSS sistemi hakkında konuştuğuma, yeni sistemi önceden savunanlardanım. Madem bu dersi görüyoruz, sorumlu olmamız en doğal şey. Ama